GeziyoruZ

BİZİMLE GEZMEYE VAR MISINIZ??

Erdeği Gezelim Erdek


Erdeğin yerlisi olarak saydığım için kendimi bu yazıyı kendi ellerimle yazıyorum hiçbiryerden alıntı değildir. Balıkesire bağlı olan erdeğe ulaşım çok rahattır. Ben İstanbuldan ulaştığım için otobüs seyahati ile 5-8 saat (şoföre bağlı) araba seyahati ile yaklaşık 5 saat sürebilir. Ankara ve İzmir den Erdeğe ulaşacaklar için süre değişkenlik gösterebilir. Ankaradan ve İzmirden tahmini olarak 8 saatte ulaşılınabilir.

Erdek Kapıdağ yarımdasında bulunmaktadır. Erdeğe ulaşırken Kapıdağ yarımadasının ince boynundan geçilir bu nedenle ada izlenimi vermektedir.

Erdeğin iklimi İstanbul iklimi ile benzerlik gösterse de 2-3 derece daha sıcaktır. Biraz da olsa Ege havası vardır. Aşağıdaki resimden inceleyebilirsiniz:

Erdek Kapıdağ

İşte yukarıda Erdeğe ulaşılırken geçilen ince boyun görünüyor. Sağ tarafında Bandırma yer alır.

Bandırma Erdekten daha önce kurulan bir yerleşim olsa da Erdeğin yaz turizmi ve güzelliği sayesinde Erdek daha gelişmiştir.

Erdek Otel Motel ve Tatil:

Erdeğe yazın göbeğinde giderseniz otellerin ve pansiyonların fiyatları çok uçuk olabilir. Bu nedenle önceden Erdeğe gitmemişseniz en güzel seçenek şudur:

Erdeğe öğlen saatlerinde varılır ve Erdek koyu boyunca yürüyerek otel ve pansiyonların fiyatları özellikleri öğrenilir ona göre karar verilir. Hem paranız cebinizde kalır hemde sevdiğiniz bir otelde Erdekte tatil yapma imkanı bulabilirsiniz. Sakın korkmayın önceden rezervasyon yaptırmasanızda sokakta kalmazsınız eğer dediğimi yaparsanız 2-3 saat içinde seveceğiniz bir yer bulabilir hem koyu tanımış olursunuz. Otel yada pansiyon ararken yürüyeceğiniz o kocaman yer Erdeğin uçsuz bucaksız plajıdır. Göz alabildiğine koy, yanlarda palmiyeler, yürüyüş yolu, ve denizin hemen yanında barlar, diskolar, oteller, pansiyonlar. Sizin için o muhteşem koyun resmini koydum aşağıda:

İşte bu gördüğünüz uçsuz bucaksız yer Erdeğin plajıdır. Tümüyle göz alabildiğine kumluk.

Sevgili tatilciler bu resmin sol tarafında kalan yer erdeğin merkezine gider oranında ben resmini koyayım ve bakın:

Erdeğin içini gösteren bulabildiğim resimler bunlar fakat:( Erdeğin merkezi kalabalık şehirleri aratmaz yaz günlerinde. Çay bahçeleri, çay bahçelerinde dev ekran televizyonlar, merkezde eğlence yerleri, yemek yerleri ve ağustos ayında iğne atsan yere düşmez bir kalabalık. Yanlış anlamayın Erdek ufak bir yer değil fakat okadar kalabalık olur ki yaz günlerinde insanlar omuz omuza yürürler.

Herhangi bir çay bahçesine geldiğiniz zaman karşınıza minicik Zeytin adası çıkar:) Onunda resmi aşağıda.

Zetin Adası

Zeytin adası çaybahçelerinin ve merkezin tam önündedir.

Merkezden devam ettğiniz zaman resimlere göre belirteyim. Seyitgazi tepesine doğru gidersiniz. Bu bölümdeki yürüyüş yolundaki evler diğer koy tarafına göre daha lükstür ve zengin kesime hitap etsede denizi taşlıktır. Yani Erdekte 2 farklı koy vardır işte onunda resmi aşağıda:

Erdek Seyitgazi

Yani arkadaşlar gidin görün kalın en az 10 gününüzü Erdek için ayırın. Ota halli kesimler için çok uygun ve unutamayacağınız bir tatil yapacaksınız.

Gelelim Erdeğin insanlarına hepsi yardımsever hepsi canı gönüldendir… Erdeğin merkezinde pazar kurulur eğer pansiyonunuzda yemek pişirme imkanınız varsa bu pazarı ziyaret edebilir yeler sebzeleri ve yiyecekleri alabilirsiniz.

Unutmadan zeytin adasının yakınında Erdeğin limanı vardır Tekirdağdan vapur yolculuğu ile ulaşılınabilir yada yaz aylarında İstanbuldan fakat ilk gidişte karayolunu tercih ederseniz daha iyi bir seçim olabilir.

Ayrıca İstanbuldan Erdeğe gidecekler için İstanbul- Bandırma hızlı feribotları vardır. 2 saat sürer ve Bandırmadan da Erdek minibüsle sadece yarım saat.:)

İçimden geldiği gibi yazdım sevgili tatilci arkadaşlar. Ben her yazımı Erdekte geçiririm. Merak ettiğiniz aklınıza takılan ne varsa yorum bırakın sorun seve seve cevaplarım.

Sinan

Sevgiler.

İstanbul’a Gidip Anadolu Fenerini Görmek Lazım


Anadolu Feneri Poyrazİstanbul Boğazının Anadolu yakası Karadeniz girişinde yer alan Anadolu Fenerine gidiyoruz ama önce Poyraz köye uğrayacağız

Beykoz’dan dönüp Yuşa Tepesini geçerek Anadolu Kavağına gidiliyor, bunun yanı sıra yola devam ederek Yoros Kalesi yanından geçip Poyraz ve Anadolu Fenerine ulaşmak mümkün. Bir başka alternatif olan Beykoz’dan direk olarak Akbaba Köyü yoluyla Anadolu Fenerine gidilebiliyor. Her iki yol ile ulaşılan bu iki nefes borusu İstanbul boğazına hâkim manzarasıyla yüksek tepelerde yer alıyor. Poyraz yaz boyunca teknelerin, yatların sığındıkları korunaklı bir koyda bulunuyor. Sahil kum plaj olunca denizden gördüğü rağbete karadan gelenler de ekleniyor. Kıyı bandı üzerinde omuz omuza vermiş, hepsi deniz manzaralı balık restoranları açık ve kapalı bölümleri ile köyün cazibesini artırıyorlar. Araçla sahile kadar inilebilen, dalgakıran çevresinde dolaşılabilen Poyraz da, araçla veya merdivenle çıkılabilen yüksekçe bir tepede seyir ve piknik alanı bulunuyor. Her iki yönde farklı bakış açılarına sahip manzaraya karşı ağaç gölgesinde çay yudumlamak, oksijeni bol, deniz kokulu püfür püfür esen rüzgâra teslim olmak, serinlikler yaşamanıza, tüm zihin yorgunluğundan kısa sürede kurtulmanıza yardımcı oluyor. Poyraz’ın hemen her yerinde araç park imkânı var. Köye bir köprü ile bağlanan ve Poyraz cami yanında bulunan uç burundan Anadolu Fenerini görebiliyor, hiç kimseye bir kuruş ödemeden muhteşem manzaraya karşı kalabildiğiniz kadar kalıyor, piknik yapabiliyorsunuz. Fakat daha cazip bir başka mekân Poyraz Gözetleme kulesi ve Kalesinin yer aldığı kule dibinde bulunuyor. Şimdi oraya gidiyoruz.
Poyraz Kalesi Caminin arkasında ki köprüden geçip köşedeki çeşmeyi sola doğru dönünce kale karşınızda beliriyor. Yeşillikler içinde ilerliyor ve kalenin içine girebiliyorsunuz.
Poyraz köyünün kuzeydoğusunda, boğaz girişine hâkim bir yerde, bugün kısmen ayakta kalabilmiş gözetleme kulesine sahip kale dairesel bir plana sahip. Batı giriş kısmı düz, 20 metre çapında olan kalenin duvar kalınlığı 160 cm olup, üzerinde 12’si dar, 12’si geniş mazgal bulunuyor. Kale girişinin sağ ve solunda personelin kaldığı mahzen girişleri görülebiliyor. Kalenin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber 1778 savaşı sonrası Kaptan-ı derya Cezayirli Hasan Paşa tarafından Fransız mimarı Baron de Tott’a yaptırıldığı sanılıyor. Karşı yakada yer alan Garipçe Kalesi ile aynı devre ait olduğu, aynı amaçla yapılıp kullanıldığı biliniyor. Kalenin etrafı ise bahar aylarında çıtı pıtı, renk ahenk çiçek yapıyor.

Kalede piknik


Kaleyi arkamıza alıp güvenle ilerliyor tepeye kurulmuş piknik bahçeli özel kamelyalı kır lokantasına konuk oluyoruz. Kır lokantasını Hayati Aktaş işletiyor. Balık, et, tavuk bulunduruyor. Piknik yapacağımız masaya yakın bir yere aracı çekiyor masaya yerleşiyoruz. Beraberimizde getirdiklerimiz varsa getirdiklerimizi, yoksa lokantaya vereceğimiz siparişlerle piknik yapıyoruz. Lokantadan hiçbir şey yemezseniz kamelya kirası 20 milyon TL ödüyorsunuz. Yemek yiyenler sadece yediklerini ödüyor, kira vermiyorlar. Lokanta personeli arzu edenlere kömürü yakılarak ateşi hazır mangal getiriyor. Çim kaplı tepede toprağa basarak, dolaşarak yemek yerken çevreden gelen diğer mangal dumanı kokuları kendin pişir, kendin ye zevkinizi körüklemeye yetiyor. Tam karşınızda Garipçe Köyü, Rumeli Feneri, boğazı bitirip Karadeniz’e kavuşan veya İstanbul’a giriş yapan gemiler, şilepler, arada yatlar, yelkenliler ve de tankerler sizi oyalıyor. Aileler, motosiklet grupları yemek yiyip, içeceklerini yudumlarken sahilde bulunan içi mağara gibi oyuk “Plefkaya” isimli ilginç konik kayaya da bakıyorlar. Kış boyunca üzerinden dalgalar geçen, duvarları döven dalgalara karşı koyan kaya kütlesi, doğal anıt olarak seyrediliyor. Kaya çevresi temiz denizi, manzarası ile yatların, küçük teknelerin uğrak yeri oluyor, isteyenler deniz banyosu alabiliyor, çevrede dolaşabiliyor, rüzgârlı tepede uçurtma uçurabiliyor, kalede anı fotoğrafları çekebiliyor.
Kule dibi piknik alanından ayrılıyor ve Anadolu Fenerine yöneliyoruz.

Anadolu Feneri

Gerek Poyraz, gerekse Anadolu Fenerine yaptığınız gezi boyunca içinizi bir huzur kaplıyor. Birincisi iyot ve yosun kokulu denizin kokusunu taşıyan filtre edilmişçesine temiz ve hafif rüzgârın bünyenizde yarattığı sakinleştirici etkisi.
İkincisi kent yaşamı içinde beton, asfalt, :-):-):-):-)l zeminlerde dolaşıp üzerinizde biriken elektrikten toprağa basarak bünyenizi kurtarmış olmanız. Üçüncüsü ise her iki köye yaptığınız gezilerde hem İstanbul’dan uzakta çok farklı bir mekânda bulunduğunuzu hissediyor, görüyor, yaşıyor, hem de Levent, Maslak semtlerinden göğe yükselen gökdelenlerin oluşturduğu yeni İstanbul siluetini görerek, kentten pek de uzakta olmadığınızı fark ediyorsunuz.
Hiç İstanbul’da değilmiş gibi bir izlenim içinde ilerlediğiniz yolun yemyeşil ağaçlarlar, bodur bitkiler, çiçekler, ormanlarla kaplı olması, hala betonlaşan kentte hayat olduğunu anımsatması, mutluluğunuzu artırmaya yetiyor. Özlediğiniz nefes borusunun bu denli yakın ve bakir kalabilmesi, tekrar tekrar gelme arzusu uyandırıyor. Bu izlenimle 10 dakika gibi kısa sürede sağlı sollu piknik bahçeleri arasından geçerek geldiğiniz Anadolu Feneri son nokta oluyor, burada kontak kapıyorsunuz. Fenere gelirken ilk karşılaştığınız restoran “Ay Işığı” oluyor. Tel no: 0(532) 788 20 03. Rampada ki restoran önünden geçen yokuş sizi sahile balıkçı teknelerinin çekek yerine getiriyor. Daha ilk dakikadan itibaren balıkçı köyünde olduğunuz hafızanıza kazınıyor. Manzara ve ortamın tadını iyice çıkarmak, bu zevki uzun süre yaşamak için araçlarında şezlong, portatif masa, katlanabilir sandalye, şemsiye getirmeyi tasarlayıp gerçekleştirenler, doğanın bonkör davrandığı yerlere imrendirici masalarını kuruyorlar.
Hafta sonlarının klasik kokusu, ızgara dumanları ne kadar yemek yerseniz yiyin iştahınızı sürekli uyandırıp acıkmanıza neden oluyor.
Sahile inen yokuşu kullanmayıp da düz devam ederek fenere ulaşanlar, fenere komşu olan caminin balkonundan çevreyi seyretme imkânı buluyorlar. Bu noktada ki seyir terasından boğaz, İstanbul gökdelenler silueti, çekek yerine bakılıyor, fotoğraflar çekiliyor, çektiriliyor. Kuruluşu diğer kale ve kulelerle aynı tarihi taşıyan, aynı ölçülere sahip Anadolu Feneri Gözetleme kulesi, bugünkü deniz fenerinin bulunduğu yerde ki dış duvar kalıntıları da görüldükten sonra, arzu edenler caminin arkasında bulunan dik merdivenden inerek yamaca kurulu kuş yuvası misali mütevazı balık lokantasında mola veriyorlar. Taraçalar halinde çeşitli kademelere konulmuş masalara kurulup deniz fenerinin altında, denize karşı taze balık yemenin zevkine doyum olmuyor. “Kaptanın Yeri” isimli lokantayı Ahmet Faruk Başaran işletiyor. Tel No: 0(216) 536 02 36. Çinekop, tekir, dilim palamut, deniz levreği, hamsi, istavrit gibi yöre balıkları, balık köftesi, balık böreği, mevsim salatası türünden yemek yeniyor, üzerine kahveleri, sodaları içerek dönüşe başladığınız anda aklınız Anadolu Fenerinde, Poyrazlarda kalıyor. Olayı çok önceden fark edip bölgede yapılmış villalar aklınızı çeliyor. İsterseniz İstanbul’a direk dönüyor, isterseniz ekmek arası midye tava yeme bahanesiyle Anadolu Kavağına uğrayabiliyor veyahut Yuşa Tepesine giderek dua ediyorsunuz. Özel bir durum, aşırı trafik yoğunluğu yoksa güzel anlar yaşanmış bir günün akşamında, Anadolu Fenerinden hareketle bir saat sonra kentin merkezinde olabiliyorsunuz. Tarihin sessiz tanıklarından olan Anadolu yakasında Anadolu Feneri, Rumeli yakasında Rumeli Feneri boğazın Karadeniz girişinde gece gündüz gemilere yol gösterip birbirlerine göz kırpmaya devam ediyorlar.

alıntı

Meşhur ULUDAĞ’ımız Hakkında Herşey***


Uludağ Hakkında

Bursa’nın tepesinde 2543 metre yükselen volkanik bir dağ’a tırmanıyor, amacı karlı tepelerin, eğlencenin, temiz havanın zevkini doyasıya çıkarmak isteyen mutlu insanların bir araya geldiği tatil ve eğlence merkezine uzanıyoruz.

Uludağ, Marmara Bölgesi’nin geniş düzlüklerine yayılmış, Bursa ili sınırları içinde yer alıp, ülkemizin en çok rağbet gören kış ve kayak merkezi konumunda. Dağın 12.732 hektarlık bölümü, 1961 yılında Milli Park olarak ayrılmış. Milli Park statüsü uygulamalı Uludağ da ziyaretçiler yıl boyu konaklama tesislerinden ve Kirazlıyayla, Sarıalan, Çobankaya’da düzenlenmiş olan günübirlik alanlardan da yararlanabiliyorlar.
Aralık ayından başlayıp Nisan ayına kadar karla kaplı alanlarında kayak yapmaya elverişli sahalar ve yüksek kar kalitesi ile kış sporları için makbul sayılan pistler bulunuyor.
Uludağ yaşamına geçmeden önce doğal yapısına bakacak olursak dağın çeşitli yüksekliklerinde dünya ormancılık literatüründe bilimsel ve görsel bakımdan bir çok özellik dikkat çekiyor. İlkbaharda yemyeşil uzanan orman denizi, sonbaharda sarı, turuncu, kahverengi, koyu yeşil gibi renklere bürünürken, sert kayalar anıtsal güzellikler sergiliyor. Bakacak Tepesi Bursa’nın seyir zevkine görkem katarken bu zenginliklere Uludağ’ın mitolojik öyküsü de ilave oluyor. Antik çağda Olympos Misios olarak bilinen dağ, insanları yüksek yerlerden izleyen efsanevi tanrıların yaşadığı yer olarak anılmış, Bizans devrinde keşişlerin barındığı bir yer olarak dağa “Keşiş Dağı” denilmiş, 1920 li yıllardan sonra dağ bugünkü adını almış.

Flora ve Fauna
Batı Anadolu’nun en yüksek dağı olan Uludağ’ın 11.338 Hektarlık alanında % 81’i ormanlarla kaplı. Bu bölümlerde Bursa Ovasından 2543 metreye yükselirken beş orman kuşağını gözlemek mümkün oluyor.300-350 metre yükseklikler tipik maki florası ile geçilirken Çalı Meşesi, Koca Yemiş, Defne, Katır Tırnağı gibi bitkiler canlı renk dünyaları ile pastoral bir ziyafet çekiyorlar. 700-750 metrelere çıkıldığında Kestane, Karaağaç, Ceviz, Fındık ağaçlarında, diğer çeşitlerle beraber karışık bir yaşam tarzı gözleniyor. 1000 metrede Kayın ağaçları Karaçam korulukları egemenliğine tanık olanlar, 1000-2000 metrelerde Göknar ağaçların yurduna misafir oluyorlar. Tamamen Uludağ’a özgü olan Uludağ Göknar’ı 700-2050 metrelere kadar yaşamlarını Kayın ağaçları, Titrek Kavak ve Çamlar arasında nefes kesen güzelliklerini karışık ormanın gizemiyle beraber sürdürürlerken, bu yüksekliklerden itibaren zirveye kadar bodur alp bitki örnekleri ardıçlar, küçük kır çiçekleri mevsimsel değişimlerle coşkulu bir peysaj sergiliyorlar. Uludağ’ın doruklarına tırmananlar 980 metrede yaban hayatı üretme istasyonun da geyik ve karacalar üretimine şahit oluyorlar. Milli Park sınırları içinde kurt, yaban domuzu, tilki, çakal ve sansarlar doğal yaşam koşullarını sürdürüyorlar. Uludağ’ın bir başka sürprizi akarsuları, ve gölleri, sportif amaçlı olanlar için bünyesinde olta balıkçılığı potansiyeline de cevap veriyor.

Uludağ’da neler yapılır
Uludağ’a kayak sporu için çıkanlar becerilerine göre farklı özellikteki 10 ayrı pistte kayabiliyorlar. Otellerin kar kıyafeti satan mağazalarından kayak kıyafeti kiralanabilen veya satın alınabilen kayak kıyafetleri kayak takımları ile ilgili bürolarından kayak öğretmenleri nezaretinde 5 ila 10 saat süreli derslerle kayak öğrenilebiliyor. Çeşitli yerlerde kullanıma sunulan kar motorları, atv, kızak gibi tekerlek ve paletli araçlarla kar gezileri yapılıyor. Kayak yapmayacak olanlar öncelikle oteller bölgesinin 3 km lik gezi parkurunda, temiz havada zindelik kazandıran yürüyüşler yapabiliyor. Konakladıkları otellerin dışında diğer tesisleri, otelleri geziyor iç bünyelerde sunulan aktivitelere katılabiliyor, havuz, sauna, spor salonu, disko, bar gibi ünitelerden yararlanabiliyorlar. 550 İla 1700 metre uzunluktaki 8 ayrı telesyejlerle çeşitli noktalara çıkıyor bu çıkış sırasında fotoğraf, film çekerken çevreyi seyredebiliyor farklı noktalara ulaşınca buradaki tepe-cafe, bar, restoranlarda oturup dinlenebiliyorlar. Oteller Bölgesinde ziyaretçilerin kullanımını sunulan teraslar ve cafelerde açık havada yemek yiyerek piknik yapılıyor. Havanın elverdiği ölçüde güneşleniyorlar. Bir çok yerde sıcak şarap ve sucuk ekmek yeniyor. Çeşitli alış veriş mağazaları gezilip dağda duyulan ihtiyaçlar karşılanabiliyor. Havanın kararmasıyla şölen gibi geçen akşam yemeğini takip eden saatlerde hızlı yaşanan gece hayatı başlıyor!. Canlı müzik yapan mekanlar dolmaya başlıyor. Tüketilen içkinin de etkisiyle eğlence kasabası haline dönen Uludağ’ın bar ve otel diskolarında sabahın ilk ışıklarına kadar dans edenler, bu defa karlı tepelerden sonra eğlencenin doruklarına çıkıyorlar. Otellerin sağlık ekipleri ve Uludağ Sabancı İlk Yardım Sağlık Merkezi, yükseklik, havadaki oksijen oranı gibi nedenler veya kırık, çıkık, burkulma gibi problem yaşayanlara dahiliyeci ve ortopetistlerle sağlık hizmeti veriyor.

NASIL GİDİLİR?
Bursa’nın 36 km güneyinde bulunan Uludağ, karayolu ile Bursa ya 40 km uzaklıkta yer alıyor. Ulaşım için karayolunun yanı sıra telefrik ile kent merkezinden Sarılana dek karşılıklı seferler düzenleniyor. 20 dakikada Sarıalan Kamp alanına gelen ziyaretçiler bu noktadan itibaren oteller bölgesine minibüs seferleri ile kişi başı 1,5 milyon TL ödeyerek ulaşıyorlar. Bursa’dan Uludağ’a taksi ile gelmek isteyenlerin ödediği ücret ise 40 milyon civarın da oluyor. 1. Gelişim ve II. Gelişim Bölgesi olarak tanımlanan turistik oteller bölgesinde sürekli açık tutulan kara yolunun yanı sıra kayak sporuna gönül verenler için 8 telesiyej ile 7 teleski hizmet veriyor.
Zirve, Şahinkaya, Kuşaklıkaya, Tutyeli, Belvü gibi tepelerin bulunduğu Uludağ da çeşitli yürüyüş parkurları da yer alıyor.
Bursa Uludağ Oteller Bölgesi- Cennetkaya,
Oteller Bölgesi-Sarıalan-Çobankaya
Oteller Bölgesi-Softaboğan Şelalesi
Oteller Bölgesi-Hanlar Bölgesi-Bağlı Köyü
Oteller Bölgesi-Zirve Tepesi
Wolfram-Madenler Bölgesi-Göller Yöresi rehberler eşliğinde gezilebiliyor.
Dağa çıkış. Öncelikle özel araçlarıyla bilhassa kışın dağa çıkacak olanların lastik dişleri aşınmamış olmalı. Buzlanma ve aşırı kar yağışıyla kar kaplı zeminler zincir takmayı gerektiriyorsa yol boyunca neredeyse sanayi haline gelen zincircilerden satın alınabilir, kiralanabilir, zincir taktırılabilir. Bursa’nın Çekirge semtinin devamında asfalt olarak başlayan rampa yolda virajlarla Kirazlıyayla’ya kadar rahat geliniyorsa da bu noktadan itibaren keskin U dönüşlere rastlanıyor. Asfalt yol, kübik tarzda düzgün parke taşı döşeli olarak devam ediyor.
Milli Park girişi ücretli olup otomobiller 4 milyon TL ödüyorlar. Gişeler sonrası Oteller Bölgesine 11 km yolunuz kalırken, bazen yoğun sis ve iş makinelerine rastlanabiliyor.
Telesiyej ile çıkışlarda her tesis kendi çıkış kartını gişelerinde satıyor. Tele asılı olarak sürekli dönmekte olan iki kişilik bankların önüne geliniyor ve arkadan gelen bank üzerine oturuluyor. Güvenlik demiri indirilerek yola direk yüksekliğinde devam ediliyor. İniş platformuna yaklaşınca güvenlik demiri yukarı kaldırıldıktan hemen sonra banktan kalkılıp sol veya sağa doğru hamle yapılarak iniliyor. Böylece bank dönüşüne devam ediyor. Telesiyejin üç kademeli hız ayarı bulunuyor. Dağdaki göze batan bir başka unsur ise pek de saldırgan olmamakla beraber çok sayıda başıboş köpeklerin her yerde dolaşıyor olması.!

Bolu-Sülükgöl’ü Gezmeye Varmısınız?


Sülüklügöl Hakkında
Büyülü bir yerdir Sülüklügöl. Hele bir de mevsimlerden sonbaharsa. Gölün yükselen suları içinde birer kazık gibi duran ve sayıları 180’i bulan meşe ve göknar gövdeleri dikkatinizi çeker öncelikle. Eğer yazsa mevsimlerden, sular çekilmişse asırlık gövdeler iyice açığa çıkar. Türkiye’deki başka hiçbir gölde göremeyeceğiniz ilginç görüntülerdir bunlar.
AĞAÇLARIN ÖYKÜSÜ
Ağaç gövdelerinin suyun altında kalmasının öyküsü üç yüzyıl öncesine 1702 yılına kadar uzanır. Kapıorman Dağları’nın ormanlarla kaplı geniş bir vadisinden akan Tavşansuyu deresinin önü büyük bir heyelan sonucu kapanır. Vadide birikmeye başlayan sular gittikçe büyük alanlar kaplamaya, büyük bir göl oluşturmaya başlar. Su seviyesi heyelanın yüksekliğine erişince, 1050 metre yüksekliğinde bir set gölü, Sülüklügöl oluşur. Göl içinde kalan ağaçların üst kısımları zaman içinde yarı nemden dolayı çürüyerek düşer. Su içinde kalan gövdelerse günümüze kadar ulaşır.
Bu alanda, Sülüklügöl dışında iki küçük set gölü daha bulunuyor. 809 hektar büyüklüğündeki bu özel alan Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 1987 yılında Tabiatı Koruma Alanı ilan edilerek koruma altına alındı. Özellikle günübirlik yürüyüşçülerin ilgisini çeken Sülüklügöl’ün ziyaretçi sayısı her geçen gün artıyor.


Aslında göl rengini ormanların yapraklarından alır. Bu yüzden de mevsime göre değişir rengi.
İlkbahar ve yazlar yemyeşildir, dipdiri… Sonbaharda, yaprakların sararması ama göknar ağaçlarının yeşilini korumasıyla sarı yeşildir, buğulu. Kışın, bulutların renginin değişimi ile mavi, yeşil, gri arasında gidip gelir, puslu…
Menevişli göl, bir de içindeki ağaç gövdeleri ile bir tablo görünümüne bürünür.
Gölün çevresindeki tepelerin yamaçları göknar ve kayın ağaçlarıyla yoğun, karışık ormanlarla kaplıdır. Gölün doğu yamacında, heyelanın tüm izlerini görebilirsiniz. Yüksek eğimli çıplak topraklar büyük bir alan kaplar.

ÇEVREDE YÜRÜYÜŞ
Bir zamanlar 8-10 cm boyunda, halk arasında ağrıyan yerlere yapıştırılınca ağrı sızıları çektiğine inanılan bir sülük türü varmış gölde. Ama göle adını veren sülükler, üreyip çoğalmaları için bilinçsiz şekilde göle atılan çeşitli balıklar yüzünden yok olmuş.
Şimdi gölün ev sahipliğini farklı türlerde tatlı su balıkları yapıyor. Ayrıca koruma alanı içinde ayı, kurt, tilki, kartal gibi hayvanlar da yaşamını sürdürüyor. Gölü kuşbakışı seyretmek ve çevresindeki tepelerin çayırlık yamaçlarında yürüyüş yapmak önce yorucu gelebilir size, ama pişman olmayacaksınız. En az üç saatinizi alacak bu yürüyüşü istediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Göle gelmeden önceki orman açıklığından patikaya saparsanız 45 dakikalık orman içi yürüyüşle gölün batı yönündeki tepeye varabilirsiniz. Burası büyük bir platodur. Dilediğiniz yolu seçip kendi trekking parkurunuzu yaratabilirsiniz. Bana sorarsanız, en keyiflisi Çubuk Gölü’ne giden yoldur. Sürekli batı yönüne gidilerek üç saatte Çubuk Gölü’ne varılır. Yürüyüş boyunca, yabani çiçeklerle kaplı çayırlık sırtlardan Sülüklügöl’ü kuşbakışı seyredebilirsiniz. O zaman ormanın gölün kıyısında bitmediğini, gölün içinden uzayıp gittiğini görebilirsiniz.

Nasıl Gidilir ?
Sülüklügöl, Bolu’nun Mudurnu İlçesi’ne bağlı. İstanbul’a otomobille yaklaşık 2,5-3 saat uzaklıkta. Göle gidiş yolu Sakarya’nın Dokurcun İlçesi’nden geçiyor. ‘Sülüklügöl Tabiatı Koruma Alanı’ tabelasından sapıp 10 kilometrelik toprak bir yoldan göle ulaşılıyor. Toprak yoldan göle yürüyüş tempoya göre yaklaşık iki saat sürüyor, ama zamanın nasıl geçtiğini anlamak zor. Yemyeşil bir vadi boyunca akıp giden yola, gölün mimarı Tavşansuyu Deresi eşlik ediyor, bir de cıvıl cıvıl kuş sesleri. Rüzgârın uğultusu, büyük kayın, dişbudak, ıhlamur ve şimşir ağaçlarının kokusu baş döndürüyor. Yolun sonunda, 200 metreden yüksek tepelerle çevrili, ormanlarla kaplı bir çanak içinde yeşil renkli bir göl karşılar sizi.

İllerimizin Meşhur Oldukları Alanlar Neler?


ADIYAMAN Nemrut Dağı, Besni Üzümü, Pirin-Gümüşkaya Mağaraları, Kahta Çayı

AFYON Haşhaş, Kaymak, Afyon Sucuğu, Afyon Mermeri, Çağlayan Mesire Yeri, İscehisar Kayalıkları, Bayat Kilimleri, Hüdai, Gazlıgöl, Dinar ve Sandıklı Kaplıcaları

AĞRI Ağrı Dağı, İshak Paşa Sarayı, Balık Gölü, Göktaşı Çukuru, Gürbulak Sınır Kapısı, Günbuldu Mağaraları

AKSARAY Ihlara Vadisi, Eğri Minare, Yılanlı Kilise, Sultanhanı ve Ağzıkarahan Kervansarayları, Acemhöyük, Manastır Vadisi, Antik Nora Şehri

AMASYA Amasya Elması, Borabay Gölü, Amasya Kalesi, Kral Kaya Mezarları, Ahşap Amasya Evleri, Darüşşifa ( Akıl hastalarının müzik ve su sesiyle tedavi edildiği ilk yer ), Şehzadeler Şehri

ANKARA Ankara Kalesi, Anıtkabir, Tiftik Keçisi ( Ankara Keçisi ), Hacı Bayram Veli Türbesi, August Tapınağı, Roma Hamamı, Gordion ( Frigyanın Başkenti ), Atakule, Karum İş Merkezi, Kızılcahamam-Ayaş Kaplıcaları, Beypazarı Evleri

ANTALYA Düden-Kurşunlu-Manavgat Şelaleleri, Dim-Damlataş-Karain Mağaraları, Olimpos-Beydağları-Köprülü Kanyon Milli Parkları, Konyaaltı-Lara-Patara Plajları, Turunçgil ve Seracılık Üretimi ile Alanya, Side, Manavgat, Kemer, Kalkan, Kaş Gibi Turizm Merkezleri, Tarihi Kaleiçi Evleri, Altın Portakal Film Yarışması, Kesme Çiçek Üretimi, Aspendos, Perge, Fhaselis, Termessos, Olympos Antik Kentleri

ARDAHAN Kaşar Peyniri, Çıldır Gölü

ARTVİN Boğa Güreşleri, Barhal Kilisesi, Sarp Sınır Kapısı, Çoruh Nehri, Karagöl – Sahara ve Hatilla Vadisi Milli Parkları

AYDIN Deve Güreşleri, Büyük Menderes Nehri, Afrodisias-Miletos-Didim-Priene, Alabanda, Alinda, Nysa Antik Kentleri, Kuşadası, Aydın İnciri, Dilek Yarımadası Milli Parkı, Yörük Ali Efe Müzesi, didim Apollon Tapınağı, Kuşadası Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı, Germencik Alangülü Kaplıcaları, Bafa Gölü, Kızıldere Kaplıcaları ( Buharkent ), Güvercin Adası ( Kuşadası ), Adnan Menderes, Alabanda,

BALIKESİR Susurluk Ayranı ve Tostu, Manyas Gölü ve Manyas Yoğurdu, Ayvalık ve Edremit Zeytini, Kaz Dağları Milli Parkı, Bor mineralleri, Gönen-Manyas-Burhaniye Kaplıcaları, Kaz Dağları Sarıkız Şenlikleri, Şahin Deresi Kanyonu, Sütüven Şelalesi, Ayvalık-Altınoluk-Akçay-Ören Turizm Merkezleri, Hasanboğuldu, Tahtakuşlar Etnografya Müzesi, Balıkesir Kolonyası

BARTIN Amasra Kalesi, İnkum Plajı, Bartın Çayı

BATMAN Hasankeyf Türbesi ve Kalesi, Petrol Rafinerisi

BAYBURT Bayburt Kalesi, Şehit Osman Türbesi, Aydıntepe Yeraltı Şehri, Sırakayalar Şelalesi

BİLECİK Şeyh Edebali ve Ertuğrul Gazi Türbeleri, Saat Kulesi, Türk Büyükleri Platformu, Osmanlının Kuruluş Yeri Söğüt İlçesi, Mermer Üretimi ve Bozöyük Seramiği

BİNGÖL Kös Kaplıcası, Soğuksu Mesiresi, Buzul Gölleri, Kiğı Kalesi, Yüzen Ada ( Turnalar Gölü ), Kartal ( Karakuş ) Halkoyunu

BİTLİS Nemrut Dağı, Nemrut Krater Gölü, Ahlat Kümbetleri, Tütün Üretimi, Süphan Dağı, Adilcevaz Kalesi, İhlasiye Medresesi, El-Aman Kervansarayı, Ahlat Selçuklu Mezarlığı, Beş Minare ( Şerefiye, Kalealtı, Ulu, Meydan ve Gökmeydan Camileri )

BOLU Yedi Göller, Abant, Gölcük, Sünnet Gölleri, Mudurnu ve Göynük?ün Tarihi Ahşap Evleri, Kartalkaya Kış Sporları Merkezi, Mengen?in Aşçıları, Akkaya Travertenleri, Seben Kaya Evleri, Seben Elması, Aladağ Yaylaları, Mudurnunun Sarot ve Babas Kaplıcaları

BURDUR Sagalassos Antik Kenti, İnsuyu Mağarası, Burdur ve Salda Gölleri

BURSA Yeşil Türbe, Ulu Cami, Kozahan, İznik Çinileri, Cumalıkızık Köyü ve Evleri, Uludağ Milli Parkı, Kestane Şekeri, Şeftali, Bıçak, Havlu, Gemlik ve Mudanya’nın Zeytini, İnegöl Köftesi, Çekirge-Oylat ve Tümbüldek Kaplıcaları, İskender Kebabı, İnkaya Çınarı, Mihaliç Peyniri, İznik Gölü, Oylat Kaplıcaları,Karagöz Anıt Mezarı, Hünkar köşkü, Irganda köprüsü, Gümüştepe Köyü, Seitabat Şelalesi, Ayvaini Mağarası,

ÇANAKKALE Gökçeada ve Bozcaada, Truva ve Assos Antik Kentleri, Gelibolu Şehitler Milli Parkı, Adatepe ve Çetmi (Yeşilyurt ) Köyleri, Dardanel Balık Konservesi, Domates ve Seramik Üretimi, Höşmerim, ( peynir tatlısı ) Kestanbol Kaplıcası

ÇANKIRI Çankırı Kalesi, Taşmescit, Bülbül Pınarı Dinlenme Yeri, Kayatuzu Üretimi

ÇORUM Yazılıkaya, Hattusaş, Alacahöyük Ören Yeri, Çorum Leblebisi ve Saat Kulesi

DENİZLİ Pamukkale Travertenleri, Hierapolis Antik Kenti, Buldan Bezi, Havlu ve Bornoz Üretimi, Güney Şelalesi, Karahayıt Kaplıcaları, Kızıldere Jeotermal Kaynağı , Denizli Horozu

DİYARBAKIR Diyarbakır Karpuzu, Malabadi Köprüsü, Diyarbakır Surları, Ergani Bakırı, Behrampaşa Camii, Delilo Halkoyunu, Deliller Hanı, Diyarbakır Sokakları, ( Küçeler ) Hilar Kayalıkları, Çermik Kaplıcası, Meryem Ana Kilisesi, Sarı Saltık Türbesi

DÜZCE Samandere, Güzeldere, Aydınpınar, Sarıyayla, Saklıkent ve Aktaş Şelaleleri,Fakıllı, Sarıkaya ve Aksu Mağaraları, Akçakoca Turizm Merkezi, Efteni Gölü ve Kaplıcası, Konuralp Müzesi, Sakarca, Topuk, Kardüz, Odayeri , Torkul Yaylaları

EDİRNE Selimiye Camii, Rüstempaşa Kervansarayı, Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Ayçiçeği-Pirinç ve Beyaz Peynir Üretimi, Uzunköprü.

ELAZIĞ Harput Kalesi ve Şehri, Keban Baraj Gölü, Hazar Gölü, Buzluk Mağarası, Çaydaçıra Halkoyunu, Ağın Kaplıcası

ERZİNCAN Girlevik Şelalesi, Ekşisu Kaplıcası, Tulum Peyniri, Bakır İşlemeciliği, Aygır Gölü, Buz Mağaraları, Eğinin ( Kemaliye ) folklörü

ERZURUM Palandöken Kayak Merkezi, Çifte Minareli Medrese, Tortum Şelalesi, Oltu Taşı, Aziziye Tabyaları, Üç Kümbetler, Çağ Kebabı, Tepsi Minare ( Saat Kulesi ), Erzurum Kalesi, Rüstem Paşa Bedesteni ( Taşhan ), Erzurum Kongresi Binası, Çobandede Köprüsü, Narman Peribacaları, Yakutiye Medresesi, Lalapaşa Camii, Yusuf Ziya Paşa Köşkü, Kadayıf Dolması, Cirit Oyunu, Atatürk Evi, Arkeoloji Müzesi, Öşvank Kilisesi, Pasinler Kaplıcaları ( Hasankale ), Pasinler Kaplıcaları, İspir Kalesi, Elmalı ve Yıldızkaya Mağaraları, Sırakonaklar,

ESKİŞEHİR Lületaşı, Porsuk Çayı, Midas Tapınağı, Anadolu Üniversitesi, Yunus Emre Türbesi, Tarihi Odun Pazarı Evleri, Yazılıkaya Frig Vadisi ( Midas Kenti ), Uyuz, Çifteler ve Yarıkçı Hamamları, Çatacık Ormanları ve Mesire Yeri, Eti Bisküvileri, İnönü Planör Kampı, Sivrihisar Ermeni Kilisesi

GAZİANTEP Antepfıstığı, Antep Baklavası, Zeugma-Karkamış-Yesemek Antik Kentleri, İplik Sanayi, Karpuzatan ve Dülükbaba Mesire Yerleri, Antep Mutfağı

GİRESUN Giresun Kalesi, Fındık Üretimi, Hayırsız Ada, Şebinkarahisar Kalesi, Kümbet, Bektaş, Gölyanı, Kulakkaya ve Sisdağı Yaylaları, Aksu Şenlikleri, Pınarlar Şelalesi Aygır Gölü, Giresun Kalesi, Gedikkaya

GÜMÜŞHANE Tomara ve Torul Şelaleleri, Satara Antik Kenti, Kuşburnu Çayı ve Marmeladı, İmera Manastırı ve Gümüşhane Evleri

HAKKARİ Cilo ve Sat Dağları, Buzul Gölleri, Zap Suyu, Ters Lale ( Ağlayan Lale ), Şemdinli Balı, Sümbül Dağı, Hakkari Kilimleri

HATAY Antakya Mozaik Müzesi, Harbiye Mesire Yeri, Arsuz Plajları, İskenderun Demir-Çelik Fabrikaları, Soğukoluk Mesire Yeri, Künefe Tatlısı, Sen Piyer Kilisesi, Erzin Kaplıcaları

IĞDIR Pamuk Üretimi

ISPARTA Kovada Gölü Milli Parkı, Isparta Gülü, El Dokuması Isparta Halıları, Eğirdir ve Gölcük Gölleri, Isparta Elması,Yazılı Kanyon Milli Parkı, Pınargözü Mağarası, Davraz Dağı Kayak Merkezi

İSTANBUL Topkapı Sarayı, Sultanahmet ve Süleymaniye Camileri, Yerebatan Sarnıcı, Kapalıçarşı, Mısırçarşısı, İstiklal Caddesi, Dolmabahçe ve Çırağan Sarayları, Yıldız-Gülhane – Emirgan Parkları, Çamlıca Tepesi, Prens Adaları, Rumeli Hisarı, Haliç Piyerloti, Kız Kulesi, İstanbul Boğazı, Minyatürk, İstanbul Surları, Galata Kulesi, Sultanahmet Meydanı, Aya İrini Müzesi, Eyüp Sultan Camii, Boğaz Köprüleri, Bozdoğan Kemeri, Fener Rum Patrikhanesi

İZMİR İzmir Saat Kulesi, Kadife Kale, Meryem Ana Evi, Kültürpark, Efes-Bergama Antik Kentleri, Balçova Kaplıcaları, Kemeraltı Çarşısı, Çamaltı Tuzlası ve Kuş Cenneti, Çeşme Kalesi, Kordon Boyu, Asansör, Kızlar Ağası Hanı, Birgi Çakırağa Konağı, İzmir Köfte, Lokma ve Kemalpaşa Tatlıları, Foça, Çeşme, Seferihisar, Selçuk, Alaçatı Turizm Merkezleri, Çeşme ve Şifne Kaplıcaları, Ödemiş Gölcük Krater Gölü, Bozdağ Kayak Merkezi, Gevrek, Kumru, Boyoz ve Güzel kızları…

KAHRAMANMARAŞ Maraş Dondurması, Döngel Mağaraları, Afşin-Elbistan Termik Santrali, Maraş Kalesi KARABÜK Safranbolu Evleri, Safranbolu Lokumu, Demir-Çelik Fabrikası

KARAMAN Hatuniye Medresesi, Yerköprü Şelalesi, Karaman Koyunu, Türkiyenin Bisküvi Üretim Merkezi, Karaman Elması KARS Kars Kalesi, Ani Harabeleri, Sarıkamış Kayak Merkezi, Kaşar Peyniri

KASTAMONU Cehennem Deresi Kanyonu, Ilgarini Mağarası, Tosya Pirinci, Taşköprü Sarımsağı, Ilgaz Dağı Milli Parkı, Kır Pidesi, Kürenin bakırı

KAYSERİ Erciyes Dağı Kayak Merkezi, Kayseri Pastırması, Bünyan Halısı, Sultansazlığı Kuş Cenneti, Kapuzbaşı Şelaleleri, Gesi Bağları, Talas Kenti, Gevher Nesibe Tıp Merkezi
KIRIKKALE Silah Fabrikaları, Petrol Rafinerisi

KIRKLARELİ Dupnisa Mağarası, Alpullu Şeker Fabrikası, Hamitabat Doğalgaz Santrali, Dereköy-İğneada-Kıyıköy-Kastro gibi Sayfiye Yerleri KIRŞEHİR Ahi Evran Türbesi, Hirfanlı Baraj Gölü, Seyfe Gölü, Petlas Lastik Fabrikası, Cacabey Medresesi, Mucur Yeraltı Şehri KİLİS Kilis Yorganları

KOCAELİ ( İZMİT ) Pişmaniye, Değirmendere Fındığı, Hannibal?ın Mezarı, Petrokimya ve Otomotiv Sanayi, Osman Hamdi Bey Müzesi, Eski Hisar Kalesi, Saat Kulesi, Hereke Halısı, Kandıra Yoğurdu, Abdülazizin Av Köşkü, Kaiser Wilhelm Köşkü, Ballıkayalar Vadisi ve Beşkayalar Tabiat Parkları, Darıca Kuş Cenneti, Maşukiye, Kartepe ve Kuzu Yaylası, Çoban Mustafa Paşa Külliyesi, Kandıra Bezi, karamürsel Sepeti

KONYA Mevlana Türbesi, Alaeddin Tepesi ve Camii, Karatay Medresesi, Çatalhöyük Antik Kenti, Akşehir Nasrettin Hoca Şenlikleri, Balatini Mağarası, Ilgın Kaplıcaları

KÜTAHYA Porselen ve Çini İmalatı, Başkomutanlık Milli Parkı, Kütahya Kalesi, Aizanoi Antik Kenti, Tunçbilek-Seyitömer Linyitleri, Tavşanlı Leblebisi, Simav ve Gördes Halıları, Harlek, Yoncalı, Simav – Eynal kaplıcaları, Kossuth Müzesi ( Macar Evi ), Borsa Binası, Frig Vadisi, Kütahya Kalesi, Çinili Cami, Evliya Çelebi Anıtı, Dumlupınar Şehitliği, Germiyan Sokağındaki Kütahya Evleri

MALATYA Malatya Kayısısı, Günpınar Şelalesi, Pınarbaşı Mesire Yeri, Aslantepe Antik Kenti, Karakaya Barajı, Somuncu Baba Camii ve Balık Gölü, Sürgü ( Takaz ) Mesire Yeri, Arapgir Meydan Köprüsü, Battalgazi Kervansarayı, Sultansuyu Harası, Darende Kudret Hamamı

MANİSA Sard Antik Kenti, Mesir Macunu, Spil Dağı Milli Parkı, Üzüm ve Tütün Üretimi, Soma?nın Linyiti, Ağlayan Kaya ( Nyobe ) Muradiye ve Ulu Cami Külliyeleri, Vestel Fabrikaları

MARDİN Deyrul-Zafaran Manastırı, Mardin Kalesi, Taş Evleri, Telkari Gümüş İşlemeciliği, Dara Harabeleri ve Zinciriye Medresesi

MERSİN ( İÇEL ) Kız Kalesi, Cennet ve Cehennem Obrukları, Silifke Yoğurdu, Anamur Muzu, Turunçgil ve Seracılık Üretimi, Göksu Nehri, Sertavul Geçidi, Tarsus Şelalesi, Çamlıyayla ( Namrun )

MUĞLA Bodrum, Marmaris, Datça, Fethiye, Dalyan, Göcek Gibi Turizm Merkezleri, Kelebekler Vadisi, Bodrum Kalesi, Beyaz Bodrum Evleri, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Saklıkent Kanyonu, Ölü Deniz, Çamur Banyosu, İztuzu Plajı, Sedir Adası, Knidos-Letoon-Kaunos-Labranda-Keramos Antik Kentleri, Milas Halıları, Halikarnas Balıkçısı, Marmaris Çam Balı, Sığla Ağacı ve Yağı

MUŞ Muş Ovası, Malazgirt Anıtı, Gaz Gölü

NEVŞEHİR Peribacaları, Derin Kuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri, Hacı Bektaşi Veli Türbesi, Üzüm Bağları ve Şarabı, Patates Üretimi, Testi Kebabı, Avanos?un Çanak Çömlek İşçiliği, Göreme Açık Hava Müzesi

NİĞDE Saat Kulesi, Aladağlar, Bolkar Dağları, Türkiye?nin Elma ve Patates Deposu, Kuşkayası Mezarlığı, Çiftehan Kaplıcaları

ORDU Türkiye?nin Fındık ve Bal Deposu, Boz Tepe, Çamlık Mesire Yeri, Yason Burnu, Yason Kilisesi, Keyfalan, Perşembe, Kesalan, Çambaşı, Korgan, Çukuralan Yaylaları, Paşaoğlu Konağı ( Etnografya Müzesi ), Osman Paşa Şadırvanı, Kurul Kayası Mesire Yeri, Taşbaşı Kültür Merkezi, Kaşdere, Kapılı, Kurşunçal, Pösküden Şelaleleri, Dikenlice Kaya Mezarları, Hoynat Adası, Ünye Kalesi, asarkaya Parkı, Fatsa Sarmaşık Kaplıcaları,

OSMANİYE Toprakkale Kalesi, Hemite Kalesi, Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi, Karaçay ve Şarlak Şelaleleri, Zorkun Yaylası, Haruniye Kaplıcası, Yerfıstığı Üretimi
RİZE Çay Bahçeleri, Kaçkar Dağları, Ayder ve Çamlıhemşin Yaylaları, Anzer Balı, Zilkale ve Buzul Gölleri, Elevit Şelalesi, Palovit Yaylası, Fırtına Deresi Vadisi, Rize Kalesi, Rize Bezi, Ayder Kaplıcası

SAKARYA Sapanca, Acarlar ve Poyrazlar Gölleri, Akyazı Kuzuluk Kaplıcaları, Taraklı Kil Hamamı Kaplıcaları, Sakarya Nehri, Patates ve Soğan Üretimi, Justians Köprüsü (Beşköprü ), Taraklı Evleri, Karagöl, Soğucak ve Çiğdem Yaylaları, Abaza Peyniri, Çark Mesire Yeri, Sait Faik Abasıyanık, Serdivan, Sülüklügöl,

SAMSUN Tütün Üretimi, Çarşamba ve Bafra Delta Ovaları, Havza ve Ladik Kaplıcaları, Atatürk Anıtı, Bafra Pidesi
SİİRT Veysel Karani Türbesi, Büryan Kebabı, Perde Pilavı, Saat Kulesi, Siirt Yünlü Battaniyeleri, Derzin Kalesi, Billoris Kaplıcası, Jirkan Kilimi

SİNOP Sinop Kalesi, Boyabat Pirinci, İnceburun ( Türkiye?nin En Kuzey Noktası ), Ayancık Kerestesi, Erfelek Tatlıca Şelaleleri, İnaltı Mağarası, Akgöl, Sinop Hapishanesi, Keten Üretimi

SİVAS Buruciye Medresesi, Gök Medrese, Kangal Çoban Köpeği, Kangal Balıklı Kaplıcası, Divriği?nin Demiri, Pir Sultan Abdal ve Aşık Veysel, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifa, Çifte Minareli Medrese, Sızır Şelalesi ( Gemerek ),Tödürge Gölü ( Zara )

ŞANLIURFA Urfa Kalesi, Urfa Sıra Geceleri, Halil-ül Rahman Gölü ( Balıklı Göl ), Harran Harabeleri, Ceylanpınar Üretme Çiftliği, Çiğ Köftesi, Kelaynak Kuşları, Halfeti Evleri, Pamuk Üretimi, Hz.Eyüp Mağarası, Şuayip Şehri ve Mağarası ŞIRNAK Cudi Dağı, Kasrik Boğazı, Habur Sınır Kapısı, Mem-u Zin Türbesi TEKİRDAĞ Şarköy Üzümü ve Şarabı, Tekirdağ Rakısı, Ayçiçeği, Tekirdağ Köftesi, Rakoçzi Müzesi, Rüstempaşa Camii

TOKAT Tütün Üretimi, Niksar Ayvaz Suyu, Almus Baraj Gölü, Ballıca Mağarası, Topçam Yaylası, Zinav Gölü, Gök Medrese, Tokat Çemeni, Sulu Saray ( Sebastapolis ) Tokat Kebabı, Yazma Üretimi, Taşhan, Latifoğlu Konağı, Hıdırlık ( Yeşilırmak ) Köprüsü, Tokat Kalesi, Tokat Saat Kulesi, zile ve Niksar Kaleleri, mahperi hatun Kervansarayı, Pazar Ocaklı Şelalesi, Sulusaray ve Reşadiye Kaplıcaları,

TRABZON Sümela Manastırı, Atatürk Köşkü, Uzungöl, Zağanospaşa Köprüsü, Hamsiköy Sütlacı, Kadırga Yaylası, Trabzon Bileziği, Akçaabat Köftesi, Boztepe, Beton Helva ve Vakfıkebir Odun Ekmeği, Ayasofya Müzesi, Horon, Kisarna ( Bengisu ) Madensuyu, Çaykara Sultan Murat Yaylası, Kızlar Manastırı, Trabzon Kalesi, Santa Maria Kilisesi, kaymaklı Manastırı, Vakıf Han, Sekiz Direkli Hamam, Memişağa Konağı, Nemlizade Konağı, Akçaabat Orta Mahalle ( ev mimarisi ), kemençe, Sis Dağı Yaylası, Sera Heyelan Gölü, Çalköy Mağarası

TUNCELİ Munzur Vadisi Milli Parkı, Düzgün Baba Dağı, Bağın Ilıcası, Munzur Gözeleri, Tek dişli Munzur Sarımsağı

UŞAK Deri, Kilim ve Battaniye Sanayii, Şeker Fabrikası ( Türkiye?deki İlk Şeker Fabrikası ), Akse Çamlığı, Hamam Boğazı Şifalı Suları

VAN Van Kedisi, Akdamar Adası, Van Gölü, Hoşap Kalesi, Muradiye ve Bendimahi Şelaleleri

YALOVA Termal Kaplıcaları, Armutlu Kapıcaları, Atatürk Köşkü Müzesi

YOZGAT Saat Kulesi, Yozgat Çamlığı Ulusal Parkı, Kerkenez Harabeleri (Keykavus Kalesi), Akdağ Ormanları

ZONGULDAK Taşkömürü ( Karaelmas ), Cehennemağzı, Gökgöl ve İnağzı Mağaraları

Mükemmel Bir Türkiye Programı..Tıklayın Heryeri Gezin:)


Program bize Türkiyenin bütün illeri hakkında bilgi veriyor. Kısa yoldan uğrasmadan coğrafi tarihi kültürel turistik bilgileri hemen elde etme imkanı sunuyor. Genel görünümü aşağıdaki gibidir.

Haritadan bir il seçiyoruz. İstediğinizi seçbilirsiniz. Bilgi almak istediğiniz şehrin üzerine geliniz.

Ben bartını seçiyorum. Karsıma pencere geliyor. Pencere başlığında şehrin genel bilgileri geliyor. Plakası yüzölçümü ve nüfusunu buraya bakarak öğrenebiliriz


Bu alanlardan istediğimiz bilgiye ulaşabiliriz.


Yine gezilecek yerler gibi bir takım şeyleri tanıtırken bize alt başlıklar sunuyor. Mesela müzeler ören yerleri kaleler gibi…


Alt başlıklarda dolaşmak için yine tabın üzerine tıklamanız yeterli olacaktır.


Programda bir diğer özellik ise Menüye tıklayarak ulaşmak istediğiniz herhangi bir şeye ulaşabilirsiniz. Alt resimde görüyorsunuz zaten.


indirmek için tıklayın…
RapidShare: 1-Click Webhosting

Dünden Bugüne Resimlerle URFA**


balikligöl-1928

balikligöl ve yakubiye mahallesi

eski belediye binasi

kaleden bir bakis

köprübasi sarayi (yiktirilmistir)

sarayönü caddesi

urfa kalesi

vali konagi (yikilip yerine cebeci ishani yapilmistir)

kaleden görünüm

balikligölde gün batimi

balikligöl

cift kubbeden rizvaniyeye bakis

dergah camiinde gece görüntüsü

rizvaniye camii ve el-ruha oteli

fotograflar: c.kurkcuoglu

Meraklısına Marmarisi Geziyoruz***


Marmaris’in koylarına yeşil yolculuk
Ege denizi, içine uzanan yarımadalar, birbirleriyle güzellik yarışına girmiş gizemli koylar ve adalar saklıyor. Kimi yüzünü Ege’ye, kimi de Akdeniz’e çevirmiş. Biri dalgalı olsa, diğeri durgun deniziyle cezbediyor…
Muğla, en uzun sahil şeridine sahip illerimizden biri. Mevsime uygun devam eden gezimizde, Marmaris’ten Bozburun’a uzanan yarımadayı Hisarönü körfezi yoluyla dolaşıp, doğanın sunduğu sınırsız güzellikleri sergileyeceğiz. Yola çıkarken turistlerin odaklandığı Marmaris’i merkez üssü alırsak; otoparklarda araç koyacak, marinalarda tekne bağlayacak yer kalmayan, boş arsası olmayan birçok ilden daha büyük bir ilçe, aynı zamanda da tam anlamıyla bir tatil ve eğlence merkezi durumunda. Buna dünyanın her yerinden tatile gelip yollarda, mayo ve bikinileri ile yürüyen turistleri de eklerseniz, ortaya kocaman bir plaj-kent çıkıyor.
Marmaris, İçmeler, Armutalan ve Yalancı boğazlabirleşmiş çevresiyle beraber düşünürseniz, bir haftada, hatta bir ayda gezilip görülmeyle bitecek gibi değil. Hisarönü körfezinden sola Bozburun’a giderken, Orhaniye, Selimiye, Söğüt, Bozburun, Bayırköy, Turgut, Çiftlik, Gerbekse gibi mutlaka görülmesi gereken birçok yerbulunuyor. Bir de Turunç’u ve Kumlubük’ü geride bırakıp yarımadanın Datça ilçesine uzanan tarafı var ki; Hisarönü’nden hareketle Çubucak, İnbükü kamp alanları, Bencik, Balıkaşıran, Löngöz, Yediadalar, İngiliz limanı, Bördübet, Gebekumu, Datça, Hayıtbükü, Palamutbükü ve Knidos’la sona ererken, Dişlice, Kameriye gibi adalar barındırıyor. Hepsine bir hafta ayırsak, yaz mevsimi burada geçecek. Bu nedenle biz de tatil merkezlerinin bir bölümünün özetini yaparak başlıyoruz.

Orhaniye, Marmaris’ten hareketli jeep-safaricilerin ilk durağı.
Baybassos antik kenti eteklerindeki köy, denize dil gibi uzanan med-cezir olaylarında bir görünüp bir kaybolan kırmızı kumuyla ve koyun ortasında yer alan kaleli Şövalye adasıyla ünlü. Orhaniye’nin yakın çevresi, görülecek yer bakımından çok zengin. İlk olarak Turgut köyü yakınlarında tomb (piramit biçiminde anıtmezar), yoldan geçenlerin dikkatini çekmese de görülmeye değer özellikler taşıyor. Antik kentin nekropolü önünde bulunan ve saygın bir aileye ait olduğu belirlenen anıtmezarın öyküsü de ilginç…
Mutlu yaşamayı, iyi bir evlilik yapmayı düşleyenler, çocuğu olmayanlar, askere gidecekler, buradan bir tutam toprak alıp dilekleri yerine gelene kadar saklıyorlar. Yörede yaygın inanış böyle.Yol üzerinde Türk halılarını şovla tanıtan halı köyünü geçerek devam edersek; Buruncuk, adalar, sığ limanı ile ünlü görkemli panoraması ile de özellikle mehtapta gümüş bir tepsiye benzetilen Selimiye’ye, Delikli kaya koyu geçilerek geliniyor. Yeni açılıp asfaltlanan, manzarası güzel, havası temiz, nem oranı sıfıra çok yakın.

Bozburun
Bozburun yarımadasındaki yolda son nokta; adını “piyade” tipi tekneleri, ahşap yat yapımcılığı ve usta kaptanları yetiştirmesiyle duyuruyor. Bu yıl biraz daha gelişme gösteren turistik köyde, restoran, bar, pansiyon sayısı artarken, teknelerde ve nüfus oranında da artış görülüyor. Ne var ki, Bozburun’a yapılan düzenleme ve makyajla görüntüsü güzelleşse de, tepeler ve dağlar hâlâ boz. Kuytu kısımlarda yetişen çam ağaçlarına, nedense Bozburun’da rastlanmıyor. Kış mevsimi yaşamayan bölgede esen ılık rüzgâr ağaçlara uzama imkanı vermiyor.

Söğüt
Bozburun’dan Hisarönü körfezine doğru dönüşe geçenlerin karşısına, bu kez Söğüt köyü çıkıyor.Köy merkezi sağlı sollu kahvelerle dolu…
Balıkçılık, turizm, tekne yapım atölyeleri ve badem yetiştiricilerinden zamanı bol olanların neredeyse tamamı burada. Söğüt yokuşunu bitirip sağa dönenleri, köyün sahili Cumhuriyet mahallesi bekliyor. Deniz ve çam kokulu rüzgârın yoğun olarak hissedildiği tepe noktada, havaya bir de balık tava kokusu ekleniyor. Burası aklınızı çelip, yolunuzu kesen ya da tam geçmişken geri döndüren bahçe içinde ve uçuş kulesi misali “Manzara Restoran”. Tam karşınızda Taşlıca (eski adı Fenakent), Bozukkale, Serçe limanı (Bodrum kalesindeki batığın çıkarıldığı yer), Asardibi, Kızılkayalar gibi mevkilerin bulunduğu görüş açısında ve komşumuz Yunanistan’a ait kürek çekerek ulaşılacak mesafedeki Sömbeki (Simmi) adasının silueti bulunuyor. Eski adı Saranda olan Söğüt ve çevresi, deniz ürünü konusunda çok zengin. Restoran işletmecisi Durali Işık; sinarit, fangri, sokkan, melanur, istina, takoz, mantık, eskina, trança, akya, lahos ve kabuklu deniz ürünü karavidanın, açık ve temiz denizde en çok yakalanan deniz ürünleri olduğunu söylüyor. Bir aile işletmesi olan restoranda, zengin çeşit, süslü salatalar ve deniz kokulu balıklar temiz havayla birlikte iştah açıyor, zindelik veriyor. Burada ücretsiz kamp imkanı da sağlanıyor.Her ne kadar buralarda kent stresi ve yorgunluğu atılır, gözlerden uzak tatil yapılır diyorsam da, sonradan öğreniyorum ki, birçok ziyaretçi hemen bir arsa alıyormuş. Bu Selimiye’de, Gerbekse’de hep böyle oldu. Bu nedenle ben de sizi arsa fiyatları konusunda fikir sahibi yapmaya karar verdim:Metrekaresi 10 milyondan başlayıp, 50-100 milyona kadar değişiyor. Tapulu 204 m2 tepede 5 milyara, 1124 m2 kıyıda 100 milyara satılıyor. Yalnız arsalar tapulu da olsa, bir süre sonra, arsanın ilk sahiplerinin mirasçıları ortaya çıkabiliyor.
Söğüt’te gezilebilecek yerlerin başında gelen Mozaik Liman, Kızıkayalar, Tula Limanı, Bozukkale, Asardibi, Kalamaka Koyu tarihi ve doğal güzellikleriyle karayolu veya tekne turu ile ulaşılabilecek durakları oluşturuyor. Tura katılanlar Karya Medeniyetinden ve eski Rum Medeniyetinden bir çok ilginç yer görme imkanı bulabilirler.

Söğüt’ten Hisarönü yolu çok cazip değilse de, kısa bir süre sonra bir bal köyü olan Çiftlik köyü sahili herşeyi unuttaracak güzellikte. Kıyıdan tutacağınız bir tekne ile, yaklaşık 20 dakikada ulaşılan Gebekirse (Gerbekse de deniliyor), adeta doğanın yatlara bir lûtfu. Korunaklı plaj ve kilise kalıntıları, gezinize renk katıyor. Şimdilik karayolu olmayan Gebekirse’nin boş görünen parselli, sahipli tepelerinden ayrılıp Çiftlik köyünün dolambaçlı yolundan Bayır’a geliyorsunuz. Her yıl biraz daha turistik bir hal alan ve meraklı bakışlı esnafın çevresini kuşattığı devasa boyuttaki anıt çınar ağaçları ile ünlü Bayır’dan Orhaniye’ye giderken yol üzerinde, küçük ama yüzülebilir gölü içine 15 metreden dökülen şelalesi ile ünlü Şelale piknik yeri var. Su değirmeni, cafe ve kır lokantaları ile ilgi çeken Şelale mevkii, jeep safaricilerle, piknikçilerin yüzerek serinlediği yerlerden biri. Buraya giderken mayonuzu almayı unutmayın. Şimdi de Hisarönü körfezinden, Datça uzantısına doğru bakıyor ve Datça-Marmaris ilçeleri sınırına geliyoruz. Önce Çubucak orman içi kampı, sonra İnbükü kamp alanı, gizemli bir yarımadaya gizlenmiş doğa cenneti görünümünde, kamp ve karavan turizmine cevap veriyor. Halk arasında Emel Sayın koyu da denilen kamp alanında, lokanta, büfe, bulaşıkhane, çamaşırhane gibi üniteler var. Genişletilip asfaltlanmış 60 km’lik Datça yolunun bu bölümünde, Bencik yer alıyor. İki ilçenin sınırındaki doğa şaşırtıcı. Deniz 1 km içeri haliç yapmış, sanki yatlar burada rahat uyusun, sualtına meraklı olanlar dalış yapsın, su sporu yapılsın diye… Açıkta Dişlice ve Kameriye adaları yer alırken, yarımadanın en dar yeri Balıkaşıran mevkii de burada önünüze çıkıyor. Sağınız deniz, solunuz deniz, ortada yol devam ediyor. Rivayete göre bir tarafta tutulan balık yarımadanın diğer tarafındaki denize ölmeden kavuşturulabildiği için bu ismi almış. Yoksa balıklar bir taraftan diğerine dalgayla aşırıldığından değil. Aynı saha içinde kuş yatağı anlamına gelen 9 km’lik bir yolla ulaşılan Bördübet yer alıyor. Orijinali “Bird the bed” olan ve kuşların adeta konuştuğu Amazon ormanlarını anımsatan doğanın bu bölümü, deniz ve kara yoluyla gelip, orman içinde bungalovlarda konaklamak isteyenlerin tercih ettiği yerlerin başında geliyor.

NASIL GİDİLİR?
Muğla’ya gelenleri, 670 metre rakımlı Sakar geçidi virajlarla deniz seviyesine indiriyor. Bir zamanlar bataklıkken, günde 30 ton su emme kapasiteli okaliptus ağaçları dikilerek kurutulan geniş ve düz ova içinde ip gibi uzanan okaliptus ağaç tüneli, insanın otomobil kullanma zevkini artırıyor. Marmaris yolu, yeni şerit ilaveleri ile rahatlamış. Kente girmeden sağa ayrılan yol, Datça ve Hisarönü’ne yöneliyor. Datça’ya 60 km görünen tabeladan dönenler, önce Hisarönü-Orhaniye, sonra da Selimiye-Bozburun’a devam edebilirler. Tüm yolculuklarınızda özellikle de kente yaklaşırken emniyet kemeri takar, yerleşim yerlerinden yavaş geçer, hız limitlerine de uyarsanız, ceza ödemeden güzergâhı tamamlayabilirsiniz. Radar hız kontrol görevlisi aracıyla karşı şeride pusu kurup, sizi karşıdan gelirken avlıyor. Bu yüzden biraz önce radarın yanından geçip, karşınızdan gelen iyi niyetli sürücülerin “Radar var!” anlamına gelen selektör uyarılarını dikkate alın. Burdur Gölü yakınlarında trafik otosu profili var. Uzaktan gerçek gibi görünüyor. Sıcak asfalt üzerinde yansıyan ısıda yol alan aracın ve egzos kazanının etkisini göz önüne alarak, film gibi soğukta saklanması gereken şeyleri otomobilinizin bagajına koymayın. Otomobilinizdeki güneşlik sıcakta kuruyup çatlamaya karşı spreylenmiş ön konsolu korurken, gölgeli park yerleri cilalı araç boyasının matlaşmasını, cam silecek lastiklerinin de deforme olmasını önleyecektir

Bodrum Severler Buraya


Yıl sonuna kadar uçaklarda boş yerin olmadığı, İngiliz turistlerin bayıldığı, Rusların tanışmak için can attığı, Türklerin vazgeçemediği ve çılgınlık duvarlarının aşıldığı bir eğlence merkezi olan Bodrum, bu çılgın kalabalığı akvaryumu anımsatan koylarıyla serinletiyor.

İlk kez kez 1968 yılında tanıştığım Bodrum ile son yılların Bodrum’u arasında dağlar kadar fark oluşmuş. Örneğin çarşı içinde Bodrum’a has ve denizin mücevheri niteliğindeki süngerleri satanlar, yine mücevher satan kuyumcular olmuşlar. Ucuz diye konakladığım Halikarnas pansiyon, balkanların en büyük diskosu olmuş. 30 km’lik yolu virajları ve darlığı ile 2.5 saatte aldığımız Bodrum yolu, neredeyse uçak iner hale gelmiş. Bu sayfada gördüğünüz siyah beyaz fotoğraf, 30 yılın nasıl geçtiğini gözler önüne seriyor.

BODRUM TARZI EĞLENCE
Bodrum yarımadası üzerinde Türkbükü,Gölköy,Gümbet gibi bir çok yer turistlere çeşitli eğlence seçenekleri sunuyorsa da eğlencenin kalbi yine Bodrumun içinde atıyor ve her şey bu yıl biraz daha belirginleşmiş gibi görünüyor .Genellikle huzur, nispeten daha sakin ortam arayanlar ile yaş ortalaması biraz daha yüksek olanlar Bodrum Kalesi ile marina arsındaki lokalleri tercih ederken ,gençler ve yabancı turistler başta olmak üzere ruhunda çılgınlık olanlar, doyasıya dans edip, yüksek volümlü müziği tercih edenler, Kale ile Halikarnas tarafını seçiyorlar. Bu bölümde yürüyenlerin yanısıra dükkanların çokluğu alışveriş,disko barlar daha yoğun bir ortam oluşturuyor. 2007 yazı itibariyle hanımlar tek omuzu ve göbeği açıkta bırakan t-shirt ile kemersiz düşük belli dar pantolonları altına giydikleri topuksuz tokyo türü açık sandaletleri tercih ederken, beylerde belirgin bir modaya rastlanmıyor. Bodrum gecelerine bol uzun paça şort altına spor ayakkabı giyende var, üstünde milli takım forması veya kolları kıvrılmış uzun kollu gömlek giyende görülüyor. Genelde rahat ve salaş kreasyonlar bantlı sandaletlerle tamamlanıyor. Yemek sonrası 22.30- 23.00 de canlılık kazanmaya başlayan Bodrum disko barlarında bir gezintiye çıkabilirsiniz..

Bodrum Çevresi
Torba girişinden sahili takip etmeye başladım. 2001 Haziran sonunda geçirdiği yangınla yeşil örtüsünü kaybeden Torba sahili, limanı, pansiyon ve cafeleri ile ilk durak. İnsanın içini burkan yanık ağaçları geçip ilerliyorum. Gölköy yolu sağa kıvrılıyor, ama ben sola Türkbükü’ne devam ediyorum. Burada önümüze ilk çıkan yenilenen dükkanıyla Baklavacı Yalçın usta oluyor. Ürün kalitesini yıllardır bozmayan Yalçın usta, has şekerle kat kat yaptığı ve yaz sıcağına rağmen insanın içini baymayan ev baklavasını, çok uzaklardan gelen müşterilerine yetiştirmekte güçlük çekiyor.En az baklavası kadar, su böreği de nefis.
Plajı olmayan ve denize yapılan uzantılı setleri gündüz denize girmek için kullanan Türkbükü, hava lacivertleşince bu setleri restoran olarak kullanıyor.Bodrumlular’ın vazgeçemedikleri koylardan biri. Ne varki Türkbükü kadar iddialı bir başka koy, aynı yolla ulaşılan ve daha düzenli daha büyük bir yerleşim bölgesi olan Yalıkavak. Restore edilip çevre düzenlemesiyle park içine alınan Yalıkavak değirmeni yanına park edip, sahil boyunca uzanan çay bahçesi, pastane ve restoranlara konuk oluyorsunuz. Çevre koylara düzenlenen tekne turlarına katılanların dönüşüyle daha da renklenen liman içi, Yağlıboya tablosu yapılıp duvara asılacak kadar güzel bir görünüm sergiliyor. Mendirek yürüyüşü sırasında omuz omuza veren teknelerin sudaki yansımalarının eşliğinde, samimi ve renkli restoranların çekiciliğine kapılıyorsunuz. Pansiyon ve otellerle tekneler arasında kalan daracık koridorda yer alan restoranlarda, kırık buz üzerine dizilmiş Ege balıklarından beğendiklerinizi sipariş ediyor ve kendinizi dinlendirici bir ortama bırakıyorsunuz. Yemek sonrası kalan bir kaç parça ekmeği denize attığınızda ise balıkların hiç biri bu ikramınızı geri çevirmiyor.
Türkbükü’nden ayrılanların karşısına bu kez, gün batımında gümüş rengine bürünen Gümüşlük koyu geliyor. Koyun girişinde bulunan Tavşan adasına paçaları sıvayıp sudan geçerek çıkmak ve Gümüşlük koyunu tepeden seyretmek, keyif veren gezilerden biri. Çarşı girişinde bulunan sergi ve aaagahlardan Bodrum resimleri, incik boncuk, seramik türleri, biblolar ve rüzgar çanı alabilirsiniz.

Bodrum’da, limandan kalkan günübirlik mavi yolculuk tekneleriyle Orak adası çevresinde birbirinden gizemli koylara yolculuk yapabilir, Ege’nin berrak ve masmavi denizinde yüzebilirsiniz. Akvaryum, Yasemin koyu, Tranplen burnu, teknelerin Orak adası çevresinde en fazla mola verdiği yerlerden bazıları. Bronzlaşmış tenleri ile Bodrum’a dönenler her açıdan bir başka güzel görünen Bodrum Kalesi’nin silüeti eşliğinde gün batımını izliyorlar. Bunlar arasında gün batımının izlendiği en gözde yer, Gümbet yolu üzerinde Yel değirmenlerinin bulunduğu tepe.

Günün ilk ışıklarıyla sessizliğe bürünen Bodrum’da, tarihi yerleri gezip kültürel faaliyetlerde de bulunabilirsiniz. Rodos şovalyelerinin yaptığı Bodrum Kalesi, Bodrum’a gelmek için geçerli neden. Sergilenen eserlerin yanı sıra, Yıllarca süren emek ve uzun süren su altı çalışmalarıyla çıkarılan batık gemiler geçmişten günümüze ışık tutarken, sergilenme başarısınıda ortaya koyuyor. Müzeyi gezmenin yanı sıra, kale ve doğa turu yapacağınız Bodrum Kalesi, aynı zamanda Türkiye’deki diğer kalelerde de yapılabilecek bu uygulamalar için örnek oluşturuyor.

Myndos Kapısı
Bodrum’un tek yönlü sahil yolunu tamamlayıp marinayı solunuzda bırakarak devam ettiğinizde, 100 m içeri girerek 1998’de ziyarete açılan Bodrum’un yeni gezi yeri Myndos Kapısı’na geliyorsunuz. Kazı ve restorasyon çalışmalarının fotoğraflarla sergilendiği kalıntılar ve çiçeklendirilen sahada, Bodrum’un tarihi hakkında çeşitli açıklayıcı bilgiler yer alıyor. Myndos, M.Ö. 4. yüzyılda Halikarnossos kralı Mausollos tarafından inşa ettirilen, 7 km uzunluğundaki Bodrum sularının üzerinde var olduğunu bildiğimiz 2 anıtsal kapıdan (Myndos Kapı’sı ve Mylassa Kapısı) biri. Kuleler taş bloklardan yapılmış. Özgün yüksekliği kesin olarak bilinmemekle birlikte alanda yürütülen arkeolojik kazı ve araştırmalardan elde edilen verilere göre restore edilmiş. Kulelerin doğusunda yer alan avlunun 3 kapısı var. Avlunun olduğu doğu kapısı dışındaki 2 yardımcı kapının M.Ö. 4. yüzyıla ait olup olmadığı kesinlik kazanmamış. Avlunun doğusundaki kapı ile, eski Bodrum Kentine ulaşıldığı da belirtiliyor. Bodrum çıkışında kavşaktan sağa dönenler ise orjinal parçaları kaçırılıp İngiltere’deki British Musseum’un salonlarında sergilenen dünyanın 7 harikasında biri sayılan Mausolleion’un bulunduğu yere geliyorlar.

NASIL GİDİLİR?
Söke-Milas arasında yer alan Bafa gölüne paralel uzanan yol, inişli çıkışlı dar virajlardan oluşuyor ve sollamaya elverişli görülmüyordu. Çift katlı otobüsler ve kamyonlar görüş açısını kesiyor, sürücü için riskli bir yolculuk başlıyordu. Ancak artan trafik yükünü kaldıramayan ve tabiatı koruma alanı içindeki yolda nihayet genişletme çalışmaları yapıldı. Fazla ağaç kaybına neden olmayacak şekilde traşlanan yan kayalıklarda yeni şeritler kazanıldı. Keskin virajlarda dolgu çalışmaları yapılarak by-pass geçişlere imkan sağlandı. Büyük bölümü biten yolda, sürücüler özellikle gece geçişlerinde daha dikkatli olmalılar. Bodrum yakınları ve havaalanı çevresinde ulaşım, otoban kalitesinde geniş ve tek yönlü yollarla sağlanıyor. İstanbul’dan yola çıkacaklar için yeni bir alternatif gemi yolculuğu olabilir. Cuma İstanbul çıkışlı “Deniz” gemisinin dönüşü Pazartesi sabahı gerçekleşiyor. 382.00 YTL den başlayan fiyatlarla sunulan pakette, gidiş dönüş bileti, Halikarnas Disko’ya giriş bileti, Bodrum Müzesi’ne giriş bileti, Cumartesi gecesi gemide konaklama, Pazar sabahı gemide kahvaltı servisi bulunuyor

ALtınoluk’la İlgili İstemediğiniz Kadar Bilgi..


Altinoluk Hakkında
Doğaİster dağa çıkın, ister denize inin…
Bu defa havası, suyu ve şifalı otlarıyla sizi bambaşka bir cennete davet ediyoruz. Altınoluk ve Şahinderesi Kanyonu huzur ve sağlık arayanlar için ideal bir yer… İsterseniz Kazdağı’na çıkıp dağ havası alın, isterseniz kanyonda dolaşın, isterseniz de kanyona girin…

İsmini çevresinde bulunan Şahinderesi Kanyonu ve altın sarısı renkteki zeytinyağından alan Altınoluk eski ismi papazlık olan bir Rum köyü. Hem deniz, hem de dağ turizminin birlikte yaşanabildiği bölge bol oksijenli temiz havası ve dünya çapındaki zeytinyağıyla ünlü. Kazdağı eteğinde Edremit Körfezi’nin incisi durumundaki yerleşim bölgesine aşırı talep nedeniyle hayli konut yapılmış. Ancak kalabalık şehir merkezini bırakıp eşsiz güzellikteki yol tarafına bakarsanız kanyon girişi, dağ manzarası, şelale ve göletler göze, alabalık çiftlikleri ise damağınıza hitap edebilecek güzellikler sunuyor. Mayıs ayında zeytin, iğde, badem, ıhlamur, hanımeli, zambak ve kır çiçekleriyle baş döndürücü bir koku yaydıkları çiçek açma mevsimlerinde Yedigöller Milli Parkı’nı kıskandıracak güzelliğe bürünüyor. Özellikle 610 metre yükseklikte bulunan (Fidanlık mevkii) bozuk dağ yoluna rağmen tüm yorgunluğunuzu unutturacak güzellikte şelale ve doğa yapısına sahip.
Altınoluk yöre halkı etraftaki diğer köylere nazaran masada yemek yemeye intibak eden ilk köy olmuş. Altınoluklular Midilli Adası halkı ile son derece samimi temas halindelermiş. Hatta zamanın beylerinin karbeyazı gömlek yakaları kolalanmaya Midilli’ye gönderirlermiş. Yöre hanımlarının vazgeçilmez tutkularının başında ise takılar geliyormuş. Günümüzde Altınoluk aileler için tercih edilen yazlık tatil yerlerinin basında geliyor. Zengin çarşısı, cafe-bar ve çay bahçeleri şenlenirken akşam yemek sonrası başlayan piyasa gecenin geç saatlerine kadar devam ediyor. Yürüyüş parkuru Altınoluk meydanı dondurmacı Vardar önünden sahil boyu ve Mendirek sonuna dek sürüyor. Plajlar ise hem ücretsiz hem de her yerden denize girme imkanı sağlıyor. Sezon sonu Eylül ayında uyuyan deniz, dipte gazete okuyacak kadar net görünüp berraklaşıyor.

Kaz Dağı Düden Yaylası
Mare&Monte tur’a katılan günübirlik veya konaklamalı kamp yapmak isteyen gruplarla eski Altınoluk yerleşim merkezi Çam Mahallesinden saat 10.00 da Kaz Dağına doğru dağ yoluna giriliyor.
Sırasıyla Küp Gediği, Sarısu, Üç Pınarlar, Karaçam, Kazak Pınarı, Şah Taşları sonrası Düden’e geliniyor. Tur rehberi güzergâh boyunca iki kez mola vererek hem gezi boyunca görülecek yerler, hem de Kaz Dağının mitolojik geçmişi hakkında aydınlatıcı bilgi veriyor. Düden mevkii, kapalı ev ekonomisinin geçerli olduğu yıllarda, dağın iki yamacında oturan insanlar senenin belirli zamanlarında mallarını ihtiyaç doğrultusunda takas yoluyla değiştirdikleri yer olarak biliniyor. Türkmenlerin konargöçer olarak yaşadığı, yaz aylarında oba kurup kamp yaptığı ve günümüzde Milli Park sınırları içinde olan bölgede “Milli Park Kamp Alanı” tahsis edilmiş. Kapalı korunak, duş, wc, mutfak, çamaşır yıkama yeri, alabalık yaşatma
havuzu, çeşme, çadır yerleri, hamaklar, salıncaklar bulunuyor. Altınoluk – Düden arası yer yer engebeli toprak olan dağ yolunda 4×4 türü dağ araçlarıyla ulaşım sağlanıyor. Düden Yaylası, Anadolu yükseltileri arasında cüce sayılmasına rağmen deniz seviyesi sıfır noktasından 1250 metreye 26 km gibi kısa mesafede ani çıkılması nedeniyle ilgi çekiyor. Yazın en sıcak aylarında bile serin olan yaylada rüzgâr sesi ile nefis botanik kokusu buram buram hissediliyor. Endemik bitkiler, dağ laleleri, mevsiminde kelebekler, tüm doğal ortam fotoğraf severleri mutlu etmeye yetiyor. Yol boyunca tur yolcuları bazen yaban hayatın sürprizlerinden ayı, domuz, karaca görme şansı bulabiliyorlar. Dağın ilk 500 metre yükseltileri zeytin ağaçları, 650 metre kızılçamlarla Akdeniz orman tipi görülebiliyor. 4 mevsim yaşanan dağın Kuzey yamacında ise karasal iklim nedeniyle kızılçam bulunmuyor. Mayıs sonu Eylül sonuna dek tur düzenlenen turlarda Düden Mevkiinde mola için soluklananlar yemek siparişlerini verip Küçük Düden Mevkide 15 dakikalık bir yürüyüş yaparak burada ki koyun ağılında süt sağma, peynir yapımı gibi yöresel üretimleri görüyor, acıkmış olarak Düden kamp alanına dönüyorlar. Tavada pişirilmiş alabalıklar, henüz açılan hamurlarla yapılan gözlemeler, salata ve meyveler, buz gibi
pınarlarda soğutulmuş biralar, meşrubatlar büyük iştahla yenip içiliyor. Yemek, dağın pınar sularından demlenen çaylar, kahvelerle tamamlanıyor. Sürenin durumuna göre Şahin dere kanyonu Gücük Burun’dan kanyonun muhteşem ve tüyler ürpertici, görkemli manzarası seyrediliyor. Bol bol anı fotoğrafları çekiliyor. Son etapta dağın zemin sularında ki tertemiz göletlerde yüzüp safarinin tozu atılıyor. Akşam 18.00 de doğanın natürel kalbinden ayrılıp Altınoluk’a dönen grup yeniden betona yenik düşmüş sahillere ve trafiğin içine girerken bir başka geziye katılmak üzere vedalaşıp ayrılıyorlar.

Şahinderesi Kanyonu
Altınoluk’u oksijen çadırına dönüştüren etkenlerin başında Şahinderesi Kanyonu geliyor. Bölgede hava değişimini sağlayan kanyon, dağdan çektiği çam kokulu havayı ovaya dağıtırken, denizden aldığı iyot kokulu havayı, dağa çıkartarak bir çeşit baca görevi görüyor. Karşılıklı hava sirkülasyonunu sağlayan 27 kilometre uzunluğundaki kanyonun yüksekliği 600 metre. Açık U şekilli aralığı 700 metre civarında. Çevresi şifalı bitki ve otlarla bezeli olan Şahinderesi Kanyonu’na Orman İşletme Müdürlüğü’nden izin alınarak giriliyor. Rehbersiz gezmenin oldukça zor olduğu Şahinderesi Kanyonu’nda 25 kilometrelik bozuk toprak yol daha ziyade Jeep türü araçlara geçit veriyor. Mare Monte Oteli’nden Erinç Ersöz’ün kurduğu seyahat acentasının dağa düzenlediği turlar grubunun arzusuna göre şekillenip tam gün sürüyor.

Kanyonda bekleyen sürprizler
Şahinkale’nin kuzeyine gitmek için Avcılar Köyü’nden orman yoluna giriliyor. Ormana giriş izninizi görevli bekçiye gösterip köprü başından Kışla Dağı’na varılıyor. Yol üzerinde çok soğuk, kireçsiz vücut üzerinde çarçabuk kuruyan suya sahip gölcükler bulunuyor. Bunlardan biri olan Dereçatı mevkiinde yüzebilirsiz. Bu nedenle yola çıkmadan önce mayo ve havlunuzu yanınızda bulundurun. Su ve kuş sesinden başka ses duyulmayan bölgede pınar suları hayli bol. “Dereçatı suyu” çiçek ve kekik kokularını da beraberinde getirip, yosunlu kayaların kalbinden akıyor. Biraz ilerideki pınar ise nane otları arasından aktığı için “Naneli pınar” ismiyle anılıyor. Kanyonda ilerleyen Gücük Burun, Ağlayan Çam, Kestane Deresi, Yörük Pınarı, Selvili Mezarlık, Ayı Kapıları, Damla isimli etapları geçip kabaran iştahınızla Altınoluk’a dönebilirsiniz.

Şifalı otlar
Birçok hastalığın tedavisinde başrolü üstlenen otların tüm çeşitlerini Kazdağı’nda bulmak mümkün. Bitki ve otlara meraklılar eczacı ve doktorların aradığı isim ise; dağın neresinde, ne zaman ne yetiştiğini çok iyi bilen İbrahim Arısoy. Hiç oturulmamış bir evi seramikle döşetip bitki ve ot kurutan İbrahim Arısoy’un Tel0-266) 396 05 28 Dağın otları arasında çarpıntıyı önleyen Melisa geliyor. Stresi yok edip, kalbe ve taniyona iyi geldiği söylenenler arasında.
Kandil Çayı: Bademcik ve boğaz hastalıklarına,
Papatya, nane: Nezle ve sinizüte Isırgan otu: Çayı, tohumu havanda dövülüp bal ile karışımlarda kullanılarak tüketiliyor.
Karabaldır otu: Prostat ve basura iyi geldiği söyleniyor.
Üç çeşidi bulunan kekik otu şeker hastalığına ve her derde deva olduğuna inanılıyor. Milli park sınırları içinde her türlü ot ve bitki toplamak yasaklandığı için meraklılar sadece fotoğraf çekmekle yetiniyorlar.

Kayalar
Kaz Dağı’ndaki karların erimesiyle debisi iyice artan sular , dereler ve şelaleler oluşturuyor. Kanyonun kalbi sayılan ve 70 derecelik açıya sahip dik yamaçları, granit kayaları aşındırıp zımparalanmış kaya şekilleri yaz sonunda suların azalmasıyla ortaya çıkıyor. Bu görüntü ise pastoral fotoğraf meraklılarına görsel bir ziyafet çekiyor.

NASIL GİDİLİR?
Altınoluk’a İstanbul’dan Bursa-Balıkesir-Havran üzerinden gidebileceğiniz gibi, Tekirdağ-Çanakkale yolunu da tercih edebilirsiniz. Bu yol manzarası güzel trafiği az ve 450 kilometre. İstanbul-Kınalı arası otoyolu kullananlar Tekirdağ’dan Keşan’a sonra da Gelibolu’ya gelecekler. Buradan Lapseki’ye veya Eceabat’tan Çanakkale’ye karşıya geçmek için Feribotlar saat başı kalkıyor. Truva’dan, Edremit Körfezi’ne inerken Altınoluk sizi karşılıyor. Aynı yolu otobüsle almak isteyenler Pamukkale, Uludağ, Kamil Koç, Akçay veya Metro Turizm’in seferleriyle gelebilirler. Altınoluk’tan Edremit’e Assos’a sefer yapan minibüsler var. Yazın ayrıca Ayvalık, Bergama, Truva, Assos, Babakale gibi tarihi noktalara düzenlenen turlara da katılma imkanınız bulunuyor. Kazdağı’na çıkmak için Orman İdaresi’nin yaptığı toprak yolları jeep türü araçlarla aşmak gerekiyor. Şahinderesi Kanyonu’nun girişine gitmek için sırtınızı denize çevirip Altınoluk merkeze girişte belediye karşısındaki sokaktan girerseniz Kocaçay yoluna Değirmen mevkiine geleceksiniz. 1 kilometre sonra kanyon girişindeki zeytin ağacı gölgesindeki otoparka aracınızı bırakabilirsiniz.
Yeni yol çalışmaları sayesinde İstanbul’dan çıkanlar daha geniş ve rahat bir güzergahda yol alıyorlar. Kınalı çıkışından itibaren yeniden düzenlenen Keşan kavşağına, sonrasında büyük bölümü bitirilmiş tek yönlü yolu kullananlar, Gelibolu yönünde aynı konforla ulaşıyorlar. Çanakkale geçişi sonrası Küçükkuyu, Altınoluk, Edremit güzergahı yeni şerit ilaveleri ile neredeyse uçak pisti haline getirilmiş görünüyor.
Bursa yönünden gelenler ise büyük bölümü bitirilen Mudanya yol ayırımına kadar otoyolu kullanabiliyorlar. Bursa’nın İstanbul çıkışı son düzenlemeyle alt geçit kullanımıyla kent çıkışına bağlanıyor.