GeziyoruZ

BİZİMLE GEZMEYE VAR MISINIZ??

KIRMITLI KUŞ CENNETİ


KIRMITLI KUŞ CENNETİ

Osmaniye’nin Kırmıtlı Beldesi’nde, Ceyhan Nehri yakınındaki, kum ocaklarının da bulunduğu yer, 4 yıl öncesinde yaşanan taşkınlar sonrasında sulak alana dönüşünce, kuşlar, göç yolu üzerindeki bölgeyi konaklama ve üreme merkezi haline dönüştürdü.

Kırmıtlı Beldesi Belediye Başkanı Ali Murtaza Doğan ise Doğa Derneği ekiplerini 6 aylık araştırmaları sonucu başta İzmir yalıçapkını, kızıl sırtlı örümcek kuşu, karabaşlı kiraz kuşu, saz delicesi, kız kuşu, karabaşlı martı, Arap bülbülü, gece balıkçılı, kızıl şahin gibi aralarında nesli tükenme riski bulunun 100’e yakın kuş türünün bulunduğunun anlaşıldığını kaydetti.

BELDEDE ve CEYHAN NEHRİ KIYISINDA BULUNAN KUŞLAR:

1- Küçük Balıkçıl
2- Sığır Balıkçılı
3-Gri Balıkçıl
4-Küçük Balaban
5-Alaca Yalıçapkını
6-Yalı Çapkını
7- Kız Kuşu
8- Mahmuzlı Kız Kuşu
9- Küçük Batağan
10- Gece Balıkçılı
11- Yeşil Baş
12-Kaşık Gaga
13-Kıl Kuyruk
14- Çıkrıkçın
15-Karabatak
16- Saz tavuğu
17-Saz Horozu
18-Arı Kuşu
19- Gök kuzgun
20- Karabaş Martı
21- Martı
22- Saz Delicesi
23- Küçük Orman Kartalı
24- Yılan Kartalı
25- Şahin
26- Ak Kuyruk Sallayan
27- Karatavuk
28-Karabaşlı Kiraz Kuşu
29-Kızıl Sırtlı Örümcek Kuşu
30-Saka
31- Arap Bülbülü
32- İbikli Toygar
33- İbibik
34- Sığırcık
35- Kumru
36- Taş Kuşu
37- Büyük Saz Kamışçını
38- Kum Kırlangıcı
39- Kırlangıç
40- Tarla kuşu

Kırmıtlı Beldesine Ulaşım İçin

Adana Hakkında Genel Bilgiler


Ortadoğunun en büyük camisi - Adana Sabancı Merkez Camii

Ortadoğunun en büyük camii- Adana Sabancı Merkez Camii

Adana Eskibaraj'dan kent görünümü

Adana eski barajdan kent görünümü

Genel Bilgiler [değiştir]Adana, Türkiye’nin güneyinde Akdeniz Bölgesi’nin Doğu Akdeniz Bölümü’nde yer alan 14.030 km² yüz ölçümüne ve 3.000.000 gayriresmi nüfusa (DİE, 2000 yılı nüfus sayımına göre 1.849.478) sahip bir ildir.

Adana ili, yönetsel olarak 13 ilçe, 9 bucak ve 547 köyden oluşmaktadır. Adana ili ve il merkezi Türkiye’nin en önemli tarımsal üretim bölgelerinden olan Çukurova Deltası’nda yer alır ve esas olarak gelişimi ve ekonomisi tarımsal üretim ve tarıma dayalı endüstri yoğunlukludur. Adana kenti, Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin oluşturduğu Çukurova Deltası’ndan kuzeydeki dağlara doğru hafif bir eğimle yükselen alüvyal dolgu taraçalardan biri üzerinde, denizden yaklaşık 40 km içeride (ve kuzeyde) kurulmuştur. Denizden yüksekliği il merkezinde 23 m’dir. Seyhan Nehri, bu düzlükte bir kaç metre gömülmüş geniş bir yatak içinde kentin kuzeyinden güneyine akar. Irmakla kentin kurulduğu düzlük arasındaki düzey farkının azlığından doğan sel baskınları, Seyhan Barajı’nın yapımından sonra hemen hemen ortadan kalkmıştır. Adana kentinin çekirdeğini, sırtını doğuda Seyhan ırmağına dayamış olan Tepebağ yükseltisinin çevresindeki dairesel yerleşim oluşturur.

Roma döneminden kalma Taş Köprü, burayı Seyhan’ın sol kıyısına bağlar. Uzun süre orta halli bir taşra kenti özelliğini koruyan, nüfusu 20.000-30.000 arası olan Adana; 19. yy’ın ikinci yarısında gelişmeye başladı. Bu gelişme özellikle 1950’den sonra hızlanarak Adana’ya bugünkü büyük kent özelliğini kazandırdı. 1886’da, kent, demir yoluyla Mersin Limanı’na bağlandı. Hicaz Demiryolu Birinci Dünya Savaşı yıllarında Torosları aşarak Adana’ya ulaştı. Bu gelişmeler sonucu kent, özellikle 1950’den sonra eski çekirdeğin çevresinde daha çok Kuzey-Batı’daki istasyona ve batıya doğru olmak üzere hızla yayıldı, çekirdek bölümde kimi düzenlemeler yapıldı. Planlı yeni mahalleler kuruldu, geniş caddeler ve parklar açıldı. Bu gelişmeler sırasında büyüme Seyhan’ın sol yakasına taştı. Türkiye’deki kentleşme sürecinin en hızlı olduğu yerleşmelerden biri olan Adana, Akdeniz Bölgesi’nin ticaret, sanayi ve sermaye piyasası bakımlarından en önemli merkezidir. Gelişmiş bir yol şebekesinin kavşak noktası olan Adana’da, havaalanı, çeşitli düzeyde eğitim kurumları, Çukurova Üniversitesi ve Devlet Güzel Sanatlar Galerisi vardır.

Tarihsel Gelişimi

Eski Çağlarda Adana

Tarihi araştırmalardan elde edilen bilgilere göre, Çukurova, Yontma Taş Devrinden bu yana yerleşim yeri olmuştur. Çukurova’nın en eski yerleşim merkezlerinden biri Tepebağ Höyüğü ilk çağlardan kalmadır. Höyükte rastlanan surlarla çevrili kent çekirdeği burada Neolitik çağda yaşayan kent dönemine ışık tutmaktadır. Tepebağ’ın güneyinde Taş Köprü’nün bitişğinde eski kale yıktırılarak yerine Adana Kalesi yaptırılmıştır. Bu kaleyi daha sonra Mehmet Ali Paşa yıktırmıştır. 1553’te başlayan Ramazanoğulları devrinde, kent oldukça büyümüş bu dönemde Ulucami Tuzzhanı, Yağ Camii gibi eserler yapılmıştır. Adana, Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferinden Osmanlılar’a bağlanmış, 1608’de eyalet olmuştur. Sırasıyla Konya, Malatya, Şam, Halep eyaletlerine bağlı kalmıştır. Bir ara Kıbrıs’tan da idare edilmiş, 1867’de vilayet bundan sonra da Adana Sancaği’nın merkez ilçesi olmuştur. Bu durum Fransız işgaline kadar sürmüştür. İşgal sırasında vilayet merkezi Pozantıya nakledilmiş, işgal sona erince Adana yeniden vilayet merkezi olmuştur. Cumhuriyet, devrinde çok gelişmiştir.

Eski Çağlarda Adana’ya Egemen Olmuş Gruplar

Luvi Krallığı (M.Ö.1900) , Arzava Krallığı (M.Ö. 1500-1333) , Hitit Krallığı (M.Ö. 1900-1200), Kue Krallığı (M.Ö.1190-713), Asur Krallığı (M.Ö. 713-663) , Pers Satraplığı (M.Ö.612-333), Helenistik Dönem (M.Ö. 333-323) Selökidler (M.Ö. 312-133), Korsanlar Dönemi (M.Ö. 178-112), Romalılar (M.Ö.112-M.S. 395)

Orta Çağda Adana’ya Egemen Olmuş Gruplar

Bizanslılar (M.S. 395-638), İslam Devri, Selçuklular, Ermeni Krallığı

Yeni Çağda Adana Mısır Türk Memlukları, Ramazanoğulları, Osmanlılar.

Kurtuluş Savaşı ve İşgaller Dönemi

Kayıplara sebep olan I. Dünya Savaşı, siyasi ve ekonomik üstünlük için birbirleri ile mücadeleye girişen Avrupa devletleri arasında ve Avrupa’da çıkmıştır. Kısa zamanda mücadele bütün kıtalara yayılmış ve Osmanlı imparatorluğu da bu savaşın içine sürüklenmiştir. Sonunda imparatorluk çökmüş toprakları parçalanmış, anayurt bile düşman istilası altında kalmıştır. Beş cephede birden ve pek çok devlete karşı savaşmak zorunda bırakılan Osmanlı Devleti, Mondros Ateşkes Antlaşması ile imparatorluk topraklarının pek çoğunu düşmana bırakarak çekilmiştir. İşte bu dönemde Suriye Cephesinde kalan Türk birliği, o cephede Yıldırım Orduları komutanı olarak bulunan Mustafa Kemal idaresinde Halep’e çekilerek, tamamen yok edilmekten kurtarılmıştır. Zamanın sadrazamı İzzet Paşa tarafından, o sırada grup komutanı Liman Von Sanders’ten (Alman Komutanı) elindeki tüm grup komuta ve koordinasyon yetkisini Mustafa Kemal Paşa’ya devretmesi bildirilmiş ve bu devir-teslim işlerini gerçekleştirmek için 31 Ekim 1918’de Mustafa Kemal Paşa Adana’ya gelmiştir. Liman Von Sanders Paşa’nın Yenildik…bizim için her şey bitti sözüne karşılık, yetkiyi teslim alan Mustafa Kemal Paşa Savaş müttefikler için bitmiş olabilir ama bizi ilgilendiren savaş, kendi istiklalimizin savaşı, ancak şimdi başlıyor karşılığını vermiştir. İşte bu sözlerin özetlediği ve vurguladığı mücadele yılları 1922’ye hatta politik anlaşmaların bitimine kadar yani 1923’e kadar sürmüştür.

Toros geçitlerini tutmaya çalışan Bnb. Menil komutasındaki Fransız taburu, milli kuvvetler karşısında tutunamayarak kaçmaya çalışmış, ancak Karaboğazı’nda çevrilerek esir alınmıştır. İşte Fransız taburunu esir alan 40 kişilik Kahraman Milis Müfrezesi Bucak Köyü’nde görülüyor.

Mustafa Kemal Paşa 31 Ekim 1918’de geldiği Adana’da 11 gün kalmış, etrafın ve halkın durumunu inceleyerek bunu Genel Kurmay Başkanlığı’na bildirmiştir. Bu telgraflarda sadece mevcut durum değil, ileriye dönük düşünce ve uyarılar da yer almıştır.

İskenderun’a asker çıkararak işgal teşebbüsünde bulunurlarsa ingilizlere ateş açılacağını zamanın hükümet ve başbakanına telgrafla bildiren Mustafa Kemal Paşa, aynı zamanda kendine bağlı kumandalara da benzer bir emir vermiştir. Verilen emre göre denizden İskenderun’a çıkartma yapmak isteyen İngiliz ve Fransızlar’a ateşle karşı konulacaktır. Tarihi açıdan bakılacak olursa, Adana’dan verilen bu ilk emir Türk Kurtuluş Savaşı’nın ilk emridir. Nitekim, 15 Mart 1923’te Adana’ya tekrar gelen Mustafa Kemal Paşa bu durunu şu sözleriyle toplum ve tarih önünde kanıtlamıştır:

Bende bu vekayiin ilk hiss-i teşebbüsü bu memlekette, bu güzel Adana’da vücut bulmuştur.

Adana’dan İstanbul’a gönderilen telgrafların hiçbir olumlu etkisi olmadığı gibi, kısa bir süre sonra Yıldırım Orduları Grubu ve 7. Ordu Karargahı lağvedilmiş ve Mustafa Kemal Paşa İstanbul’a çağrılmıştır.

Adanalılar, İstanbul Hükümetinin 23 Kasım 1918 tarihli, Adana ve dolaylarının boşaltılmasını zorunlu kılan kararını büyük tepki ile karşılamışlardır. Durumu protesto eden, böyle bir harekatın yaratacağı vahim hadiseleri vurgulayan bir telgraf dönemin İçişleri Bakanına yollanmıştır. Kısa bir süre sonra işgal kuvvetleri Mersin limanından Çukurova’ya girmiş, tüm kilit noktaları kontrol altına almış ve sonra Adana’yı işgal etmişlerdir. Bu işgal sırasında Türklere ait bütün sembol, arma, işaret ve levhalar yok edilmiş ve sistemli şekilde Türk halkının soykırımı yoluna gidilmiştir. Fransıs işgal kuvvetleri tarafından yine çok planlı ve katı bir şekilde uygulanan diğer bir işlem de Adana, Çukurova ve civarı bölgelere Ermenilerin yerleştirilmesi olmuştur. 1915 yıllarında yani I. Dünya Savaşı sırasında Anadolu’nun Doğu yöresinde isyan eden Türk halkını öldürüp, işkence eden ve Ruslara yardım ederek ülke içinde 5. kol olarak çalışan Ermenilerin 1915 tarihli Tehcir Kanunu ile Suriye’ye zorunlu göçleri sağlanmıştır. 1918’de Adana ve Çukurova’yı işgal eden Fransızlar kendi birlikleri içinde özellikle Ermeni askerleri getirdikleri gibi, Suriye’den 70 bin Ermeniyi Adana’ya, 12 binini Dörtyol’a, 8 binini Saimbeyli’ye yerleştirmişlerdir. Hatta Antep ve Maraş çevresine de 50 binden fazla Ermeni getirilmiştir. Bütün bu gayretler adeta I. Haçlı Seferi sırasında olduğu gibi yine Avrupa devletlerine bu bölgede ileri karokol görevini görecek bir Ermeni Krallığının yeniden oluşturulması içindi. 1918-1919 yıllarında Adana’da tam bir terör ve cinayet dönemi yaşanmıştır.

Bunlar arasında Abdiağa Çiftliği Olayları, şehir içi cinayetleri, Taşköprü’de Türklerin çarmıha gerilişi ve kırbaçlanarak öldürülüşü gibi olaylar toplum şuurundan ve hatırasından çıkmayacak olaylar haline gelmiştir. Bunca terör ve baskı arasında Adana ve yöredeki Türkler, örgütlenerek Kilikya Milli Kuvvetler Teşkilatını oluşturmuşlardır. Çukurova, bölgelere ayrılarak, her bölgeye milis kuvvetleri ve komutanı atanmış ve bölge bölge tüm yöre bu milli direnme ve mücadele teşkilatının denetimine girmiştir. Şubat 1920’den itibaren milli kuvvetler düşmana karşı zaferler kazanmaya başlamış ve her zafer daha iyi bir örgütlenme ve daha yüksek bir moral kuvveti sağlamıştır.1920’de Toroslar’dan Fransızlara saldırı başlatılmıştır. Sonuçta 27 Mayıs 1920’de Fransız orduları komutanı Menil, milli kuvvetler tarafından esir alınmıştır. Kar Boğazı Olayı olarak bilinen olay, Kuvayi Milliyenin ilk siyasi zaferidir. Bunu takiben 28 Mayıs 1920’de Fransızlar Mersin-Adana hattına çekilmişler ve kuzey Çukurova (Kozan ve diğer dağlık bölgeler) tamamen kurtarılmıştır. Düzlük, ovalık yörelerde Ermeniler zulüm ve şiddeti artırmışlar ve sayısıs cinayetler işlemişlerdir. 10 Temmuz 1920’de Ermeniler tarafından Türklere karşı büyük bir şiddet ve soykırım harekatına girişilmiş ve bu harekat sonucu onbinlerce Türk Toroslara doğru kaçmıştır. Dörtgün süren bu hareket tarihte Kaç Kaç olayı olarak isimlendirilmiştir. 5 Ağustos 1920’de Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Bey (Çakmak) ve milletvekilleri Pozantıya gelmiş ve orayı il haline getirerek Pozantı Kongresini yapmışlardır.

Daha büyük direnişe geçen Türkler çok büyük kayıplar vermişlerdir. Buna rağmen Kasım 1920 sonlarında Fransızları ağır yenilgiye uğratmayı başarmışlardır. Sonuç olarak Fransa, T.B.M.M. hükümetini resmen tanıyarak barış yoluna gitmiştir. Türk-Fransız barış anlaşması, 20 Ekim 1921’de Ankara’da yapılmıştır. Bu anlaşma gereğince 5 Ocak 1922’de Fransızlar Çukurova’dan tamamen (getirdikleri Ermenileri de beraberinde götürerek) çekilmişlerdir. Fransızlarla gidemeyen veya yerli olan Ermeniler de bölgeden kaçmışlardır. Bunlardan 120 bini tekrar Suriye’ye, 30 bini Kıbrıs veya İstanbul’a gitmişlerdir. 5 Ocak 1922 kurtuluşunu kutlama amacı ile Büyük Saat ile Ulu Camii arasına çok büyük bir bayrak çekilmiş ve daha sonra bu bayrak çekilmesi olayı il’in kurtuluş günlerinde tekrarlanmıştır. Bayrak Adana’nın simgesi haline gelmiştir. Adana ve Çukurova halkı milli kuvvetlere katılarak yurdun diğer cephelerinde de çarpışmış ve anavatanı düşmandan kurtarma mücadelesinde sonuna kadar yer almışlardır.

Atatürk’ün Adana Seyahatleri Atatürk Cumhuriyetin kuruluşundan önce üç defa, Cumhuriyet’in ilanından sonra altı defa olmak üzere Adana’ya dokuz defa gelmiştir.

Turizm

Adana’da her uygarlık kendi kültür çeşitliliğini bir sonrakine aktararak bir kültür mozaiği oluşturmuştur. Hititler, Romalılar, Araplar, Selçuklular, Ramazanoğulları, Osmanlılar, Türkmen ve Yörük aşiretlerinin yöre kültürünün çeşitlenmesine katkıları olmuştur. Özellikle 19. ve 20. yüzyıllarda Adana ovasında yerleşimin yoğunlaşmasıyla tarımda ve sanayileşmede büyük atılımların olması, yörenin kültüründe büyük değişiklikler yaratmıştır.

İlçelerde Bulunan Tarihi Eserler

Aladağ Akören Kalesi, Mazılık Ören Yeri ve Kalesi, Postyağbasan Kalesi, 3 adet Kilise

Ceyhan

  • Kurtkulağı Kervansarayı, 1711’de yapılmıştır.
  • Yılankale, Kilisesi ve sarnıcı bulunan kale Şahmeran Kale olarak da anılmaktadır.
  • Ulu Cami, 1868’de yapılmıştır. Sirkeli Höyüğü, Tepebağ’dan sonra bölgenin en büyük höyüğüdür.
  • Muradiye Cami, 1912-1720 yılları arasında yaptırılmıştır.
  • Durhasan Türbesi, 1717-1720 yılları arasında yaptırılmıştır.
  • Dumlu Kalesi, Asur, Pers, Roma kalıntılarına rastlanmaktadır.

Feke

  • Feke kalesi, 12.yüzyılda Bizanslılar tarafından yapıldığı sanılmaktadır.

Karaisalı

  • Milvan Kale, Karakılıç köyü yakınlarında bulunmaktadır.

Karataş

  • Yanık Kilise (Karakilise Kalıntısı), Romalılar tarafından yapılmıştır.
  • Antik Magarsus Kilisesi, Romalılar döneminde yapılmıştır.
  • Menzil Hanı Kalıntısı, Osmanlılar tarafından 1782 yılında yaptırılmıştır.
  • Tarihi Han Kalıntısı, Osmanlılar 1608 de yaptırmıştır.
  • Amfi Tiyatro, Romalılardan kalma tiyatro kalıntılarıdır.

Kozan

  • Kozan Kalesi, Asurlular tarafından yapılmıştır.
  • Bucak Kalesi, Ortaçağ döneminde yapılmıştır.
  • Hoşkadem Cami, Mısır Kölemen Sultanı Abdullah Hoşkadem tarafından 1448 yılında yaptırılmıştır.
  • Pelesel Manastırı Kalıntıları, Ermeniler tarafından yaptırılmıştır.
  • Anavarza Kalesi ve Kalıntıları, M.Ö. 9. yy. Da Asurlular tarafından yapılmıştır. Romalılardan kalma iki su kemeri, tiyatro,saray, tapınak, hamam kalıntıları, kaya mezarları, frenkslerle süslenmiş mezarlarkilise ve sarnıç bulunmaktadır.

Pozantı

  • Kızıl Tabya, Mısırlı İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır.
  • Ak Tabya, Mısırlı İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır.
  • Yakarpınar Köprüsü, Yörenin en eski köprüsüdür.
  • Anaşka Kalesi, Müslüman ve Araplarca “Rus-Nuş-Sekaribu”diye de bilinir.

Saimbeyli

  • Saimbeyli Kalesi, Ortaçağ da yapılmıştır.” Kara Kilise” de denir.

Seyhan

  • Tepebağ Höyüğü, Bölgenin en büyük höyüğüdür.
  • Taşköprü, 117-138 yıllarında yaptırılmıştır.Şehir merkezindedir.319 metre uzunluğundadır.
  • Bebekli Kilise, Saint Paul Katolik kilisesidir. 1880-1890 yıllarında yapılmıştır.
  • Saat Kulesi, 1881’de yaptırılmıştır.
  • Bedesten, Ramazanoğulları tarafından 16. yy. da yaptırılmıştır.
  • Ulu Cami, Ramazanoğulları tarafından 1541 yılında yaptırılmıştır.
  • Yağ Cami, 1501 yılında kilise iken camiye çevrilmiştir.
  • Yeni Cami, 1724 yılında yaptırılmıştır.
  • Kemeraltı Cami, 1599 yılında yaptırılmıştır.
  • Akça Mescit (Ağca Mescit), 1489 yılında yaptırılmıştır.
  • Çarşı Hamamı, 1529 yılında yaptırılmıştır.
  • Irmak Hamamı, Eski bir Roma hamamı üzerine yaptırılmıştır.
  • Gön Hanı Kapısı, Adana Arastası ile yan yanadır. Bugün sadece birkapı bulunmaktadır.
  • Bahri Paşa Çeşmesi, 1890’da yaptırılan ve imar çalışmaları nedeniylekaldırılan çeşmenin aynısı 1993 yılında yeniden yaptırılmıştır.
  • Ramazanoğlu Konağı ve Harem Dairesi, 1489 yılında yaptırılmıştır.
  • Hasanağa Cami ( Hasan Kethüda), 1558 yılında yaptırılmıştır.

Tufanbeyli

  • Şar Harabeleri, Tarihte Hititlerin merkeziydi.
  • Amfi Tiyatro, Romalılardan kalmadır.
  • Kilise Kalıntıları, Bizanslılardan kalmadır.
  • Kaya Kabartmaları, Kaya Kabartmaları: Hititliler tarafından yapılmıştır.

Yumurtalık Ayas Kalesi, Süleyman Kulesi, Markopolo İskelesi

Yüreğir (Misis, Mopsuhestia) İlk ve ortaçağda önemli bir yerleşim merkezi olan Yüreğir ve yöresinde eski eser olarak köprü ve höyük, yer mozaikleri ve su kemerleri, hamam ve kervansaray bulunmaktadır.

|