






GeziyoruZBİZİMLE GEZMEYE VAR MISINIZ?? |
|

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahat yeri olarak Rasattepe’de (Anıttepe) seçilmiş ve 1 Mart 1941 tarihinde Anıtkabir’in yapımı için Serbest Proje Yarışması düzenlenmiş, yarışma için hükümet tarafından uluslararası alanda tanınmış yerli ve yabancı sanatçılarca ve Bayındırlık Bakanlığı’nca belirlenen yüksek mimarlardan oluşan tarafsız bir jüri oluşturulmuştur. Yarışmaya Türkiye, Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Fransa ve Çekoslovakya’dan toplam 47 adet proje katılmıştır. 18 Kasım 1943 tarihinde Prof. Emin Onat ve Doç. Orhan Arden’in projelerinin uygulanmasına karar verilmiştir. 9 Ekim 1944 tarihinde törenle temeli atılan Anıtkabir’in inşası 9 yıllık bir süre içinde dört aşamalı olarak yapılmıştır. Anıtkabir, Türk mimarlığında 1940-1950 yılları arasında II. Ulusal Mimarlık dönemi olarak adlandırılan dönemin özelliklerini taşımaktadır. Yaklaşık 750.000 m2’lik bir alanı kaplamakta olup Barış Parkı ve Anıt Bloku olarak iki kısma ayrılır
Barış Parkı: Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden ve yabancı ülkelerden getirilen fidanlarla oluşturulmuştur. Bugün parkta 104 ayrı türden yaklaşık 48.500 adet süs ağacı, ağaççık ve süs bitkisi bulunmaktadır.

Anıt Bloku: Üç bölümden oluşmaktadır;
Aslanlı Yol
Tören Meydanı
Mozole
Tandoğan Kapısı’ndan girildiğinde, Barış Parkı içinden uzanan yoldan Aslanlı Yol başındaki 26 basamaklı geniş merdivenlere ulaşılır. Merdivenin hemen başında karşılıklı olarak İstiklal ve Hürriyet kuleleri yer alır.
Anıtkabir yapı topluluğu içinde, simetrik yerleştirilmiş on adet kule vardır. Bunlar İstiklal Kulesi, Hürriyet Kulesi, Mehmetçik Kulesi, Zafer Kulesi, Barış Kulesi, 23 Nisan Kulesi, Misak-ı Milli Kulesi, İnkılap Kulesi, Cumhuriyet Kulesi, Müdafaa-i Hukuk Kulesi’dir. Zafer ve Barış kuleleri arasında II. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün mezarı bulunmaktadır.

Anıtkabir Atatürk Müzesi : Anıtkabir Proje Yarışması şartlarına uygun olarak, Misak-ı Milli ve İnkılap kuleleri arasındaki bölüm müze olarak belirlenmiştir. 21 Haziran 1960’ta Anıtkabir Atatürk Müzesi açılmıştır. Burada Atatürk’ün kullandığı eşyalar, kendisine hediye edilen armağanlar ve giysileri teşhir edilmektedir. Müzede ayrıca Atatürk’ün madalya ve nişanları ile manevi evlatlarından A. Afet İnan, Rukiye Erkin, ve Sabiha Gökçen’in müzeye armağan ettikleri Atatürk’e ait eşyalar da sergilenmektedir.


Kurtuluş Savaşı Müzesi (I. TBMM Binası) : Ankara Ulus Meydanı’nda bulunan I. Türkiye Büyük Millet Meclisi binası 23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 tarihleri arasında I. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kullanılmış, daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Merkezi ve Hukuk Mektebi olarak işlevini sürdürmüştür. 1952 yılında Maarif Vekaleti’ne devredilmiş, 23 Nisan 1961’de “Türkiye Büyük Millet Meclis Müzesi” adıyla halkın ziyaretine açılmış, Mustafa Kemal Atatürk’ün doğumunun 100. yılı kutlamaları çerçevesinde restorasyon ve teşhir tanzim çalışmaları yapılarak 23 Nisan 1981’de Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak yeniden açılmıştır. Binanın planı Salim Bey tarafından yapılmış, inşasına askeri mimar Hasip Bey nezaret etmiştir. Türk mimari stilinde olan iki katlı binanın duvarlarında Ankara taşı (andezit) kullanılmıştır. Meclisin, 23 Nisan 1920’de çalışmalarına bu binada başlaması kararlaştırıldığında henüz bitirilmemiş olan bina halkın katkısıyla tamamlanmıştır. Bina; koridor, Riyaset Divanı, Bakanlar Kurulu Odası, Encümen Odası (Komisyon Odası), Dinlenme Odası, Şer’iye Encümeni Odası, İdare odaları, Meclis Toplantı Salonu, Mescit, Reis Odası (Meclis Başkanı Odası), fotoğrafhane, eser depoları ve sergi salonu olarak kullanılan alt katın yer aldığı bölümlerden oluşmaktadır.



Cumhuriyet Müzesi (II. TBMM Binası) : Ankara Ulus Meydanı’nda bulunan müze Cumhuriyet Halk Fırkası binası olarak tasarlanmış ancak, I. Büyük Millet Meclisi binasının yetersiz olması ve gelişen cumhuriyet Türkiye’si meclisinin ihtiyaçlarını karşılayamaması nedeniyle binada değişiklik yapılarak II. Türkiye Millet Meclisi olarak kullanılmış, 30 Ekim 1981 yılında da Cumhuriyet Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Bina 1923 yılında Mimar Vedat Tek tarafından tasarlanmıştır. Bodrum üzerine iki katlı olan bu yapının iç bölümleri, iki kat boyunca yükselen ortadaki meclis salonunun üç kenarına dizilmiştir. Girişten sonra enine uzanan iki ucunda merdivenlerin yer aldığı geniş geçit, Selçuklu ve Osmanlı bezeme motiflerinin yer aldığı bir tavanla örtülmüştür. Benzer bir biçimde ele alınmış yerlerden birisi de büyük salondur. Yer yer localarla değerlendirilen bu salonun özellikle yıldız motiflerini içeren ahşap tavanı sonradan düzenlenen taç kapı ve bazı noktalar dışında kemerler, saçaklar, yer yer çinilerin yer aldığı bölümler ile bu dönemin mimari özelliklerini yansıtmaktadır. Özgün eşyaları ile meclis toplantı salonu, Atatürk ilke ve inkılaplarının anlatıldığı odalar ilk üç cumhurbaşkanı Atatürk, İsmet İnönü, Celal Bayar dönemlerini yansıtan belgeler, fotoğraflar ile bazı şahsi eşyalar sergilenmektedir. Toplantı salonunda ise Mustafa Kemal Atatürk’ün 15-20 Ekim 1927 tarihinde okuduğu Büyük Nutuk’tan bir bölüm, balmumu heykellerle meclis oturumu canlandırılmıştır




Etnografya Müzesi : Etnografya, Ankara’nın Namazgâh adıyla anılan semtinde, Müslüman mezarlığı olan tepede kurulmuştur. Müze 18.7.1930 yılında halka açılmış ve 1938 yılının Kasım ayında iç avlusu geçici kabir olarak ayrılmış, Atatürk’ün naaşı, 1953 yılında Anıtkabir’e nakline değin, burada kalmıştır. Bu kısım halen Atatürk’ün anısına hürmeten sembolik bir kabir şeklinde korunmaktadır. Binanın mimarı cumhuriyet döneminin ilk mimarlarından olan Arif Hikmet Koyunoğlu’dur. Bina dikdörtgen planlı olup, tek kubbelidir. Yapının duvarları küfeki taşıyla kaplanmıştır. Alınlık kısmı mermerden ve oyma süslüdür. Dört sütunlu, üçlü bir giriş sistemi vardır. Kapıdan girilince kubbealtı holüne ve buradan da iç avlu denilen sütunlu kısma geçilir. Müzenin önünde duran bronz Atatürk heykeli 1927 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nca İtalyan heykeltıraş P. Cononica’ya yaptırılmıştır. Müzede maden eserler, dokuma giysi, silah ve ağaç işçiliği sergilenmektedir. Geleneksel Türk sanatının nadide örnekleri arasında Anadolu’nun çeşitli yörelerinden derlenmiş halk giysileri, süs eşyaları, ayakkabı, takunya, Sivas yöresi kadın ve erkek çorapları, keseler, oyalar, çevreler, uçkurlar, peşkirler, bohçalar, yatak örtüleri, gelin kıyafetleri, damat tıraş takımları yer almaktadır. Uşak, Gördes, Bergama, Kula, Milas, Ladik, Karaman, Niğde, Kırşehir yörelerine ait dokumalar da bulunmaktadır. Ayrıca müzede Anadolu etnografya ve folkloru, sanat tarihi ile ilgili eserleri içeren bir ihtisas kütüphanesi de bulunmaktadır.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi : Müze, Ankara Kalesi’nin güneydoğu kısmında, Atpazarı olarak bilinen semtte bulunan iki Osmanlı yapısından meydana gelmektedir. İki yapıdan birisi olan Mahmut Paşa Bedesteni’nin, Fatih dönemi baş vezirlerinden tarafından 1464-1471 tarihleri arasında yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Yapının planı klasik tiptedir. Ortada 10 kubbe ile örtülü dikdörtgen planlı kapalı mekân, karşılıklı yerleştirilen üstü beşik tonozlarla örtülü 102 dükkândan meydana gelen bir arasta ile çevrilmektedir. İkinci yapı olan Kurşunlu Han, tahrir defterlerine ve sicil kayıtlarına dayanan son araştırmalara göre Fatih dönemi baş vezirlerinden Mehmet Paşa’nın Üsküdar’daki imaretine vakıf olarak yaptırılmıştır. Kitabesi yoktur. 1946 yılındaki onarımda II. Murat’a ait sikkeler ele geçirilmiştir. Bu buluntular, hanın 15. asrın ilk yarısında var olduğunu kanıtlar niteliktedir. Han, Osmanlı devri hanlarının tipik plan karakterinde olup ortada avlu ve revak sırası ile, bunları çeviren iki katlı odalardan oluşur. Zemin katta 28, birinci kata 30 oda yer alır. Hanın kuzey cephesinde 11, doğu cephesinde 9 ve giriş eyvanı içerisinde karşılıklı yerleştirilen 4 dükkân yer alır. İki yapı da 1881 yılındaki yangından sonra terk edilmiştir. Atatürk’ün telkinleriyle merkezde bir “Eti Müzesi” kurulması isteği üzerine Kültür Müdürü Hamit Zübeyir Koşay tarafından Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’a yapılan öneri sonunda, Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Han, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından satın alınarak 1938 yılından 1968 yılına kadar süren onarımlar sonunda Ankara Arkeoloji Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Kendine özgü koleksiyonları ile dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde, Anadolu’nun arkeolojik eserleri Paleolitik Çağ’dan başlayarak, Osmanlı dönemine kadar kronolojik bir sırayla sergilenmektedir. Bedestenin yan salonlarında kronolojik düzen içinde, Paleolitik, Neolitik, Eski Tunç, Assur Ticaret Kolonileri, Hitit, Phyrigia, Urartu dönemlerine ait, Karain, Çatalhöyük, Hacılar, Can Hasan, Beyce Sultan, Alacahöyük, Karaz, Mahmutlar, Eskiyapar, Elmalı, Kültepe, Acemhöyük, Boğazköy, Gordion, Pazarlı, Altıntepe, Adilcevaz, Patnoz kazılarından gelme çeşitli koleksiyonlar ve Yunan, Roma, Bizans dönemlerine ait örnekler; bedestenin orta salonunda, Hitit İmparatorluk (Alacahöyük) ve Geç Hitit (Malatya, Karkamış, Sakçagözü) kentlerinin giriş kapılarına ait taş kabartmalar kazıda bulundukları biçimde sergilenmektedir. Anadolu Medeniyetleri Müzesi, 19 Nisan 1997 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde 68 müze arasında birinci seçilerek “Yılın Müzesi” unvanını elde etmiştir.
![]()



Tel: 736 11 15
Konumu ve Önemi: 1959 yılında tesis edilmiş bulunan Soğuksu Milli Parkı, Ankara İli Kızılcahamam İlçesi mülkî hudutları içerisinde 1050 hektarlık bir alanı kaplamaktadır. Ankara’ya 80 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır.
Turistik bakımdan büyük bir önem taşıyan, Kızılcahamamı çevreleyen ormanların flora yönünden step ile orman zonu arasında bir geçit teşkil etmesi sebebiyle biyolojik bakımdan ayrı bir özellik taşımaktadır. Bu sebeple mevcut ormanların korunması ve imarı amacıyla ve Ankara’ya çok yakın bir mesafede bulunmasından dolayı Milli park olarak tefrik edilip değerlendirilmiştir.
Milli Park; Bilimsel ve estetik bakımdan, Milli ve milletlerarası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat parçalarını ifade ettiğine göre; Soğuksu Milli Parkı’nın ayrılış sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır.
Tabii Özellikleri: Soğuksu Milli Parkı, en yakın köye yedi kilometre uzaklıktadır. Bölge ormanlarının bulunduğu saha volkanik arazi parçasıdır. Bu bakımdan, bu tip arazilere özgü vasıflardan olmak üzere civarında sıcak ve soğuk su kaynakları bulunmakta olup, bunlar kaplıca olarak da değerlendirilmektedir. Soğuksu Milli Parkın’da yükseklik 1000-1800 metre arasında değişmektedir. En yüksek tepesi 1789 metre rakımlı Arhul Tepesidir.
İklim: Soğuksu Milli Parkında yıllık ortalama sıcaklık 11.9°C, en yüksek sıcaklık 35.6°C, ve en düşük sıcaklık ise 14.6°C civarındadır. Ortalama yağış miktarı 350.3 mm., yıl içinde yağmurlu gün sayısı 209, kapalı gün sayısı 81 ‘dir.
Bitki Örtüsü: Seri ormanları genellikle koru ormanı görünümündedir. Parkta mevcut orman ağaçları sarıçam, karaçam, köknar, meşe olup, bunların ormandaki karışım oranları; Sarıçam %65, Karaçam %24, Köknar %6, Meşe %5′tir.
Milli Park flora yönünden de oldukça zengindir. Çeşitli çayır otları ve çiçekleri mevcut olup, ayrıca yabani çilek, yabani gül, ağaççıklar da vardır. Milli Parkın 800 hektarı ormanlık saha, 250 hektarı içe açıklık sahadır. Açık sahalar sarıçam ve karaçam fidanları ile ağaçlandırılmıştır. Milli Park sahasının 1/3′ü kullanma ve 2/3′ü ise koruma sahası olarak tefrik edilmiştir.
Hayvan Topluluğu: Milli Park sahasında yaban domuzu, ayı, tilki, çakal, sincap ve tavşan gibi hayvanlar ve otuzbeşin üzerinde kuş çeşidi bulunmaktadır.
Sosyal Durum: Soğuksu Milli Parkı’na giriş ücretlidir. Kullanma sahasında; 8000 ziyaretçinin ihtiyacını karşılayacak piknik masası, piknik ocağı, çöp bidonu, çeşmeler, tuvaletler ve yağmur sığmakları mevcut bulunmaktadır. Bu tesislere ayrıca her yıl yenileri ilâve edilmektedir. Yılda ortalama 500.000 kişinin ziyaret ettiği Soğuksu Milli Parkı ziyaretçilerinin çoğunu, ilkbahar ve sonbaharda Ankara’dan hafta sonu geçirmek üzere gelenler teşkil etmektedir.
Milli Park dahilinde bir adet idare binası, bir adet sekiz yataklı misafirhane, iki adet gazino, bir adet memba suyu işletmesi, bir adet büfe, 500 kişilik açık hava tiyatrosu ve 80 yatak kapasiteli her türlü konforu haiz bir turistik otel mevcuttur. Koruma yönünden bir adet polis karakolu vardır.
Ayrıca Milli Park haricinde parka bağlı pırnak, keklik ve çil üretme istasyonu bulunmaktadır. Üretme istasyonunda kınalı keklik, çim keklik, şahin, sülün, bıldırcın ve güvercin bulunmaktadır.
Park içinde 16 kilometrelik çevre yolu mevcut olup, park sahası bu yolla tamamen gezilebilecek durumdadır. Ayrıca piknik alanlarına giden yollar da vardır.
Soğuksu Milli Parkında çadır kurulabileceği gibi, karavanlı kamp yapmak da mümkündür. Park sahasında dağ turizmine meraklı olanlar için de imkan mevcuttur. Parkın her köşesinde manzara çok çeşitli ve günün her saatinde değişik güzelliktedir.
![]()
Ankara şehri, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentidir. İç Anadolu Bölgesi’nde, yeni kurulmuş cumhuriyetin yeni hükümetine ev sahipliği yapma görevine cumhuriyetin kurucusu Atatürk tarafından layık görülmüştür.
Türkiye’nin en kalabalık ve KİT ler sayesindeki üretim kapasitesiyle en zengin (42 milyar dolar yıllık gelir) ikinci şehri olan Ankara’nın rakımı 950-1050 metredir. Ankara’da genel olarak yaz ayları sıcak ve kurak, kış ayları soğuk ve kar yağışlı kurak bir karasal iklim tipi görülmektedir. Yağmur genellikle ilkbaharda ve sonbaharda yağar. Kent, keçisi, kedisi ve armudu ile meşhurdur.
Tarihi
Ankara, yazılı tarih boyunca iki kez başkent olmuştur; ilki Galatlar dönemi ve ikincisi de Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Ankara ve çevresinin tarihi Bronz Devri’ndeki Hatti Uygarlığına kadar gider. M.Ö. 2000 yıllarında Hititler bölgenin hakimi durumuna gelmiş ve onları sırası ile Frigyalılar, Lidyalılar ve Persler izlemiştir. M.Ö. 3. yüzyılda, bir Kelt ırkı olan Galatlar Ankara’yı başkent yapmıştır. Galatlar Ankara’yı ilk defa başkent olarak kullanmışlardır.
Şehrin Roma İmparatorluğu zamanındaki adı “Ankyra”dır. Hitit döneminin küçük bir şehri olduğu bilinmekle birlikte, bu yörede bu döneme ait herhangi bir eser bulunmamıştır. Frig çağından sonra şehir sırasıyla Pers, Büyük İskender, Galat dönemlerini yaşamıştır. M.Ö. 25 yılında İmparator Augustus şehri Galatia krallığıyla beraber Roma imparatorluğuna bağlamıştır. Ankara ayrıca o dönemlerde denizcilikte kullanılan çapalarının yapıldığı bir yerdi.
7. ve 8. yüzyıllarda İslamiyetin doğuşuyla birlikte şehir Pers ve Arap akımlarına maruz kalmıştır. 871-893 tarihleri arasında birkaç kez el değiştirir. 1127′de şehir kesin olarak Türk Ahiler hakimiyetine girer ve adı Ankyra adının Türkler’ce bozuk söylenişi ile “Engürü” “Engüriye” olur. 1402′de Yıldırım Bayezid ve Timurlenk arasındaki Ankara Savaşında şehir kısa bir süre Moğol hakimiyetinde kalır. Ancak 1414′de kesin olarak Osmanlı hakimiyetine girer.
TBMM’de yeni Türk Devleti’nin başkentinin neresi olacağı konusu tartışılmaya başlanır. İsmet Paşa’nın TBMM’ye sunduğu Ankara’nın Başkent olması yolundaki yasa teklifi kabul edilir ve 13 Ekim 1923 günü Ankara, Türk Devleti’nin başkenti olur. İsmet Paşa’nın Ankara’nın başkent olması yönündeki yasa teklifinde;
gibi gerekçeler belirtilmiştir.O günlerde Avrupa’dan şehir mimarları getirilerek bugünkü modern Ankara’nın temelleri atılır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk inşa ettiği fabrika olma unvanını taşıyan Maltepe Havagazı Fabrikası, 2006 yılında İ. Melih Gökçek (Ankara Büyükşehir Belediyesi başkanı) tarafından yıkılmıştır
Ankara, doğuda Kırşehir ve Kırıkkale; batıda Eskişehir; kuzeyde Çankırı; kuzeybatıda Bolu ve güneyde Konya ve Aksaray illeri ile çevrilidir.
Ankara, Orta Anadolu’nun kuzeybatısında bulunan Kızılırmak ve Sakarya nehirlerinin kollarının oluşturduğu ovalarla kaplı bir bölgedir. Bu bölgede orman alanları ile step ve bozkır alanlarını bir arada görmek mümkündür.
Akarsu boylarında sıralar halinde görülen iğde, söğüt ve kavak ağaçları step içerisinde yer alır. Ankara çevresinde plato üzerinde yükselen münferit dağlar ile kuzeydeki dağlık sahada ise yağışlardaki artış yüzünden orman örtüsü kendini belli etmeye başlar.
Güneyde İç Anadolu ikliminin bariz özellikleri olan step iklimi, kuzeyde ise Karadeniz ikliminin ılıman ve yağışlı halleri görülebilir. Kara ikliminin hüküm sürdüğü bu bölgede kış sıcaklıkları düşük, yaz ise sıcak geçer. Ilıman iklim kuşağındaki Ankara’da kışları az yağışlı ve soğuk, yazları ise sıcak ve kurak kara iklimi görülür. Yağışlar en çok ilkbahar mevsimindedir. Gece ile gündüz, yaz ile kış mevsimi arasında önemli sıcaklık farkları bulunur. Bununla beraber, Ankara dört mevsiminde de insanı rahatsız etmeyen bir iklime sahiptir. En sıcak aylar Temmuz (ortalama 23.1 ) ve Ağustos (ortalama 23.3° ), en soğuk aylar ise Ocak (ortalama 0.3°) ve Şubat (ortalama 1° ) olarak belirlenmiştir. Kırkbeş yılın nisbi nem ortalaması %60′tır
| Aylar | Oca | Şub | Mar | Nis | May | Haz | Tem | Ağu | Eyl | Eki | Kas | Arl | |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Ort.En Yüksek °C | 4,1 | 5,9 | 11,1 | 17,3 | 22,2 | 26,4 | 29,9 | 30,0 | 25,8 | 20,0 | 12,9 | 6,3 | |
| Ort.En Düşük °C | -3,5 | -2,8 | 0,2 | 5,1 | 9,4 | 12,6 | 15,4 | 15,4 | 11,3 | 6,8 | 2,4 | -0,9 | |
| Kaynak: Worldweather.org | |||||||||||||
Ankara büyükşehir belediye sınırları içerisinde yıllara göre yeşil alan bilgisi:
(Kaynak: Büyükşehir Ankara (bülten) yıl:3, sayı:125, sayfa:
GeziyoruZ is powered by WordPress Using By Sizlopedia
