GeziyoruZ

BİZİMLE GEZMEYE VAR MISINIZ??

Artvinden Resimler ve Turizm için bilgiler









ARTVİN GENEL BİLGİLER:
İL TRAFİK KODU :08
İL TELEFON KODU :466
Artvin, ili ikiye bölen Çoruh nehri, dik yamaçlı uzun vadileri, 3900 metreye kadar yükselen birbiri ardına sıralanmış yüksek dağları, balta girmemiş doğal ormanları, yüksek dağların doruklarında Krater gölleri, Karagülleri, yeşil yaylaları, fauna ve flora zenginliği, tarihi kilise, kale ve kemer köprüleri, geleneksel mimarisi ve festivalleri ile çeşitli turizm değerlerini içinde barındıran otantik bir turizm beldesidir.
İLÇELER:Artvin (merkez), Ardanuç, Arhavi, Borçka, Hopa, Murgul, Şavşat, Yusufeli.
Gezilecek Yerler :
Kaleler
Camiler, Türbeler, Kiliseler ve Manastırlar
Köprüler
Çeşmeler
Korunan Alanlar
Plajlar
Yaylalar
Sportif Etkinlikler
Kuş Gözlem Alanı
Akarsular ve Göller
Dağlar
ARTVİN
NE YENİR?
Yöresel yemek çeşitleri bakımından oldukça zengin olan Artvin mutfağında Ağartı denilen süt ve süt mamüllerinden yapılan yemekler arasında “kuymak” mahalli yemek olarak yaylacılar tarafından yapılır. Yörede yetişen sebze ve kır otlarından değişik türlerde yemekler de yapılmaktadır. Hamur işlerinde; hinkel, cergebas, bişi, katmer, erişte, lokum (lokma) ve börekler yer almaktadır. Hinlek ve cergebas denilen hamur yiyecekler çevreye özgüdür.
Topluca yapılan “harfana”larda ve ziyaretlerde taze etlerle ve ağaç şişlerle hazırlanılan kebaplar yörede önem arz etmektedir. Ayrıca köylerde kışlık kavurma yapıp saklanır.
Dibek veya dinklerde döğülerek hazırlanan ve adı halk arasında “gendirme” ve “keşkek” olarak bilinen yemekler çok bilinen yöresel yemeklerdir.
Çorbalardan “püşürük” adlı çorba, en çok bilinenlerdendir. Bunlardan başka, “çılbır”; “Kaygana (Omlet)”; yağlı, lorlu veya sadece etle yapılan soğanlı yahni de yerli yemekler arasındadır. Ayrıca sahil kesiminde yer alan halkın mahalli yemekleri arasında, hamsi balığından hazırlanan; hamsili pilav, hamsili buğulama, hamsili mısır ekmeği (cadı), hamsi salamura yer almaktadır.Baş lıca tatlılar, hasuta, kaysefe, zurbiyet, ballı lokumdur.
ARTVİN
NE ALINIR?
Ağaç oyma ve filiz, dal kabuğundan örülen eşyalar, toprak çanak, çömlek, bakır mamülleri ve kilim yöreden alınabilecek hediyelik eşyalardır.
ARTVİN
YAPMADAN DÖNME
Borçka Karagöller ve Camili Havzasını gezmeden
Çoruhta rafting, Kaçkarlarda trekking yapmadan,
Kafkasör Yaylasında Boğa Güreşlerini İzlemeden,
Puçuko yemeden,
… Dönmeyin.

Arhavi turizm


Sahil yolunu izliyor ve Arhavi’ye geliyoruz. Artık Artvin sınırları içindeyiz. Arhavi bölgenin en gelişmiş ilçesi. Fındıklı, Hopa, Sarp gibi yerlerdeki üst düzey memurlar Arhavi’de ikamet etmeyi tercih ediyorlar. Ağaç oyma işlemeli camilerin ilk zenaatkarları Arhavilidir. İlk alçı dekorasyonun da Arhavi’de başladığı ileri sürülür. Arhavi’ye temmuz ortasında giderseniz eğer, kültür ve sanat festivali etkinliklerini de izleyebilirsiniz. Resim ve el sanatları sergileri, folklor gösterileri, atletizm, rafting, denizde balık yakalama yarışmaları hep bu festivalin kapsamındaki etkinliklerdir.

Arhavi çevresinde şöyle bir dolaşıyoruz. Ciha Kalesi Cenevizlilerden kalma. Kayaların üstüne oturtulmuş ilginç bir mimari yapısı var. Zirveye kadar trekking, zirvede ise hava sörfü yapılabiliyor. Kale’ye arabayla çıkılabildiğini not edelim.

Arhavi’nin Burun doğal plajı çok ünlü. İncecik çakıl taşları çeşit çeşit renkleriyle insanı büyülüyor. Toplamadan edemiyoruz. Deniz son dterece temiz. Kendimizi serin sulara bırakıyoruz. (Arhavi çevresi hakkında ayrıntılı bilgi almak ve fahri rehberlik hizmetlerinden yararlanmak için 0.466. 312 26 04 no.lu telefondan Ali Batum’u arayabilirsiniz. Sayın Batum Arhavi’ye geçen baskımızda şöyle bir dokunulup geçilmesine dayanamamış ve bize hem bilgi ve hem de fotoğraf göndermişti. Batum’ların çoğalması GEZİ’nin eksiklerinin azalması sonucunu yaratacağını tekrar hatırlatalım.)

Arhavi Tüneli’ni geçiyoruz ve Hopa’dayız. Kıyıdan devam edersek 18 km. sonra Sarp’a geliriz. Sarp Kapısı’nın adını duymuşsunuzdur. Görmek isterseniz gidiş-dönüş 1.5 saat yol yapmalısınız. Ama yolu çok bozuk ve aslında görülecek pek bir şey de yok. Sarp sınır kapısının açılması ile bölgede ticaret canlanmış ancak bunun yanı sıra tuvalet gibi basit alt yapı sorunları dahi çözülememiş durumdadır. Kıyı boyunca geçtiğimiz Arhavi ve Hopa bir tarafı masmavi deniz, bir tarafı dağlara yaslanmış yeşillikler içinde tipik karadeniz kasabalarıdır. Yol üzerinde; Kopmuş, Kemal paşa ve Sarp Plajlarından denize girilebilir. Arhavi’de belediye tarafından yapılan bir plaj vardır.

Hopa’dan güneye yönelip yarım saat yol alınca 1860 metre yüksekliğindeki Cankurtaran Geçiti’ni aşarak Borçka’ya geliriz. Tarihi Borçka köprüsünü geçtikten sonra iki saatlik bir yolculukla Karagöl’e gidebiliriz. Yol epeyce bozuk. Borçka’dan yola devam ettiğimizde Çoruh Vadisi’ne giriyoruz. İklim birdenbire değişiyor. Sanki Akdeniz’deyiz.

Artvin’e geldik. Şehir merkezine virajlı bir yolu tırmanarak giriyoruz.

ARTVİN

Artvin uzun yıllar Pontus krallığı yönetimi altında kalmış,Fatih’in Pontus devletini yıkmasıyla Osmanlı’lara bağlanmış. 1878 Berlin Antlaşması ile Çarlık Rusyası’na bağlanan Artvin, tekrar Türkiye topraklarına katılmış.

Tarih içinde bir çok medeniyeti barındırmış olan Artvin’de bir çok tarihi yapı bulunmakta. Özellikle sarp kayalar üzerine kurulu kaleler dikkat çekiyor. Artvin, Ardanuç ve Şavşat kaleleri bunlara örnek verilebilir. Yusufeli, İşhan, Rabat, Tekkale ve Cevizli (Şavşat’ın 6 km kuzeydoğusunda) kiliseleri halen ayaktadır. Arhavi’deki Çifte Köprü önemli eserlerden biri.

Artvin’i, el değmemiş tabii güzellikler beldesi olarak tanımlamak mümkün. Özellikle son dönem yayla turizmi ve rafting yaygınlaşıyor. Şavşat’daki Karagöl, Borçka’daki Karagöl, Şavşat Yaylaları ildeki doğal güzelliklere yalnızca bir kaç örnek.

Borçka – Hopa yolu üzerindeki Çifte Köprüler Bölgesi geniş ormanlık bir alanda derelerin birleştiği bir nokta. Konaklamak için otel ve restaurant var. Bol miktarda alabalık üretiliyor. Artvin’in ünlü bir yemeği de cağ kebabı.

Artvin – Ardanuç arasındaki Cehennem Deresi Kanyonu Colorado’daki Büyük kanyondan sonra bilinen en büyük ikinci kanyondur. Tabii buralara yanınızda yöreyi iyi tanıyan birisi olmadan gitmeye kalkmayın.

İl merkezinin 8. km. batısında 1200 metre yükseklikte bulunan Kafkasör Yaylası doğal güzelliği yanı sıra, her yıl haziran ayında yapılan boğa güreşleri ile de yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmekte.

Özellikle kış sporları için çok uygun doğal bir piste sahip. 22 bungalovluk bir konaklama tesisi var.

Artvin’den gelirken tırmandığımız virajları inerek ayrılıyoruz. Çoruh Vadisi’ndeyiz tekrar, nehrin akış yönünün tersine yukarıya doğru “idare eder” bir yolla 1.5 saat gidince Sukavuşumu’na, yirmi dakika sonra da Yusufeli’ne ulaşıyoruz. Yusufeli tam bir meyve cenneti. Konaklayacak küçük otel ve pansiyonlar bulabilirsiniz. Nehrin kıyısındaki Barhal Otel’in bahçesinde yemek yiyebilirsiniz. İlçede Dörtkilise’yi görmeli. Meyve bahçelerini de gezebilirsiniz. Barhal Altıparmak) Köyünde tarihi bir kilise var.

Karadeniz burada bitiyor. batıdan doğuya uzun ve keyifli bir yolculuk yaptığınızı umuyoruz. buradan yol Erzurum’a gidiyor.

Artvin Turizmi Gezi


GENEL BİLGİLER
Artvin, ili ikiye bölen Çoruh nehri, dik yamaçlı uzun vadileri, 3900 metreye kadar yükselen birbiri ardına sıralanmış yüksek dağları, balta girmemiş doğal ormanları, yüksek dağların doruklarında Krater gölleri, Karagülleri, yeşil yaylaları, fauna ve flora zenginliği, tarihi kilise, kale ve kemer köprüleri, geleneksel mimarisi ve festivalleri ile çeşitli turizm değerlerini içinde barındıran otantik bir turizm beldesidir

Kaleler
Artvin (Livana) Kalesi: Erzurum–Samsun karayolunun Artvin şehir merkezine çıkış sağlayan noktasında, Çoruh Nehri üzerinde bulunan Artvin Köprüsü’nün karşı yanında, ırmak tabanından 70 m. yükseklikte ana kayaya bağlanmış konumdadır. Kale içerisinde sarnıç ve şapel kalıntıları bulunmaktadır. Yapı, 10. yüzyıl ortalarında Bagratlı Krallığı’nca inşa edilmiş, 16. yüzyılda Osmanlılar tarafından onarım görerek kullanılmıştır. Yüksek kulesiyle dikkat çekmektedir.

Şavşat (Satlel) Kalesi: Şavşat ilçesi Söğütlü Mahallesinde bulunmaktadır. Bagratlı Krallığı zamanında inşa edilmiş Osmanlılar tarafından da kullanılmıştır. Günümüzde terkedilmiş olan kalenin sur duvarlarının büyük bir bölümü ayaktadır.

Ardanuç (Gevhernik) Kalesi: Ardanuç ilçesi, Adakale Mahallesi’nde bulunan yapı, yöredeki en eski ve en önemli kalelerden birisidir. Kalenin ilk yapımına milattan önceki dönemlerde başlandığı bilinmektedir. Bagratlı Krallığı, Çıldır Atabekleri ve Osmanlıların yönetim yeri olarak kullanılmıştır. İçkale ve etrafı surlarla çevrili şehir yapısıyla tek örnektir. Geçmiş dönemlere ait çeşitli kalıntıların yanı sıra Kanuni Sultan Süleyman’a ait kitabesiyle de dikkat çekmektedir.
Cami ve Türbeler
Artvin il ve ilçelerinin önemli camileri Ortacalar Merkez Camii (Arhavi ilçesi) Muratlı Camii (Borçka ilçesi), Esenköy Camii (Murgul ilçesi) Kocabey Camii (Şavşat ilçesi) Demirkent Camii (Yusufeli ilçesi), İskender Paşa Camii ve Türbeleri (Ardanuç İlçesi)’dir.

İskenderpaşa Camii ve Türbeleri: Ardanuç ilçesi, Adakale mevkiinde bulunmaktadır. İlk yapımına Osmanlı döneminde yapılmış, 1553 yılında tamir edilerek tekrar ibadete açılmıştır. Yanında Osmanlı dönemine ait Hatice Hanım, Ali Paşa ve Süleyman Paşa’ya ait türbeler bulunmaktadır.Yörenin ilk camisi olması açısından önem taşımakta olup günümüze sağlam olarak gelmiştir.
Kiliseler ve Manastırlar
İnanç Turizminin önemli merkezlerinden olan Artvin’de Altıparmak (Barhal) Manastır Kilisesi Camii (Yusufeli ilçesi ), Hamamlı (Dolıshana) Manastır Kilisesi (Merkez), İşhan Kilisesi (Yusufeli ilçesi), Yeni Rabat Kilisesi (Ardanuç ilçesi), İbriga Şapeli (Borçka ilçesi), Tibeti Kilisesi ( Şavşat ilçesi), Köprülü Kilise ( Şavşat ilçesi), Porta Manastır Kilisesi (Merkez) Dörtkilise Manastırı (Yusufeli ilçesi) önemli olan kilise ve manastırlardır.

Plajlar
Karadeniz sahilindeki Arhavi ve Hopa İlçelerinin 34 km.lik kıyısında bulunan Hopa- Kemalpaşa Plajı, Hopa Kopmuş Plajı ve Arhavi Plajı denize girmek için elverişlidir.
Akarsular
Çoruh Nehri ve Vadisi: 3225 m. rakımlı Mescit Dağları’ndan doğarak toplam 466 km. kat ettikten sonra Gürcistan sınırları içerisinde Karadeniz’e dökülmektedir. Nehir aynı zamanda dünyanın en hızlı akan nehirlerinden biridir. Yöre, her yıl dünyanın her tarafından gelen, rafting, kano ve nehir kayağı gibi akarsu sporlarını yapan yerli ve yabancı sporcuları ağırlamaktadır.
Zengin flora ve faunaya sahip Çoruh Nehri Vadisi, aynı zamanda kuşların göç yolu üzerindedir. Nehrin çevresindeki bazı kayalıklarda nesli tükenmekte olan kızıl akbaba türü koloniler halinde yaşamaktadır. Ayrıca Çoruh Vadisi boyunca; boz ayı, çengel boynuzlu dağ keçisi, yaban domuzu, kurt, çakal, tilki, porsuk, sansar, su samuru, tavşan, keklik, yaban horozu, çulluk, yaban ördeği, üveyik, sarıasma, sarısandal, ardıç kuşu, güvercin, tahtalı kuşu ve çeşitli yaban hayvanı türleri bulunmaktadır.
Bayburt’tan başlayıp İspir ve Yusufeli’ni takip ederek Artvin’e kadar uzanan ve yaklaşık 260 km. uzunluğundaki nehirde, 4 farklı etapta rafting yapılmaktadır. Zorluk dereceleri 1, 2, 3, 4, 5, 6’ya kadar çıkmaktadır. Profesyonel sporcuların tercih ettiği nehirde, 1993 yılında 4. Dünya Akarsu Şampiyonası yapılmıştır.

Altıparmak (Barhal) Çayı: Artvin ili sınırları içinde yer alan Altıparmak (Barhal) Çayı, Kaçkar Dağları’nın güney yamaçlarından doğar, yaklaşık 40 km’lik bir mesafe kat ettikten sonra Yusufeli’nin 2 km. güneyinde Çoruh Nehri’ne karışır. Altıparmak Çayı, kano ve nehir kayağı için elverişli olup, yüksek dağlarla çevrili son derece güzel ve etkileyici bir vadi içinden akmaktadır. Dağlardaki karların bütün yaz boyunca erimesi nedeniyle, eylül ayına kadar suyun debisi yüksektir. Vadi, yaban hayatı açısından da çok zengin bir güzelliğe sahiptir.
Altıparmak Çayı Havzası’na Artvin veya Erzurum üzerinden Yusufeli’ne gelerek ulaşılabilir. Yusufeli’nden itibaren 6. km’sinde Öğdem Deresi, Altıparmak Çayı’na karışmaktadır.
Güngörmez Suyu: Yusufeli ilçesi Güngörmez dağlarında bulunmaktadır. Akşam karanlığında suyunun akmaya başlaması ve gün açıldığında suyunun kesilmesi ile ünlüdür.

GÖLLER
Borçka Karagöller: Boçka camili karayolu üzerinde olup,Borçka ilçesine 27 km. uzaklıktadır.1800 lü yıllarda bugünkü Klaskur yaylasının yakınında bulunan bir tepenin toprak kayması sonucu Klaskur deresinin önünü kapatması ile oluşmuş göllerdir. Zengin orman örtüsü ve flora çeşitliliği ile ilgi çekmekte olup kamp turizmi için İlimizdeki sayılı yerlerdendir. Ayrıca yöre halkı tarafından mesire yeri olarak kullanılmaktadır.

Şavşat Karagöl: Şavşat ilçesine 25 km. zaklıkta olup, Sahara Karagöl Milli Parkı içindedir. Kamp ve Karavan Turizmi için ilimizdeki en uygun yerlerdendir. Göl kenarında özel sektör tarafından işletilen 20 kişilik konaklama tesisi bulunmaktadır.

NE YENİR?
Yöresel yemek çeşitleri bakımından oldukça zengin olan Artvin mutfağında Ağartı denilen süt ve süt mamüllerinden yapılan yemekler arasında “kuymak” mahalli yemek olarak yaylacılar tarafından yapılır. Yörede yetişen sebze ve kır otlarından değişik türlerde yemekler de yapılmaktadır.
Hamur işlerinde; hinkel, cergebas, bişi, katmer, erişte, lokum (lokma) ve börekler yer almaktadır. Hinlek ve cergebas denilen hamur yiyecekler çevreye özgüdür.
Topluca yapılan “harfana”larda ve ziyaretlerde taze etlerle ve ağaç şişlerle hazırlanılan kebaplar yörede önem arz etmektedir. Ayrıca köylerde kışlık kavurma yapıp saklanır.
Dibek veya dinklerde döğülerek hazırlanan ve adı halk arasında “gendirme” ve “keşkek” olarak bilinen yemekler çok bilinen yöresel yemeklerdir.
Çorbalardan “püşürük” adlı çorba, en çok bilinenlerdendir. Bunlardan başka, “çılbır”; “Kaygana (Omlet)”; yağlı, lorlu veya sadece etle yapılan soğanlı yahni de yerli yemekler arasındadır. Ayrıca sahil kesiminde yer alan halkın mahalli yemekleri arasında, hamsi balığından hazırlanan; hamsili pilav, hamsili buğulama, hamsili mısır ekmeği (cadı), hamsi salamura yer almaktadır.
Başlıca tatlılar, hasuta, kaysefe, zurbiyet, ballı lokumdur

NE ALINIR?
Ağaç oyma ve filiz, dal kabuğundan örülen eşyalar, toprak çanak, çömlek, bakır mamülleri ve kilim yöreden alınabilecek hediyelik eşyalardır.

YAPMADAN DÖNME
Borçka Karagöller ve Camili Havzasını gezmeden
Çoruhta rafting, Kaçkarlarda trekking yapmadan,
Kafkasör Yaylasında Boğa Güreşlerini İzlemeden,
Puçuko yemeden,
… Dönmeyin.

Artvin’den Görüntüler ve Yapmadan Dönme Eki









ARTVİN GENEL BİLGİLER:

İL TRAFİK KODU :08
İL TELEFON KODU :466

Artvin, ili ikiye bölen Çoruh nehri, dik yamaçlı uzun vadileri, 3900 metreye kadar yükselen birbiri ardına sıralanmış yüksek dağları, balta girmemiş doğal ormanları, yüksek dağların doruklarında Krater gölleri, Karagülleri, yeşil yaylaları, fauna ve flora zenginliği, tarihi kilise, kale ve kemer köprüleri, geleneksel mimarisi ve festivalleri ile çeşitli turizm değerlerini içinde barındıran otantik bir turizm beldesidir.

İLÇELER:Artvin (merkez), Ardanuç, Arhavi, Borçka, Hopa, Murgul, Şavşat, Yusufeli.

Gezilecek Yerler :

Kaleler
Camiler, Türbeler, Kiliseler ve Manastırlar
Köprüler
Çeşmeler
Korunan Alanlar
Plajlar
Yaylalar
Sportif Etkinlikler
Kuş Gözlem Alanı
Akarsular ve Göller
Dağlar

ARTVİN

NE YENİR?

Yöresel yemek çeşitleri bakımından oldukça zengin olan Artvin mutfağında Ağartı denilen süt ve süt mamüllerinden yapılan yemekler arasında “kuymak” mahalli yemek olarak yaylacılar tarafından yapılır. Yörede yetişen sebze ve kır otlarından değişik türlerde yemekler de yapılmaktadır. Hamur işlerinde; hinkel, cergebas, bişi, katmer, erişte, lokum (lokma) ve börekler yer almaktadır. Hinlek ve cergebas denilen hamur yiyecekler çevreye özgüdür.

Topluca yapılan “harfana”larda ve ziyaretlerde taze etlerle ve ağaç şişlerle hazırlanılan kebaplar yörede önem arz etmektedir. Ayrıca köylerde kışlık kavurma yapıp saklanır.

Dibek veya dinklerde döğülerek hazırlanan ve adı halk arasında “gendirme” ve “keşkek” olarak bilinen yemekler çok bilinen yöresel yemeklerdir.

Çorbalardan “püşürük” adlı çorba, en çok bilinenlerdendir. Bunlardan başka, “çılbır”; “Kaygana (Omlet)”; yağlı, lorlu veya sadece etle yapılan soğanlı yahni de yerli yemekler arasındadır. Ayrıca sahil kesiminde yer alan halkın mahalli yemekleri arasında, hamsi balığından hazırlanan; hamsili pilav, hamsili buğulama, hamsili mısır ekmeği (cadı), hamsi salamura yer almaktadır.Baş lıca tatlılar, hasuta, kaysefe, zurbiyet, ballı lokumdur.

ARTVİN

NE ALINIR?

Ağaç oyma ve filiz, dal kabuğundan örülen eşyalar, toprak çanak, çömlek, bakır mamülleri ve kilim yöreden alınabilecek hediyelik eşyalardır.

ARTVİN

YAPMADAN DÖNME

Borçka Karagöller ve Camili Havzasını gezmeden
Çoruhta rafting, Kaçkarlarda trekking yapmadan,
Kafkasör Yaylasında Boğa Güreşlerini İzlemeden,
Puçuko yemeden,

… Dönmeyin.

Artvin Hakkında Genel Bilgiler


 

Merkez nüfusu yaklaşık 23.600 dür. Plaka numarası 08 ve telefon kodu 466’dır. Milli parklarıyla meşhurdur. Şavşat ilçesinde bulunan Karagöl-Sahara Milli Parkı içerisinde bulunan Şavşat Karagöl ve Borçka Karagöl görülmeye değerdir. Efeler-Gorgit Tabiatı Koruma Alanı esas olmak üzere Camili yöresi UNESCO tarafından biyosfer rezerv alanı olarak belirlenen Türkiye’deki tek bölgedir ve bir dünya mirası olarak görülmektedir. Her yıl ağustos ayında yapılan Kafkasör Festivali ise 3 gün sürer.

Tarihi

Karadeniz Bölgesi’nin Doğu Karadeniz bölümünde, Çoruh vadisinin sol yamacında meyilli bir arazide kurulmuş olan Artvin, kuruluşu pek eski dönemlere inmeyen bir Ortaçağ şehridir. Bununla birlikte, şehrin çevresinde yapılan kazılarda bölgede milâttan önce 2000 yıllarına ait bazı yerleşmeler bulunduğu ortaya çıkmıştır. Bölgenin önce Hurrilerin, milâttan önce IX. yüzyıldan itibaren de Urartu Devleti’nin hâkimiyetine girdiği söylenmekte ise de, bu bilgileri kuşkuyla karşılamak gerekir. Çünkü son yıllarda Artvin ve çevresinde yapılan arkeolojik kazı ve araştırmalarda ne Hurriler’e, ne de Urartular’a ait bir kale ya da yazıt bulunmamıştır.

Artvin tarihi hakkında bildiklerimiz Eskiçağ’dan itibaren bölgeyi gezmiş olan coğrafyacılar ile tarihçilerin yazmış oldukları eserlere dayanmaktadır. M.Ö. 431-351 yılları arasında yaşamış olan Yunanlı tarihçi ve coğrafyacı Ksenophon, Klasik çağda Kolkhis adıyla bilinen Artvin ve çevresinde milâttan önce IV. yüzyılda Kolkhlar, Makaronlar ve Taokhlar gibi birtakım kavimlerin yaşadığını bildirmektedir. Milâtan önce I. yüzyılda yaşayan coğrafyacı Strabon ise bu bölgenin Mithridates Eupator tarafından ele geçirilip Pontus Krallığı’na bağlandığını yazmaktadır. Bu bölge daha sonra Romalı komutan Pompeius tarafından ele geçirilmiş ve mahallî kralların hâkimiyetine bırakılmıştır.

V. yüzyıl başlarından itibaren Bizans egemenliği altına giren Artvin ve çevresi bir ara İran’da büyük bir devlet kurmuş olan Sasaniler’in eline geçtiyse de sonra tekrar Bizans sınırları içerisine alındı. Bölge, Halife Hz. Osman döneminde 646 yılında İslâm topraklarına katıldı. Ancak daha sonraları birkaç defa Bizans ve İslâm orduları arasında el değiştirdi. Bu sırada Bizanslılar, şehri müslüman ordularının akınlarından korumak için 939 yılında bugün de ayakta duran Livane Kalesi’ni yaptılar. Ancak bu bölge, XI. yüzyılda Selçuklu Türkleri’nin Anadolu’ya yönelmesi ile 1068 yılından itibaren Selçuklu hâkimiyetine girdi. Büyük Selçuklu sultanı Alp Arslan, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Kızılırmak’a kadar uzanan bölgeyi emrindeki kumandanlara dağıttı. Bu dağıtım sırasında Çoruh bölgesi Erzurum ve çevresine hâkim olan Emir Ebulkasım’a düşmüştü. Böylece bu bölge bir süre Saltukoğulları’nın idaresinde kaldı. Daha sonra kısa bir süre Gürcülerin eline geçen bu bölge Sultan Melikşah devrinde tekrar Selçuklu sınırları içerisine alındı. Selçuklu döneminde Artvin ve çevresi Azerbaycan Atabegleri idaresinde bir uç beyliği şeklinde yönetiliyordu. Artvin ve çevresi XIII. yüzyıl başlarında Anadolu Selçuklu Devleti hâkimiyetine girdi. Konya Selçuklu sultanı I. Alaaddin Keykubad (1220-1237) Artvin, Şavşat ve Yusufeli’ni sınırları içerisine kattı. Bu yüzyılın ortalarında Anadolu’yu işgal eden Moğol İlhanlı orduları Çoruh vadisini de istilâ etmişlerdi. Bölge XIV ve XV. yüzyılda Akkoyunlu Devleti’nin hâkimiyeti altına girdi. Ancak bu dönemde de mahallî idareciler olan Atabegler Artvin ve çevresinin yönetimini ellerinde tuttular.

Artvin ve çevresi, Osmanlı hükümdarı II. Bayezid (1481-1512) devrinden itibaren Osmanlı hâkimiyeti altına alınmaya başlandı. Bu dönemde Trabzon valisi olan Şehzâde Selim (Yavuz Sultan Selim) Gürcistan üzerine seferler düzenleyince, Artvin ve Çoruh havzasındaki kalelerin hakimi olan Atabeg Mirzâ Çabuk (1502-1516) ülkesinin tahribe uğramaması için Şehzâde Selim’e bağlılığını bildirdi. Bu dönemden sonra Artvin ve çevresi 1536 yılına kadar Osmanlı Devleti himayesinde yarı müstakil bir şekilde kaldı. Bölgede ilk Osmanlı hâkimiyeti ise Kanuni Sultan Süleyman devrinde sağlandı. Bu dönemde Erzurum Beylerbeyi olan Dulkadırlı Mehmed Han 1536-1537 harekâtı sırasında Çoruh vadisinde bulunan diğer kalelerle birlikte Artvin’i de ele geçirdi. Bu sırada Artvin ile Yusufeli’ni içine alan Livane Sancağı kurularak Erzurum Beylerbeyiliği’ne bağlandı. Bir süre sonra elden çıktığı anlaşılan bölge, yine Kanuni devrinde, 1549 yılında ikinci vezir Ahmed Paşa tarafından tekrar ele geçirildi. Ahmed Paşa’nın bu harekâtı sırasında bölgedeki 35 kale Osmanlı hâkimiyeti altına alınmıştı. Bölgedeki Osmanlı hâkimiyeti bir süre sonra yapılan Osmanlı-İran mücâdelesi sırasında daha da sağlamlaştırıldı. Erzurum Eyaleti’ne bağlı Livane Sancağı’nın merkezi olan Artvin, 1579’da Çıldır Eyaleti’nin kurulması ile bu eyalete bağlandı. Bu sırada Hopa ve Borçka Trabzon’a, Artvin, Ardanuç, Yusufeli ve Şavşat ise Çıldır Eyaleti’ne bağlı idi.

Artvin ve çevresi bu tarihten sonra , XIX. yüzyılın başlarına kadar sürekli olarak Türkler’in elinde kaldı. Ancak bu yüzyılda iki defa Rus işgaline uğradı. 1828 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan Edirne Antlaşması ile Çıldır Eyaleti’nin merkezi Ahıska Ruslar’a terkedilince Artvin, Livane Kazası’nın merkezi oldu ve Trabzon Eyaleti’nin Batum Sancağı’na bağlandı. Bu durum Doksanüç Harbi olarak da bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’na kadar sürdü. Bu savaşı kaybeden Osmanlı Devleti, 3 Mart 1878 tarihinde imzalanan Ayastefanos Antlaşması’na göre Batum, Kars, Ardahan, Eleşkirt ve Beyazıt’ı Rusya’ya savaş tazminatı olarak bırakmak zorunda kaldı. Böylece, Batum Sancağı’na bağlı bir kaza olan Artvin ve çevresi de bu antlaşma ile Rusya’ya verilmiş oldu. Birinci Dünya Savaşı’na kadar süren bu işgal sırasında yerli halk zaman zaman Ruslar’a karşı direnmekteydi. Nitekim 1914 Kasımında Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey idaresindeki Melo Sınır Taburu şehir ve çevresindeki Rus birlikleri bozguna uğratınca Ruslar Artvin’i terk etmek zorunda kaldılar. Ancak bu ilk kurtuluş çok kısa sürdü. Ruslar dört ay sonra, 3 Mart 1915’te bölgeyi yeniden kontrol altına aldılar. Aynı yıl, Türk kuvvetlerinin Sarıkamış’ta aldığı yenilgi üzerine Rus birlikleri Ardahan, Şavşat, Ardanuç, Artvin ve Borçka’yı işgal ettiler.

Rusya, Çarlık yönetiminin yıkılması üzerine Birinci Dünya Savaşı’ndan çekilince yeni Sovyet hükümeti ile 18 Aralık 1917’de Erzincan Ateşkes Antlaşması imzalandı. Buna göre Ruslar Artvin’i boşalttılar. Daha sonra savaşın sona ermesiyle imzalanan 3 Mart 1918 tarihli Brest-Litovsk Antlaşması da Sovyetler Birliği ile Türkiye arasındaki sınırın 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı öncesindeki şekline getirilmesini kabul ettiğinden, Osmanlı birlikleri 1918 Martında tekrar Artvin’e girdiler. Ancak Artvin, bu defa da Türklerin elinde uzun süre kalamadı. Çünkü Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’nda yenik sayılmış ve 30 Ekim 1918’de Limni Adası’nın Mondros Limanı’nda imzalanan Mondros Mütarekesi’ne göre Osmanlı ordusunun 1914 yılından önceki sınırların gerisine çekilmesi kararlaştırılmıştı. Bu sebeple Artvin tekrar boşaltıldı. İngilizler antlaşma gereğince 17 Aralık 1918’de Artvin, Şavşat ve Hopa’yı işgal ettiler. Artvin ve çevresinde beş ay kadar kalan İngilizler buradan çekilirken şehri Gürcistan’a bıraktılar. Artvin yöresindeki bu Gürcü işgali ise 1921 başlarına kadar sürdü.

Artvin ve çevresinin kesin kurtuluşu Kâzım Karabekir Paşa idaresindeki 15. Kolordu’nun 30 Ekim 1920’de Kars’ı kurtarmasından sonra gerçekleşti. Bu zaferden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Gürcistan’a bir ultimatom vererek Ardahan, Artvin ve Batum’un teslimini istedi. Gürcistan yeni Türk hükümetinin bu isteğini kabul ederek kuvvetlerini 23 Şubat 1921 sabahından itibaren Ardahan, Artvin ve Batum’dan çekmeye başladı. Bu tarihten birkaç gün sonra Türk kuvvetleri Ardahan’dan başlamak üzere adı geçen şehirlere girmeye başladılar. 27 Şubat 1921’de Ardahan ve Şavşat düşman işgalinden kurtuldu. Artvin’in kurtuluşu ise 7 Mart 1921’de gerçekleşti. Böylece 1878-1921 yılları arasında 43 yıl süreyle Rus işgali altında kalan Artvin ve çevresi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk askerî ve diplomatik başarısı sonucunda kesin olarak Türkiye topraklarına katılmış oldu.

Artvin ve çevresi 1921 yılında Rus işgalinden kurtulup anavatana kavuşunca önce Ardahan Sancağı’na bağlandı. Ancak aynı yıl içerisinde, 7 Temmuz 1921 tarih ve 133 numaralı kanunla Artvin Sancağı kurulunca, Artvin bu yeni sancağın merkezi oldu. 1924 yılında sancaklar vilâyet haline dönüştürülünce Artvin de vilâyet oldu. Ancak Artvin vilâyeti 1 Haziran 1933’te lağvedildi ve burası bir kaza merkezi olarak merkezi Rize olan Çoruh vilâyetine bağlandı. Bu durum 3 yıl kadar sürdü. Artvin 4 Ocak 1936 tarihinde yeni kurulan Çoruh vilâyetinin merkezi oldu. 1956 yılında ise Çoruh adı kaldırıldı ve ilin adı Artvin haline getirildi.

İklimi

Artvin’in iklimi, yeryüzü şekillerinin özellikleri nedeniyle bölgelere göre çeşitlilik göstermektedir. Kıyı kesimlerinde ılık ve yağışlı bir iklim tipi egemendir. Buna karşılık, İl’in iç bölgelerine doğru, yüksek kesimlerde kışlar sürekli ve bol karlı, yazlar serin geçer. Çoruh Vadisi’nin derin tabanında kıyıya oranla daha az yağışlı, kışları fazla sert olmayan bir iklim tipi vardır.

|