GeziyoruZ

BİZİMLE GEZMEYE VAR MISINIZ??

Erdeği Gezelim Erdek


Erdeğin yerlisi olarak saydığım için kendimi bu yazıyı kendi ellerimle yazıyorum hiçbiryerden alıntı değildir. Balıkesire bağlı olan erdeğe ulaşım çok rahattır. Ben İstanbuldan ulaştığım için otobüs seyahati ile 5-8 saat (şoföre bağlı) araba seyahati ile yaklaşık 5 saat sürebilir. Ankara ve İzmir den Erdeğe ulaşacaklar için süre değişkenlik gösterebilir. Ankaradan ve İzmirden tahmini olarak 8 saatte ulaşılınabilir.

Erdek Kapıdağ yarımdasında bulunmaktadır. Erdeğe ulaşırken Kapıdağ yarımadasının ince boynundan geçilir bu nedenle ada izlenimi vermektedir.

Erdeğin iklimi İstanbul iklimi ile benzerlik gösterse de 2-3 derece daha sıcaktır. Biraz da olsa Ege havası vardır. Aşağıdaki resimden inceleyebilirsiniz:

Erdek Kapıdağ

İşte yukarıda Erdeğe ulaşılırken geçilen ince boyun görünüyor. Sağ tarafında Bandırma yer alır.

Bandırma Erdekten daha önce kurulan bir yerleşim olsa da Erdeğin yaz turizmi ve güzelliği sayesinde Erdek daha gelişmiştir.

Erdek Otel Motel ve Tatil:

Erdeğe yazın göbeğinde giderseniz otellerin ve pansiyonların fiyatları çok uçuk olabilir. Bu nedenle önceden Erdeğe gitmemişseniz en güzel seçenek şudur:

Erdeğe öğlen saatlerinde varılır ve Erdek koyu boyunca yürüyerek otel ve pansiyonların fiyatları özellikleri öğrenilir ona göre karar verilir. Hem paranız cebinizde kalır hemde sevdiğiniz bir otelde Erdekte tatil yapma imkanı bulabilirsiniz. Sakın korkmayın önceden rezervasyon yaptırmasanızda sokakta kalmazsınız eğer dediğimi yaparsanız 2-3 saat içinde seveceğiniz bir yer bulabilir hem koyu tanımış olursunuz. Otel yada pansiyon ararken yürüyeceğiniz o kocaman yer Erdeğin uçsuz bucaksız plajıdır. Göz alabildiğine koy, yanlarda palmiyeler, yürüyüş yolu, ve denizin hemen yanında barlar, diskolar, oteller, pansiyonlar. Sizin için o muhteşem koyun resmini koydum aşağıda:

İşte bu gördüğünüz uçsuz bucaksız yer Erdeğin plajıdır. Tümüyle göz alabildiğine kumluk.

Sevgili tatilciler bu resmin sol tarafında kalan yer erdeğin merkezine gider oranında ben resmini koyayım ve bakın:

Erdeğin içini gösteren bulabildiğim resimler bunlar fakat:( Erdeğin merkezi kalabalık şehirleri aratmaz yaz günlerinde. Çay bahçeleri, çay bahçelerinde dev ekran televizyonlar, merkezde eğlence yerleri, yemek yerleri ve ağustos ayında iğne atsan yere düşmez bir kalabalık. Yanlış anlamayın Erdek ufak bir yer değil fakat okadar kalabalık olur ki yaz günlerinde insanlar omuz omuza yürürler.

Herhangi bir çay bahçesine geldiğiniz zaman karşınıza minicik Zeytin adası çıkar:) Onunda resmi aşağıda.

Zetin Adası

Zeytin adası çaybahçelerinin ve merkezin tam önündedir.

Merkezden devam ettğiniz zaman resimlere göre belirteyim. Seyitgazi tepesine doğru gidersiniz. Bu bölümdeki yürüyüş yolundaki evler diğer koy tarafına göre daha lükstür ve zengin kesime hitap etsede denizi taşlıktır. Yani Erdekte 2 farklı koy vardır işte onunda resmi aşağıda:

Erdek Seyitgazi

Yani arkadaşlar gidin görün kalın en az 10 gününüzü Erdek için ayırın. Ota halli kesimler için çok uygun ve unutamayacağınız bir tatil yapacaksınız.

Gelelim Erdeğin insanlarına hepsi yardımsever hepsi canı gönüldendir… Erdeğin merkezinde pazar kurulur eğer pansiyonunuzda yemek pişirme imkanınız varsa bu pazarı ziyaret edebilir yeler sebzeleri ve yiyecekleri alabilirsiniz.

Unutmadan zeytin adasının yakınında Erdeğin limanı vardır Tekirdağdan vapur yolculuğu ile ulaşılınabilir yada yaz aylarında İstanbuldan fakat ilk gidişte karayolunu tercih ederseniz daha iyi bir seçim olabilir.

Ayrıca İstanbuldan Erdeğe gidecekler için İstanbul- Bandırma hızlı feribotları vardır. 2 saat sürer ve Bandırmadan da Erdek minibüsle sadece yarım saat.:)

İçimden geldiği gibi yazdım sevgili tatilci arkadaşlar. Ben her yazımı Erdekte geçiririm. Merak ettiğiniz aklınıza takılan ne varsa yorum bırakın sorun seve seve cevaplarım.

Sinan

Sevgiler.

ALtınoluk’la İlgili İstemediğiniz Kadar Bilgi..


Altinoluk Hakkında
Doğaİster dağa çıkın, ister denize inin…
Bu defa havası, suyu ve şifalı otlarıyla sizi bambaşka bir cennete davet ediyoruz. Altınoluk ve Şahinderesi Kanyonu huzur ve sağlık arayanlar için ideal bir yer… İsterseniz Kazdağı’na çıkıp dağ havası alın, isterseniz kanyonda dolaşın, isterseniz de kanyona girin…

İsmini çevresinde bulunan Şahinderesi Kanyonu ve altın sarısı renkteki zeytinyağından alan Altınoluk eski ismi papazlık olan bir Rum köyü. Hem deniz, hem de dağ turizminin birlikte yaşanabildiği bölge bol oksijenli temiz havası ve dünya çapındaki zeytinyağıyla ünlü. Kazdağı eteğinde Edremit Körfezi’nin incisi durumundaki yerleşim bölgesine aşırı talep nedeniyle hayli konut yapılmış. Ancak kalabalık şehir merkezini bırakıp eşsiz güzellikteki yol tarafına bakarsanız kanyon girişi, dağ manzarası, şelale ve göletler göze, alabalık çiftlikleri ise damağınıza hitap edebilecek güzellikler sunuyor. Mayıs ayında zeytin, iğde, badem, ıhlamur, hanımeli, zambak ve kır çiçekleriyle baş döndürücü bir koku yaydıkları çiçek açma mevsimlerinde Yedigöller Milli Parkı’nı kıskandıracak güzelliğe bürünüyor. Özellikle 610 metre yükseklikte bulunan (Fidanlık mevkii) bozuk dağ yoluna rağmen tüm yorgunluğunuzu unutturacak güzellikte şelale ve doğa yapısına sahip.
Altınoluk yöre halkı etraftaki diğer köylere nazaran masada yemek yemeye intibak eden ilk köy olmuş. Altınoluklular Midilli Adası halkı ile son derece samimi temas halindelermiş. Hatta zamanın beylerinin karbeyazı gömlek yakaları kolalanmaya Midilli’ye gönderirlermiş. Yöre hanımlarının vazgeçilmez tutkularının başında ise takılar geliyormuş. Günümüzde Altınoluk aileler için tercih edilen yazlık tatil yerlerinin basında geliyor. Zengin çarşısı, cafe-bar ve çay bahçeleri şenlenirken akşam yemek sonrası başlayan piyasa gecenin geç saatlerine kadar devam ediyor. Yürüyüş parkuru Altınoluk meydanı dondurmacı Vardar önünden sahil boyu ve Mendirek sonuna dek sürüyor. Plajlar ise hem ücretsiz hem de her yerden denize girme imkanı sağlıyor. Sezon sonu Eylül ayında uyuyan deniz, dipte gazete okuyacak kadar net görünüp berraklaşıyor.

Kaz Dağı Düden Yaylası
Mare&Monte tur’a katılan günübirlik veya konaklamalı kamp yapmak isteyen gruplarla eski Altınoluk yerleşim merkezi Çam Mahallesinden saat 10.00 da Kaz Dağına doğru dağ yoluna giriliyor.
Sırasıyla Küp Gediği, Sarısu, Üç Pınarlar, Karaçam, Kazak Pınarı, Şah Taşları sonrası Düden’e geliniyor. Tur rehberi güzergâh boyunca iki kez mola vererek hem gezi boyunca görülecek yerler, hem de Kaz Dağının mitolojik geçmişi hakkında aydınlatıcı bilgi veriyor. Düden mevkii, kapalı ev ekonomisinin geçerli olduğu yıllarda, dağın iki yamacında oturan insanlar senenin belirli zamanlarında mallarını ihtiyaç doğrultusunda takas yoluyla değiştirdikleri yer olarak biliniyor. Türkmenlerin konargöçer olarak yaşadığı, yaz aylarında oba kurup kamp yaptığı ve günümüzde Milli Park sınırları içinde olan bölgede “Milli Park Kamp Alanı” tahsis edilmiş. Kapalı korunak, duş, wc, mutfak, çamaşır yıkama yeri, alabalık yaşatma
havuzu, çeşme, çadır yerleri, hamaklar, salıncaklar bulunuyor. Altınoluk – Düden arası yer yer engebeli toprak olan dağ yolunda 4×4 türü dağ araçlarıyla ulaşım sağlanıyor. Düden Yaylası, Anadolu yükseltileri arasında cüce sayılmasına rağmen deniz seviyesi sıfır noktasından 1250 metreye 26 km gibi kısa mesafede ani çıkılması nedeniyle ilgi çekiyor. Yazın en sıcak aylarında bile serin olan yaylada rüzgâr sesi ile nefis botanik kokusu buram buram hissediliyor. Endemik bitkiler, dağ laleleri, mevsiminde kelebekler, tüm doğal ortam fotoğraf severleri mutlu etmeye yetiyor. Yol boyunca tur yolcuları bazen yaban hayatın sürprizlerinden ayı, domuz, karaca görme şansı bulabiliyorlar. Dağın ilk 500 metre yükseltileri zeytin ağaçları, 650 metre kızılçamlarla Akdeniz orman tipi görülebiliyor. 4 mevsim yaşanan dağın Kuzey yamacında ise karasal iklim nedeniyle kızılçam bulunmuyor. Mayıs sonu Eylül sonuna dek tur düzenlenen turlarda Düden Mevkiinde mola için soluklananlar yemek siparişlerini verip Küçük Düden Mevkide 15 dakikalık bir yürüyüş yaparak burada ki koyun ağılında süt sağma, peynir yapımı gibi yöresel üretimleri görüyor, acıkmış olarak Düden kamp alanına dönüyorlar. Tavada pişirilmiş alabalıklar, henüz açılan hamurlarla yapılan gözlemeler, salata ve meyveler, buz gibi
pınarlarda soğutulmuş biralar, meşrubatlar büyük iştahla yenip içiliyor. Yemek, dağın pınar sularından demlenen çaylar, kahvelerle tamamlanıyor. Sürenin durumuna göre Şahin dere kanyonu Gücük Burun’dan kanyonun muhteşem ve tüyler ürpertici, görkemli manzarası seyrediliyor. Bol bol anı fotoğrafları çekiliyor. Son etapta dağın zemin sularında ki tertemiz göletlerde yüzüp safarinin tozu atılıyor. Akşam 18.00 de doğanın natürel kalbinden ayrılıp Altınoluk’a dönen grup yeniden betona yenik düşmüş sahillere ve trafiğin içine girerken bir başka geziye katılmak üzere vedalaşıp ayrılıyorlar.

Şahinderesi Kanyonu
Altınoluk’u oksijen çadırına dönüştüren etkenlerin başında Şahinderesi Kanyonu geliyor. Bölgede hava değişimini sağlayan kanyon, dağdan çektiği çam kokulu havayı ovaya dağıtırken, denizden aldığı iyot kokulu havayı, dağa çıkartarak bir çeşit baca görevi görüyor. Karşılıklı hava sirkülasyonunu sağlayan 27 kilometre uzunluğundaki kanyonun yüksekliği 600 metre. Açık U şekilli aralığı 700 metre civarında. Çevresi şifalı bitki ve otlarla bezeli olan Şahinderesi Kanyonu’na Orman İşletme Müdürlüğü’nden izin alınarak giriliyor. Rehbersiz gezmenin oldukça zor olduğu Şahinderesi Kanyonu’nda 25 kilometrelik bozuk toprak yol daha ziyade Jeep türü araçlara geçit veriyor. Mare Monte Oteli’nden Erinç Ersöz’ün kurduğu seyahat acentasının dağa düzenlediği turlar grubunun arzusuna göre şekillenip tam gün sürüyor.

Kanyonda bekleyen sürprizler
Şahinkale’nin kuzeyine gitmek için Avcılar Köyü’nden orman yoluna giriliyor. Ormana giriş izninizi görevli bekçiye gösterip köprü başından Kışla Dağı’na varılıyor. Yol üzerinde çok soğuk, kireçsiz vücut üzerinde çarçabuk kuruyan suya sahip gölcükler bulunuyor. Bunlardan biri olan Dereçatı mevkiinde yüzebilirsiz. Bu nedenle yola çıkmadan önce mayo ve havlunuzu yanınızda bulundurun. Su ve kuş sesinden başka ses duyulmayan bölgede pınar suları hayli bol. “Dereçatı suyu” çiçek ve kekik kokularını da beraberinde getirip, yosunlu kayaların kalbinden akıyor. Biraz ilerideki pınar ise nane otları arasından aktığı için “Naneli pınar” ismiyle anılıyor. Kanyonda ilerleyen Gücük Burun, Ağlayan Çam, Kestane Deresi, Yörük Pınarı, Selvili Mezarlık, Ayı Kapıları, Damla isimli etapları geçip kabaran iştahınızla Altınoluk’a dönebilirsiniz.

Şifalı otlar
Birçok hastalığın tedavisinde başrolü üstlenen otların tüm çeşitlerini Kazdağı’nda bulmak mümkün. Bitki ve otlara meraklılar eczacı ve doktorların aradığı isim ise; dağın neresinde, ne zaman ne yetiştiğini çok iyi bilen İbrahim Arısoy. Hiç oturulmamış bir evi seramikle döşetip bitki ve ot kurutan İbrahim Arısoy’un Tel0-266) 396 05 28 Dağın otları arasında çarpıntıyı önleyen Melisa geliyor. Stresi yok edip, kalbe ve taniyona iyi geldiği söylenenler arasında.
Kandil Çayı: Bademcik ve boğaz hastalıklarına,
Papatya, nane: Nezle ve sinizüte Isırgan otu: Çayı, tohumu havanda dövülüp bal ile karışımlarda kullanılarak tüketiliyor.
Karabaldır otu: Prostat ve basura iyi geldiği söyleniyor.
Üç çeşidi bulunan kekik otu şeker hastalığına ve her derde deva olduğuna inanılıyor. Milli park sınırları içinde her türlü ot ve bitki toplamak yasaklandığı için meraklılar sadece fotoğraf çekmekle yetiniyorlar.

Kayalar
Kaz Dağı’ndaki karların erimesiyle debisi iyice artan sular , dereler ve şelaleler oluşturuyor. Kanyonun kalbi sayılan ve 70 derecelik açıya sahip dik yamaçları, granit kayaları aşındırıp zımparalanmış kaya şekilleri yaz sonunda suların azalmasıyla ortaya çıkıyor. Bu görüntü ise pastoral fotoğraf meraklılarına görsel bir ziyafet çekiyor.

NASIL GİDİLİR?
Altınoluk’a İstanbul’dan Bursa-Balıkesir-Havran üzerinden gidebileceğiniz gibi, Tekirdağ-Çanakkale yolunu da tercih edebilirsiniz. Bu yol manzarası güzel trafiği az ve 450 kilometre. İstanbul-Kınalı arası otoyolu kullananlar Tekirdağ’dan Keşan’a sonra da Gelibolu’ya gelecekler. Buradan Lapseki’ye veya Eceabat’tan Çanakkale’ye karşıya geçmek için Feribotlar saat başı kalkıyor. Truva’dan, Edremit Körfezi’ne inerken Altınoluk sizi karşılıyor. Aynı yolu otobüsle almak isteyenler Pamukkale, Uludağ, Kamil Koç, Akçay veya Metro Turizm’in seferleriyle gelebilirler. Altınoluk’tan Edremit’e Assos’a sefer yapan minibüsler var. Yazın ayrıca Ayvalık, Bergama, Truva, Assos, Babakale gibi tarihi noktalara düzenlenen turlara da katılma imkanınız bulunuyor. Kazdağı’na çıkmak için Orman İdaresi’nin yaptığı toprak yolları jeep türü araçlarla aşmak gerekiyor. Şahinderesi Kanyonu’nun girişine gitmek için sırtınızı denize çevirip Altınoluk merkeze girişte belediye karşısındaki sokaktan girerseniz Kocaçay yoluna Değirmen mevkiine geleceksiniz. 1 kilometre sonra kanyon girişindeki zeytin ağacı gölgesindeki otoparka aracınızı bırakabilirsiniz.
Yeni yol çalışmaları sayesinde İstanbul’dan çıkanlar daha geniş ve rahat bir güzergahda yol alıyorlar. Kınalı çıkışından itibaren yeniden düzenlenen Keşan kavşağına, sonrasında büyük bölümü bitirilmiş tek yönlü yolu kullananlar, Gelibolu yönünde aynı konforla ulaşıyorlar. Çanakkale geçişi sonrası Küçükkuyu, Altınoluk, Edremit güzergahı yeni şerit ilaveleri ile neredeyse uçak pisti haline getirilmiş görünüyor.
Bursa yönünden gelenler ise büyük bölümü bitirilen Mudanya yol ayırımına kadar otoyolu kullanabiliyorlar. Bursa’nın İstanbul çıkışı son düzenlemeyle alt geçit kullanımıyla kent çıkışına bağlanıyor.

ErDek’e NaSıl UlaŞırıM???


Karayolu: Her gün İstanbul Bostancı ve Yenikapı’dan Bandırma’ya deniz otobüsü seferleri düzenlenmektedir.Yenikapı-Bandırma arası 1 saat 45 dakika. Bandırma-Erdek arası 15 dakikadır. Erdek İstanbul’a 2 saat mesafededir.

Otogar Tel: (+90-266) 835 23 01

Bunun dışında İstanbul, İzmir, Bursa ve Çanakkale’den de yine düzenli olarak otobüs seferleriyle Erdek’e ulaşılabilir.

Havayolu: Bursa, Çanakkale,İstanbul ve İzmir üzerindendir.

ErDek Açık HaVa MüZeSi


1948 yılında kurulmuştur. Kyzikos antik kentinde bulunan Helenistik ve Roma dönemleri kalıntıları olan afrodit heykeli ve diğer heykeller, dikilitaş, yazıtlar, lahitler, mezar stelleri, kabartmalar, levhalar, mozaik parçaları, hadrianus tapınağına ait sütun ve başlıkları sergilenmektedir.

Kirazlı Manastırı (Erdek)


Antik dönemde Didumus Dağı olarak bilinen dağın eteğinde manastır, kilise ve yapı gruplarından oluşan bir kompleks duvar tekniğine göre 19.yy’(1800’lü yıllarda) Rumların kullandığı bir dini anıt yapı mevcut temellerden ve duvar kalıntılarından bodrum üzerine 2 katlı bir yapı olduğu anlaşılmaktadır. Bugün mevcut olan kilisenin güney duvarı ile ABSIS duvarının bir kısmı ayakta ve yüzeyde bulunmaktadır. Kyzikos Kentinin güneybatısında Roma döneminden dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen Hadrianus Mabedi kalıntıları bulunmaktadır.

Kyzikos (Erdek)


Erdek İlçesine 9 km uzaklıkta bugün kısmen ayakta bulunan antik kent, Kapıdağ yarımadasının Anadolu sahiline birleştiği noktada Dolionlar tarafından kurulmuş olan şehir, ilk kralları olan Kyzikos’ un adını almıştır.

Bandırma ve Erdek Körfezlerinin birleştiği kıyılardan başlayarak kuzeye Kapıdağ eteklerine doğru yayınlan şehre ait kalıntılar yaklaşık 11 km2’lik alana yayılmaktadır. Bu harabeler arasında bugün sadece tonozlu temelleri ile etrafa dağılmış mimari parçaları bulunan Hadrianus Tapınağı, şehrin Roma dönemindeki ihtişamı hakkında bilgi vermektedir.

Balıkesir//Erdek


Balıkesir ilinin ilçesi olan Erdek, Marmara Bölgesinin Marmara Denizi’ne doğru uzanan Kapıdağ Yarımadası’nda Erdek Körfezi’nde yeralır. Eski adı Arktonnesos olan Kapıdağ yarımadası ile kuzey ve batı çevresindeki Marmara, Paşalimanı, Türkeli(Avşa), Ekinlik adalarından oluşmaktadır.

Erdek, antik kentleri, Açık Hava Müzesi, temiz denizi ve kumsalı ile güzel bir turizm merkezidir.

 

Tarihçe:Erdek tarihte Artake adıyla tanınmaktadır. Bu isimlere bakarak ilçenin Sitler tarafından kurulduğu söylenebilir. Artake sitlerin efsanevi krallarından biridir. Tarih çağlarında Artake’den ilk söz eden Herodot olmuştur. Artake MÖ. 7. Yy’ başında Miletoslular tarafından kolonize edilmiş, MÖ. 361 yılından evvel bütün Kapıdağ ile birlikte Kyzikos’un egemenliğine girmiştir. Helenistik çağ boyunca sürekli olarak yükselip parlayan Kyzikos’un yanında gittikçe önemini yitiren Artake, Roma döneminde de bu sitenin bir dış mahallesi durumuna düşmüştür. Bizans çağıyla beraber limanları ihmal edilen depremlerle yıkılan binalarının taşları yağma edilen Kyzikos’un gerilemesiyle gelişmeye başlamış ise de Kyzikos’un ününe yetişememiştir. Tarihçi Herodot iktisadi durumunu da ele alarak üzümünü, şarabını, zeytin ve zeytintağını methetmiştir.

Artake 1339 yılında Orhan Gazi’ nin oğlu Süleyman Paşa tarafından fethedilip Türk egemenliğine geçmiştir. 1807’de de Karesi Sancağına bağlanmıştır.

İklim:Erdek, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır.

A.Sıdıka Erke Edremit Etnoğrafya Müzesi


Zemin katta Kuva-yi Milliye dönemini yansıtan bir oda bir idari oda ve hanay tabir edilen 120 m2lik geniş salon kültürel amaçlı kullanılmak üzere düzenlenmiştir. Üst katta baş oda ve sofa bulunmaktadır. Odalarda 18 yy. ve 19 yy döneminin Edremit ev yaşamına ilişkin geleneksel el sanatları ile bezenmiş ev eşyası giysi ve günlük yaşamını yansıtan eşyalar sergilenmektedir.

Pazartesi günleri hariç mesai saatleri içinde gezilebilmektedir.
Adres: Azerbaycan Bulvarı Park Arkası Hüsnü Elçin Yıldırım Sok. No:6 Edremit
Müze Tel : (+90-266)374 17 18

Sütüveren/Hasanboğuldu (Edremit)


 

Sütüven : Edremit’e 20 km uzaklıkta İzmir – Çanakkale karayolu üzerinde piknik alanıdır. Manzara seyir terazları ve oyun alanları düzenlemeleri bulunmaktadır. Alanda 8 m yükseklikten dökülen ve yörenin adı ile anılan Sütüven şelalesi bulunmaktadır.

Hasanboğuldu : Sütüven piknik alanından sonra derenin karşı tarafındaki patika yolu izleyerek 1 km sonra ulaşılır. Bir şelalesi ve içinde pek çok balığın bulunduğu gölcükten oluşur.

Bostancı – Entur Kaplıcaları


Burhaniye’nin Edremit çıkışında ve Burhaniye’ye 10 km uzaklıkta son derece modern tesislerdir. Ortalama 51derece sıcaklıktaki yıkanma suyu Romatizma, siyatik, lumbago ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir. Burhaniye-Edremit yol ayrımında olduğundan ulaşım kolaydır.