GeziyoruZ

BİZİMLE GEZMEYE VAR MISINIZ??

Kazdağı

Nasıl gidilir?İstanbul çıkışlı olanlar, Trakya otoyoluna 750 bin lira ödeyerek Kınalı gişelerden Tekirdağ yoluyla Malkara-Keşan üzerinden Gelibolu’ya gelecekler. Saat başı kalkan feribotlarla yolcular hariç araç için 2.5 milyon ödeyerek Lapseki’ye ya da Gelibolu Milli Parkı’ndan boğaza paralel ilerleyip Eceabat’tan Çanakkale’ye geçebilirler. Truva antik kenti sonrası Edremit körfezini tepeden görebilen biraz virajlı dar yoldan inip, Küçükkuyu’dan Altınoluk’a ulaşabilirler. Bir başka yol ise İstanbul Eskihisar-Topçular feribotu, Bursa-Balıkesir Havran çıkışıyla Edremit körfezine otobüs yoluyla ulaşmak. Küçükkuyu’dan Altınoluk, Edremit, Akçay ve Ören’e kadar uzanan Ege kıyıları, aynı zamanda çok dar ve alternatifi olmayan bir sahil yolu.
Ne yenir?Körfezin incisi sardalya balığı. Mare Monte Oteli bahçesinden daha filizken toplanıp derin dondurucuda saklanan asma yapraklarına sarılan sardalyalar, yılın her mevsiminde yenilebiliyor. Fener balığı buğulama, kalamar dolma, börülce suyuna tarhana çorbası ve diğer yemekler, Aycan hanımın gözetiminde hazırlanıyor. Altınoluk’ta mutlaka uğranması gereken yerlerden biri de, “Dondurmacı Vardar”. Yıllardır bozmadığı kalitesi ve 70′e yakın dondurma çeşidi ile doğal meyvelerden dondurma yapan Neco’nun özellikle sakızlı ve tarçınlı dondurması damakta tat bırakıyor. Akşamları Kazdağları’ndaki alabalık restoranları ve Altınoluk sahilindeki çay bahçelerinde dinlenebilirsiniz.

Nerede kalınır?Yazlıkların çokça bulunduğu körfez boyunca pansiyon, otel, motel sayısı da oldukça fazla. Körfezde Güneş, Kaplan, Çavuşoğlu, Eren, Tüzün, Özsoy, Altun, Elbis, Öge, Golden Sea, Çetmihan ve Mare Monte gibi konaklama tesisleri hizmet veriyor. Edremit körfezi boyunca kamp ve karavan turizmine açık alanlar da bulabilirsiniz.

Ayvalık

Ayvalık’ta tatil denizin kıyısında başlayıp biten bir zaman olmamalı. Sokaklar bir güzel gezilmeli. Evlerin kapılarına, kapıların tokmaklarına kadar ayrıntılara bir bir bakılmalı.Tatile keyifli bir boyut kazandırmalı, deriz. Yolunuz buralardan geçiyorsa da ( Çanakkale – İzmir yolu ilçenin içine girmeden kıyısından geçip gidiyor. ) ilçenin içine girip bir mola vererek dolaşın deriz. Ülkemizde, hele sahil şeritlerimizde az sayıda kalan “geçmişi yansıtan” yerleşimlerden birisidir Ayvalık. İzmir’e kadar bir de Eski Foça’da görebileceksiniz böylesi bir yerleşim dokusunu. Ayvalık’ın kıyısından geçip gitmek ya da Ayvalık’da denizle otel arasına sıkışıp kalan bir tatil geçirmek bu şirin ilçeye haksızlık olur. Ama asıl böyle bir güzelliği tanımamış olmakla kendinize haksızlık edersiniz. Eh ikisinden birini kabul ediyorsanız buyurun Ayvalık’ı gezmeye: Mevsim bahara dönüyorsa, zeytinler toplanıyorsa yağ fabrikalarının kokusu çarpar burnunuza öncelikle. İlk anda bu kokuyu yadırgayabilirsiniz ama alışırsınız ve rahatsız olmazsınız sonra. Yaz sıcağının ortalığı kavurduğu günlerdeysek ve vakit öğlenden ikindiye dönüyorsa “imbat”ın denizle güzelleşmiş kokusu Ayvalık’ın asıl kokusudur. İmbat İzmir’in ünlü rüzgârıdır, diye bilenlere Ayvalıklılar itiraz ederler hemen, “Siz Ayvalık’ın imbatını solumamışsınız”, diye. Kimin haklı olduğuna biz karar veremedik, iyisi mi siz gidip ikisini de tanıyıp kararınızı verin. 1. Dünya Savaşı’ndan önce Ayvalık ağırlıklı olarak Rumların yaşadığı yerdi, Türkler azdı. Rumlarla Türkler arasında da bir sorun yoktu. Ayvalık zengin, verimli toprakları ve balıkla dolu denizi ile herkese yetiyordu. Anadolu’nun işgali başlayıp da 28/29 Mayıs 1919 gecesi Yunan askerleri Cunda adasına çıkıncaya kadar böyle sürdü. Tam 39 ay 16 gün işgal altında yaşadı Ayvalık. İstiklal Savaşı kazanılınca da sular durulmadı. Tarih boyunca kardeşçe yaşayan insanların arasına kama sokulmuştu bir kere. Konu komşu birbirine düşman edilmişti. Barış içinde, kardeşçe yaşama ortamı yitince kaç kuşaktır buralarda yaşamış Rumlar’dan çoğu Yunan adalarına gittiler. Girit’ten, Midilli’den ve Makedonya’dan Türkler gelip yerleştiler. Lozan anlaşmasından sonraki “Mübadele” Ayvalık’a işte böyle yansıdı. Ayvalık’tan Yunanistan’a göçenler eski yurtlarını unutamıyorlar. Atina’da Ayvalık Yıldızı diye bir gazete çıkarıyorlar ve Ayvalıklılar Birliği’ni kurmuşlar. Arada bir yaşlılar dünya gözüyle eski memleketlerini görmeye gidip nemli gözlerle sokaklarda dolaşıyorlar. Gitmeyip kalanlar bildikleri gibi yaşayıp gidiyorlar. Daha önce gelip de bu şirin ilçenin tadını bilenler hemen sokak aralarına yürürler. İlk kez gidiyorsanız İlk Kurşun Tepesi’ne (Eskiler İlyas Peygamber, diyorlar.) çıkıp şöyle bir kuşbakışı seyredin. Çok etkileyici bir manzara göreceksiniz, sonra ayrıntıları keşfe koyulursunuz. Önce çarşının iç taraflarına yürüyün, sokaklarda dolaşın. Eski evlere bakın. Özellikle kapılarına, alınlıklarına, kapı tokmaklarına, pencerelerine bakın. Tahta ve taş işçiliğinin güzel örneklerini göreceksiniz. Hemen hepsi uçuk renk boyalı taş evler arasında yürümek geçmişte yolculuk etmek gibidir. Birdenbire bir minare çıkıverir karşınıza. Aşağıya doğru baktığınızda eski bir kiliseye cami yapmak için eklenmiş olduğunu görürsünüz. Cunda’dakiler hariç Ayvalık’ta ondan fazla kilise vardı. Bunların bazıları günümüze ulaşamadı. Taksiyarhis Kilisesi kentin en eski mahallesindedir. Balık derisi üzerine işlenmiş aziz portreleri ile ikonları 130 yıl geçmişten geliyor. Bunlardan bir kısmı çalındığı için kilise ziyarete kapatılmıştır. Agios Yannis Kilisesi Saatli Cami olarak görülüyor. Cumhuriyetten sonra camiye çevrildi. Şimdiki Çınarlı Camisi de Agios Yorgios Kilisesi idi. Gazi İlkokulu avlusunda Hayrettin Paşa Camisi olarak kullanılan Kato Panaya öksüzler için yaptırılmıştı. Feneromeni eski kiliselerin en şanssızlarından olmalı. Zeytinyağı fabrikası olarak kullanılıyor. Stadyum yolu üzerindeki bu kiliseye içinde “kutsal su” bulunduğu için Ayazma deniliyordu. Biberli Cami Agios Nikolaos Kilisesi’nden çevrildi. Ayvalıklı gazeteci-yazar Ahmet Yorulmaz Ayvalık’ı Gezerken adlı kitabında adını belirleyemediği 1899’da yapılmış bir kiliseyi daha ortaya çıkarmış. Sakarla Mahallesi 28. sokaktaki 8 numaralı evin bahçesinde kalan kiliseyi görmek için ev sahibinden izin almanız gerekiyor. (Evin bahçesindeki bir kiliseyi İzmir’in Selçuk ilçesi Şirince Köyü’nde de göreceğiz. Özel mülkiyedeki kiliselerin onlarcasını da Kapadokya’da gezeceğiz.

ŞEYTAN SOFRASI

Ayvalık’ı, körfezin güzel koylarını ve göz alabildiğine uzanan zeytinliklerini kuşbakışı seyretmek için Şeytan Sofrası’na çıkmalı. Sarmısaklı yolunda Şeytan sofrası tabelasından sağa dündüğünüzde masalar, tuvalet, telefon ve su gibi hizmetleri bulabileceğiniz Çamlık Orman Kampı’na, devam edip yokuş yukarı kıvrılan yolu izlediğinizde Şeytan Sofrası’na ulaşacaksınız. Cumhuriyet Alanı’ndan kalkan dolmuşlarla da gidebilirsiniz. Tepe aslında eski bir lav birikintisidir. Yuvarlak bir sofraya benzer. Bir lokanta da bulunan tepede manzara nefis, özellikle günbatımında fotoğraf için çok uygun. Demir bir kafes içinde de şeytana ait olduğu söylenen kocaman bir ayak izi var. Ayak izinin büyüklüğüne ve ayakkabı fiyatlarına bakarsanız “şeytanın pabucu” epeyce pahalı olmalı. Demir kafese çaput bağlayanlar ve para atanlar da oluyor. Şeytan Sofrası’nın yanıbaşındaki tepeye Tavşan Kulakları deniyor. Beş metre kadar, tavşan kulağına benzeyen iki kaya sanki yapaymış gibi görünüyor.

Tımarhane Adası

 Çamlık koyundan yukarı Şeytan Sofrasına dönmeyip devam ederseniz ( eski Murat Reis Oteli’nin arkasından geçen yol) Yarımadanın ucuna, yöredeki adıyla Tımarhane adasına çıkarsınız. Rumların yaşadığı zamanlarda meyhanesi bol bir köymüş Ayvalık. Halkın yüzde 90’ı içki içen, delisi de bol bir köy. İşte bu yıllarda içkinin dozunu fazla kaçıranları, adanın yakınlarındaki Tımarhane adasına götürüp bırakırlarmış. Sürekli ve sert esen rüzgarda akılları başlarına gelenler tekrar halkın arasına karışırlar; gelmeyenler de rüzgarın çıkardığı seslerle biraz daha oyalanırlarmış. Ayvalık’ta rüzgar ve meyhaneler şimdi de bol. Ama yüzyıllar öncesinin psikoterapi merkezi Tımarhane adası günümüzde delilere değil, yeşil doğası ve tertemiz sahili ile turistlere ev sahipliği yapıyor. Çamlık koyunun sonunda, Şeytan Sofrası’nın eteklerinde ve yarımadanın ucunda yer alan Tımarhane adası yalnızca adıyla değil, tepede bulunan ilginç yapılı kayalarıyla da dikkati çekiyor. Girintili, çıkıntılı ve hemen dibindeki manastırı bir ahtapot gibi sarmış kayalar, rüzgarda garip uğultular ve sesler çıkarıyor, adeta ıslık çalıyor. Adada görülen tek yapı küçük taş manastır. Birkaç kemerli pencere yuvası ve arkasında bir koridoru bulunan bu bakımsız manastır, günümüzde ağıl olarak kullanılıyor. Bölgeye hakim olan taş manastırdan Ayvalık Alibey Adası, Tavuk Adası ve Çamlık koyunun manzarasını seyretmek oldukça dinlendirici. Özellikle Ege’den esen rüzgar, yürüyüşe ve tırmanmaya meraklı doğaseverlere uygun bir ortam oluşturuyor. Rumların “Agia Paraskevi” dedikleri Çamlık koyundaki Sarımsak yarımadasının devamı olan Tımarhane adasına, Türkler “Taşlı Manastır” da derlermiş. 70 yıl öncesine kadar psikoterapi merkezi ve çiftlik binalarının da bulunduğu Tımarhane adası, Cunda adasına giden turistlerin mutlaka uğramaları gereken bir doğa harikası. Yöredeki bir diğer ilginç doğal güzellik ise Dalyan boğazı mevkiinin bir başka kıyısında yer alan “Deliklitaş”. Ortasındaki delik nedeniyle bu adı alan katran rengindeki Deliklitaş, Çamlık koyunun sığ bölümünde, kumdan oluşan bir dilin ucunda bulunuyor. Tekneyle giderseniz karaya oturmamaya dikkat etmelisiniz. Koyun içinde bir de balık üretme çiftliği yer alıyor.

 CUNDA ADASI

Ayvalık’ın karşı tarafındaki adaya Cumhuriyet öncesinde Rumlar “Kokuluada” anlamında Moshinos, Türkler Cunda diyorlardı. Adaya sonradan işgalcilere direnen Ali Bey’in adı verildi. Ada 1964 yılında bir köprü ile Ayvalık’a bağlandı. (Belediye otobüsü ve dolmuşlar da çalışıyor ama yazın dolmuş motorları ile gitmek daha güzel.) Bizce Cunda’ya akşama doğru gidilmeli ki akşam yemeği de orada yenmeli. Ada eskiden deniz ürünleri ve şarap üretilen yerdi. Otomobille gidenler girişte park etmeliler. Zaten bir avuç yer ve daracık sokaklarda yürümek çok keyifli. Sahildeki yüksek tavanlı Taş Kahve’ye girmeyi unutmayın. Adanın etrafı çam ve zeytin ağaçları ile donanmış. Yollardaki arı kovanları kimseyi ürkütmesin, hiç bir zarar vermezler insana. Adanın etrafında otomobille dolaşılabilir ama akşam serinliğinde yaya dolaşmanın tadını vermez. Küçük tepelere çıkıp güneşin son ışıklarının vurduğu adaları, koyları seyretmekten de mahrum kalırsınız. Adada çok sayıda kilise, manastır vardı. Çoğu günümüze ulaşamadı. Kiliselerin en büyüğü Taksiyarhis 1873’de yapılmış metropol kilisesiydi. Devasa çanı Bergama Müzesi’nde bulunuyor. Bizans stilindeki kilise gezilebiliyor. Panaya Kilisesi’nin duvar kalıntılarını Bakkal Sokağı’nın başında, Agios Yannis’in dört duvarını girişte, soldaki tepenin üzerinde görebilirsiniz. (Bu tepeye şimdilerde “Aşıklar Tepesi” adı takıldı.) Adada sekiz manastır bulunduğu biliniyor. “Ayışığı” anlamına gelen Ayios Dimitrios Ta Selina adanın kuzey yönünde, kara uzantısında özgün yapısı ile dikkati çekiyor. Günün son ışıkları denize düşerken adanın balıkçı lokantalarından birini beğenin. İsterseniz oturmadan önce “Papalina var mı?” diye sorun. Papalina adanın özel balığıdır ve eski meyhanelerin vazgeçilmez rakı mezesidir. Şimdilerde fiyatı düşük diye kimi meyhaneler bulundurmuyor, kimileri de “yok”, diyor. (Meyhaneye Ayvalık’ın içinde gidecekseniz Tenekeciler Sokağı’nı bulacaksınız.) Balık her yerde olduğu gibi burada da azaldı. Yazın kalabalığı da bindirince fiyatlar iyice yükseliyor. Bütün Ege’de olduğu gibi burada da balıkları görerek seçin ve önceden fiyatlarını sorun. Müşteri çokluğuna göre biraz pazarlık etmeniz de mümkün. Çipuranın çiftlikte yetiştirilenini istemezseniz denizden tutulanı pek kalmadı, sinarit de kalmadı. Levrek arasıra çıkıyor ve çok pahalı. Levrek için piyangoculardan şansınızı deneyebilirsiniz. Bir numara seçip tombalada size çıkarsa lokantaya verip pişirtirsiniz ve şansınızın armağanı ile mükkellef bir ziyafet çekersiniz. Mezgit’in bir türü olan ve Ayvalıklıların bakalaros dedikleri balıktan güzel bir buğulama deneyebilirsiniz. Ahtapot her zaman bulunabilir. Aslında bir çorba balığı olan ıskorpitin buğulaması da bulunabiliyor. Sofranızda Ege’nin ot mezelerini unutmayın. Değişik ekşi tadıyla radika her zaman bulunur ama diğerleri bir görünüp bir kaybolur. Hindiba, turp otu, arapsaçı, istifno gibi Ege otlarından yapılan yemek ve mezeleri sorun ve bulursanız istemeyi unutmayın. ( Adlarından anlaşılacağı gibi bir kısım otlar, balıklar ve mezeler Rumca adları ile bilinmeyi sürdürüyor. ) Bakladan yapılan fava da dereotuyla ve halis zeytinyağıyla süslenip gelmeli sofranızda. Fiyatına aldırmazsanız ıstakoz dahil “lüks” deniz ürünlerini bulabilirsiniz. Ayvalık bir zeytin ve zeytinyağı memleketi olsa da siz tavada kızaracak balık istemişseniz, zeytinyağında istediğinizi özellikle belirtin. Tuhaf ama en güzel zeytinyağının üretildiği yörelerde lokantalar çoğu zaman çiçek yağı kullanıyorlar. Sorarsanız “hafif oluyor,” diyorlar ama işin aslı öyle değil, çiçek yağı daha ucuz da ondan.

Patrice Köyü

 Cunda’nın öbür tarafında ıssız sessiz bir yer. Bu eski Rum köyünün kimi evleri restore edilmiş. (Konaklamak veya yemek yemek için tek tesis Bıyıklı’nın Yeri Tel: 266.327 17 68). Köyün “pina” denilen dev boyutlu midyelerinden yemeyi unutmayın. Meraklıysanız denizin dibinde diklemesine duran bu dev midyelerden toplamak için dalabilirsiniz.

 SARMISAKLI PLAJLARI

 Ayvalık’ın oteller ve plaj bölgesi Sarmısaklı’dır. İlçe merkezine beş km. uzaklıktaki plajın kumsalı dört km. uzunluğundadır. Plajlar açıktır ve ücret ödenmez. Kıyı boyunca ve kısmen içerilerde 5 yıldızlıdan pansiyona her düzeyde konaklama tesisi ile lokantalar bulabilirsiniz. Ayvalık – Sarmısaklı arasında çok sık ve yaz aylarında geç saatlere kadar minibüs seferi vardır. Sarmısaklı’dan sağa dönüp devam ettiğinizde yol küçük koylara götürür sizi. Badavat koyu da bunlardan biridir. Sarmısaklı plajına göre daha sakin olan koyda otel, pansiyon ve lokanta bulabilirsiniz.

ADALAR

 Ayvalık koyu 22 küçük adayı barındırır. Cunda dışında hiçbirinde yerleşim yoktur. Ara sıra balıkçılar mola verirler. Motorlarla bu adalara geziler düzenlenir. İnce kumlu, uzun plajı ile Altınova Ayvalık-Ören arasındadır. Yazlık tatil sitelerinin yoğunluğu hemen göze çarpar. Ayvalık zeytin kokuyor, İmbatla gelen deniz kokuyor, bir de yosun kokuyor. Sokakları, evleri, ibadethaneleri ile de tarih ve kültür kokuyor. Ayvalık’tan göçenlerin burayı hiç unutamamaları boşuna değil. Görünce anlıyorsunuz. Önde bir güzel yapı, arkasında bir çan kulesi ve yanında yükselen minare. Hepsi bir fotoğraf karesinin içine sığıvermiş. Böyle ne çok fotoğraf çekilebiliyor Ayvalık’ta. Çok aramaya gerek yok, sağınıza solunuza bakmanız, biraz da ayrıntılar ile ilgilenmeniz yeterli.

Balıkesir Hakkında Genel Bilgiler

TarihçeBalıkesir merkezinde Bizans döneminde surlar olduğu rivayet edilir. Buna delil olarak da Hisariçi isminin yaygın olmasıdır. Çamlık mevkiinin merkezde aniden yükselmesi buranın eski kalıntılar olabileceği rivayeti vardır. Balıkesir ismi, Bizans dönemindeki Palao kasrı isminden gelmektedir.Bazı rivayetlere göre de Balık Hisar’dan gelmektedir. Balıkesir Kenti halkı etnik köken olarak manav, yörük ve muhacir karaktere sahiptir. Manavlar; Yörük tayfasından olup onlardan önce tarım faaliyetlerine geçerek yerleşik düzene geçen Türkler için kullanılagelmiş bir lakaptır. Bazı köylerde yapılan araştırmalarda Oğuz Türkleri Anadolu’ya gelmeden önce yani 1071′den önce Balkanlar’dan Anadolu’ya geçen Peçenek, Kıpçak Türklerinin Oğuz Türkleriyle birleşmesinden oluştuğu yönünde de sonuçlara ulaşılabilmektedir. Muhacırlar ise; Balkan Savaşları ve 1980 Bulgaristan Göçleriyle gelen gruptur. Yörükler ise Karesi Beyliği’nin mirasçılarıdır. Balıkesir Karesi Beyliği’nin merkezidir.Karesi Beyliği’nin Osmanlı Devleti’ne katılmasıyla Balıkesir halkı Osmanlı Devleti’nin yükselme devrine geçmesinde en büyük katkıyı yapmıştır. Çünkü Karesi Beyliği’nin donanmasıyla Osmanlılar ilk olarak Trakya’ya geçmiş ve böylelikle ilerlemişlerdir. Balıkesirli komutanlar Hacıilbey, Evranosbey gibi askeri şahsiyetler Osmanlı’ya damgasını vurmuşlardır. Milli Mücadele Döneminde de ilk kurşunun atıldığı ve devlet örgütlenmesine benzer kurumsallaşmaya gidilmesiyle Yunanlılar’ın Ege’de ilerlemesini durdurmayı başardığı yerdir. Alaca Mescid’de toplanan 41 kişi büyük bir başarı ile devlet gibi bölgeyi yönetmişler ve askeri başarılara imza atmışlardır. Balıkesir Kenti Ege’deki ilk ve tek olacak “Yiğit” İstiklal Madalyasını alma hazırlığını yapmaktadır.

Yerleşke

Balıkesir il merkezi 200.000′i aşan nüfusu ile Marmara Bölgesinin 4. büyük yerleşim merkezidir. Balıkesir Merkez, [Anafartalar Caddesi], Milli Kuvvetler Caddesi, Kızılay Caddesi ,Atalar Caddesi, Vasıf Çınar Caddesi etrafında yayılmış bir görünüme sahiptir. Marmara’dan daha çok Ege karakteri taşıyan bir özelliğe sahiptir. Aygören Mahhalesi, Hisariçi Mahallesi, Karesi Mahallesi, Kızpınar Mahallesi,Hacı ilbey mahallesi ilk yerleşim yerleridir. Yeni yerleşim yerleri ise özetle Bahçelievler Mahallesi, Atatürk Mahallesi, Paşaalanı Mahallesi, Adnan Menderes Mahallesi,Yeni mahalledir.

Balıkesir Merkez ilçe mahalleleri; “Adnan Menderes, Akıncılar, Altıeylül, Alihikmetpaşa, Atatürk, Aygören ,Bahçelievler, Çay, Dinkçiler, Dumlupınar, Ege, Eskikuyumcular, Gaziosmanpaşa, 1.Gündoğan, 2.Gündoğan, Gümüşçeşme, Hacıilbey, Hacıismail, Hasan Basri Çantay, Hisariçi, Kasaplar, Karesi, Karaoğlan, Kayabey, Kızpınar, Kuvayi Milliye, Maltepe, Mirzabey, 1.Oruçgazi, 2.Oruçgazi, Paşaalanı, Plevne, 1.Sakarya, 2.Sakarya, Toygar, Vicdaniye, Yeni, Yıldırım, Yıldız.”

Balıkesir Otobüs Terminali'nin geniş açılı resmi. Otogar, şehrin dışında, sehirlerarası yol üzerindedir.

Balıkesir Otobüs Terminali’nin geniş açılı resmi. Otogar, şehrin dışında, sehirlerarası yol üzerindedir.

Nüfus [değiştir]

Balıkesir merkez ilçe nüfusu:

  • 1980′de………….124.051
  • 1990′da………….170.589
  • 2000′de………….215.436 olarak tespit edilmiştir.
  • 2007 itibariyle 235.000′e ulaştığı tahmin ediliyor. (2007 Adrese dayalı nüfus sayım tahminleri ,belediye tahminleri)

Balıkesir Geleneksel Mimarisi

İlimizde Anadolu geleneksel ev mimarisini yansıtan örneklerin hemen hemen çoğunluğu kentimizin l5. yüzyıldan kalma çekirdek dokusunu oluşturan Aygören, Dumlupınar, Karaoğlan ve Karesi Mahallelerinde yer almaktadır. Bugün az sayıda ayakta kalabilen bu evlerin tamamı 19.yy. sonu-20.yy. başına tarihlendirilmiştir.

Yapılar dama planlı ve dikey kesişen sokakların üzerine sıralanmışlardır. Evlere bakıldığında iç ve dış cephelerinde sadelik göze çarpmaktadır. Evlerin içinde kalem işi duvar ve tavan tezyinatları bulunmamaktadır. Buna, karşılık iki özel örnek dışında basit ahşap tavan süsleri görülmektedir.

Genel olarak ev yapısı taş temelli, ağaç merteklerle destekli ve genellikle dış üst kat cepheleri ahşapla kaplı şekildedir.

İlimizdeki evlerin başlıca özelliklerine bakıldığında ;

  • Taşıma sistemi, çamur harçlı-taş örgü duvardan oluşmuştur. .
  • Evler genelde arazinin kot farkından oluşan bodrum ile üzerine yapılmış bir veya iki kattan oluşurlar. Binaların zemin katları mutfak ve kiler gibi servis mekanları olarak düzenlenmiştir. Üst katlar ise sofanın iki yanına yerleştirilmiş yaşam mekanları şeklinde kullanılmıştır.
  • Evlerde sofa gerisinde bulunan yüklük veya dolap ile odalara da yüklük ve gusülhane yerleştirilerek sade fakat fonksiyonel mekanlar yaratılmıştır.
  • Üst katlarda taşıyıcı sisteme ahşap kiriş ve hatıllar dahil edilmiştir. Dış ve iç cephelerde ahşabın dayanıklılığı ve dekoratif özelliğinden faydalanılarak ahşabın sıcaklığı evlere yansıtılmıştır.
  • Ahşap iskeletli duvarlar sayesinde yapının yükü zemine aktarılmıştır.
  • Saçaklar iklim şartlarına uygun olarak çok geniş değildir.
  • Tek veya çift taraflı merdivenlerle ulaşılan ana girişler iki sütunla desteklenen bir revakla geri çekilmiştir.
  • Yukarı sürmeli giyotin tipinde yapılmış dikdörtgen, sık ve küçük pencereler ile cephe hareketlendirilmiş ve aydınlık mekanlar yaratılmıştır.
  • Yapılarda düz ve çıkmalı olmak üzere iki çeşit cephe tipi görülür. Çıkmalı cephede üst kat çıkmaları sade eliböğründeler (payandalar) ile desteklenmiştir.
  • Cepheye hakim olan kat, pencere ve çıkmalar ile dışa açılan “esas yaşam” katıdır.

Turizm

Değirmen Boğazı Piknik Alanı: Piknik alanı, Balıkesir- Bursa karayolunun 10. kilometresi üzerinde bulunmaktadır. Toplam alanı 250 hektardır. Sahada; girişte satış standları, içeride kır gazinosu, kafeterya, büfe, çocuk oyun alanları basketbol sahası ve otopark bulunmaktadır. Piknik alanı çam, servi, söğüt, gibi 52 tür ağacı bünyesinde bulunmaktadır.

Necati Sezgin Piknik Alanı: Balıkesir Edremit karayolunun 40. km.’-sinde bulunmaktadır. Sahada büfe lokanta, yağmur barınağı, çeşme, piknik üniteleri gibi ziyaretçilere hizmet verebilecek tesisler yer almaktadır. 45 km hektar büyüklüğünde kızıl çam ağaçlarının bulunduğu sahada sakin ve huzurlu piknik yapmak mümkündür.

[Çamlık]: şehir kenarında şehre hakim bir tepedir. Çam aðaçları altında dinlenmek ve piknik yapmak mümkündür.Özellikle gece görünümü çok güzeldir. Saha içinde bir adet restaurant ve halı saha mevcuttur.

Atatürk Parkı: Şehrin merkezinde, çam ve çitlenbik ağaçları ile kaplı parkımız; gazinoları çocuk bahçeleri ve iki büyük havuzu ile geniş bir alana yayılmaktadır.İlimiz Kuvâ-yi Milliye Etkinlikleri ile Altıeylül Milli Fuarı etkinlikleri bu alan içerisinde yapılmaktadır. Atatürk Anıtı da park sahası içinde olup, 6 Eylül 1963’de tamamlanmıştır.2004-Haziran ayında belediye tarafından yıkımına başlanmıştır.

Saat Kulesi: Saat Kulesi 1829 yılında Girit’li Mehmet Paşa tarafından İstanbul Galata Kulesi’nin benzeri olarak silindir şeklinde yaptırılmış idi. 1897 yılındaki deprem nedeniyle yıkılınca, 1901 yılında bugünkü şekliyle yeniden yaptırılmıştır. Kare prizma şeklindeki bina, beyaz kesme taş ile yapılmış ve kabartma işçiliklerle de süslü hale getirilmiştir.En üst kat kubbe ile örtülmüş ve büyük bir çan eklenmiştir. Buranın hemen altındaki katta ise dört yöne de birer saat konmuştur.

Şadırvan: Saat kulesinin yakınında yer almakta olup burası ikinci yeridir; taşınarak buraya getirilmiştir. Şadırvan 1908 yılında Ömer Ali Bey zamanında yapıldığı sanılmaktadır. Pembe granitten yedi sütuna oturan soğan şeklinde bir kubbe bulunmaktadır. Kemerlerle bağlı sütunların üzerinden yatay bir silme ve saçak yer almaktadır.

Balıkesir Evleri :Anadolu gibi tarihin derinliğine yaşandığı, uygarlıkların kesiştiği toprak parçasında bugüne ulaşan mimari mirasın korunması büyük önem taşımaktadır.

Ülkemizde korunması gerekli kültürel varlıklar arasında “geleneksel sivil mimarlık örnekleri” büyük yer tutmakta ve önem taşımaktadır. Balıkesir geleneksel evleri toplumun geçmişini, ekonomisini ve yaşam biçimini bizlere yansıtmaktadır.

Zağnos Paşa Külliyesi: Cami, hamam, türbe, muvakkıthane, muallimhane ve bedestenden oluşan site, Balıkesir’in en büyük ve mimari yönden en mükemmel külliyesidir. Ahmet Vefik Paşa meydanında bulunan bu eserin muallimhane, imaret ve bedesteni bulunmamaktadır. 1461 tarihinde Fatih Sultan Mehmet’in ünlü veziri Zağnos Mehmed Paşa tarafından, o zamanki şehrin kenarına yapılarak Balıkesir diğer yöne yayılmasını sağlamıştır. Külliyeden sadece hamam günümüze dek özgünlüğünü koruyabilmiştir. 1897 yılındaki depremde yıkılan camii ve türbe 1908 yılında Mutasarrıf Ömer Ali Bey tarafından yeniden yaptırılmıştır.

Camii; Özgün yapıdan sadece kuzey kapısı üzerindeki ve iç bölümdeki yazıt kalmıştır. 1908 yılında yeniden yapımı sırasında Rum ve Ermeni ustaların çalışması nedeniyle, Osmanlı sanatının son döneminde görülen melez üslubun etkilerini taşımaktadır. Kare planlı, dört payeye oturan büyük kubbeli yanları tonozlu ve köşelerde köşe kubbeleri bulunan düzgün yontma taş ve tuğladan yapılmış bir yapıdır. Dış görünüşünde yatay ve dikey hatları dikkat çeker. Caminin iç bölümüne çift kanatlı ahşap kapılarla girilir. Kapıların önüne dört köşeli mermer sutünların taşıdığı, ahşap tavanlı kurşun kaplı ve eğimli bir çatı ile örtülü sundurmalar yer alır. Kalın duvarlarla çevrili ibadet yeri dört kalın kare paye ve bu payeleri birleştiren kemerlerle birbirinden ayrılmıştır. Köşe kubbelerinde ve kemerlerde Osmanlı sanatında kullanılmış olan rumi, palmet ve kıvrık dal motiflerinden oluşan kalem işi süslemeler göze çarpar. Mihrap, son dönem Osmanlı sanatının tüm özelliklerini taşımaktadır. Kubbenin geçişi ve yarım tonozlar kıvrık dal, çiçek ve lale motifleri ile süslüdür. Kubbenin iki köşesindeki pencerelerin arası çinilerle süslenmiştir. Barok tarzda ve kesme taştan yapılmış olan minare, barok bir külahla biter. Caminin biri kuzeyde diğeri güneyde olmak üzere iki şadırvanı bulunmaktadır. Kuzeydeki şadırvan on iki köşeli mermer olup, suyu Paşa hamamından gelmektedir.

Müze oluncaya kadar, eski belediye binası olarak kullanılan bina, Mayıs 1919 ‘da Balıkesirlilerin toplanarak silahlı mücadele kararının alındığı ve Kuvâ-yi Milliye ateşinin parladığı bu bina uzun yıllar 2. Kolordu Komutanlığı’na ve Ali Hikmet Paşaya karargâh vazifesi görmüştür. İzmir Şimal Cepheleri Heyeti’nin çalışma merkezi olmuştur. Konağın kompleksi içinde bulunan ve 1913 yılında “Okuma Yurdu” olarak açılan ve yine 18 Mayıs 1998’de “Milli Mücadele Tarihimiz Kitaplığı” olarak hizmete giren binada 6 Şubat 1923 tarihinde İlimize ilk gelişlerinde Büyük Atatürk ‘ü de misafir etmiştir.2 kata yayılan seksiyonlardan oluşan Kuvâ-yi Milliye Müzesi’nin 120 m2’lik zemin katında ; Balıkesir Kuvâ-yi Milliye’ sinin kurulmasında öncülük etmiş 41 Bayrak Adam ’ın aldıkları yazılı kararlar, 5 adet Kongrenin Kararları, bu kahramanların özel eşyaları, fotoğrafları ile Atamızın Balıkesir’e gelişlerinde çekilmiş fotoğrafları sergilenmektedir. 2.Katında ise ilimizde ortaya çıkan arkeolojik eserler ile etnografik eserler sergilenmektedir.Müze; Pazartesi hariç mesai saatlerinde açıktır.

Yıldırım Cami:Miladi1338′ yılında Yıldırım Beyazıd tarafından yaptırılmıştır. Balıkesir’de Osmanlılar Döneminden kalma en eski eserdir. avlusunda 12 odadan ibaret medrese ve bir şadırvan bulunmaktadır. İç mimarisi sade bir görüntü ile ön plana çıkmaktadır.

Yıldırım Mahallesi’nde yer alan Cami , Balıkesir’in en eski Osmanlı yapıtıdır. Yapım kitabesi bulunmamaktadır. Ancak çeşitli kaynaklardan ve vakfiyesinden 1388’de Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Oldukça büyük bir avlu içerisinde Medrese ve imaret ile birlikte külliye durumundadır. 1818’de ve 1897 depreminden sonra onarım görmüştür.

Caminin içi dikdörtgen planlı olup, beşer sütunlu iki diziyle üç nefe ayrılmıştır. Kaidesiz olarak konan bu devşirme sütunların başlıkları da devşirme malzemedendir. Altısı bizans, üçü Osmanlı üslubunda, biri de eski bir kaide biçimindedir. Camide çevredeki yıkıntılardan alınmış devşirme mimari parçalar kullanılmıştır. Duvarları geniş derzli kesme taştandır. Sadece batı duvarında tek sıra tuğla vardır. Dış yüzeylerde yer yer ilk yapının izlerine rastlansa da, genel görünümüyle Geç dönem özelliklerini taşımaktadır. Çatısı kiremitle örtülüdür. Yapının kıble yüzü diğer yüzler gibi sade olmakla birlikte, mihrabın iki yanında dikdörtgen pencerelerle bunların altında yuvarlak kemerli pencereleri bulunmaktadır. Batı cephesi daha hareketlidir. İki sıra halindeki pencerelerin alt sırada olanları orijinal olup, üst sıradaki yuvarlak kemerliler XIX.yüzyıl başlarındaki onarım sırasında yapılmıştır.

Cami avlusunda bulunan medrese 12 hücreli bir yapı olup, 1897 depreminden sonra yeniden yapılmıştır. Sadece dış duvarları orijinaldir.

Ekonomi

Sanayi

Balıkesir, birçok ilin aksine tek merkezli büyüme modeli (Kayseri,Denizli,Manisa vb.) ile değil; bütün ilçeleriyle beraber dengeli büyüme modelini uygulamaktadır. Bu model uygulama açısından zorluklar içerse de ilin ekonomik kalkınmasında topyekün ve dengeli bir ekonomik kalkınma modeli sunmaktadır. Bu nedenle yatırımlar birçok ilçeye yönlendirilmektedir.

Balıkesir merkez ilçe sanayisi; transformator, kağıt, çimento, mermer, metal ürünleri, tarım alet ve makinaları, elektrikli cihazlar, suni dokuma, mobilya, sentetik çuval, trafo, jeneratör, yem üretimi ağırlıklıdır.

Tüketim maddeleri üretiminde; süt ve süt ürünleri, gazlı içecekler, salça, un ve yağ fabrikaları mevcuttur.

Tavukçuluk sektöründeki büyüme sebebiyle Bandırma ilçesinden sonra Balıkesir merkezde de tavuk sektörü ağırlığı hissedilmektedir.

Tarım

Tarımsal üretim bakımından Balıkesir ovası tüm ilin önemli ovalarının başında gelmektedir. 1454 km2′lik merkez ilçede, buğday, arpa, mısır, tütün, pamuk, ayçiçeği, şekerpancarı, yem bitkileri, kavun, karpuz, domates; bakla, fasulye, börülce gibi sebzeler ağırlıkta üretilmektedir. İlin coğrafi avantajlarından kaynaklanan ürün çeşitliliği dikkati çekmektedir.

Hayvancılık

Hayvancılık: Türkiye genelinde önemli kümes, küçükbaş ve büyükbaş hayvan varlığı bulundurma özelliği 1454 km2′lik merkez ilçe köylerinde de kendisini göstermektedir.

Eğitim

Sosyal canlılık ve eğitimdeki performansı ile aktif yaşamda yerini alan Balıkesir, 1992 yılında kurulan ve 1 Ocak 1993 tarihinde tüzel kişiliğini kazanan Balıkesir Üniversitesi çağdaş eğitime katkılarda bulunmaktadır. Bünyesindeki Necati Eğitim Fakültesi Türkiyenin en önde gelen öğretmen yetiştirme merkezidir. Balıkesir Lisesi 1884 yılında kurulmuş olup Türkiye’nin ilk liselerindendir. Önemli bir özelliği de Çanakkale Savaşı sırasında öğrencilerin savaşa gitmeleriyle hiç mezun verememesidir. Her yıl Mayıs ayında geleneksel Kaymaklı Şenliği düzenlenmektedir. Balıkesir Lisesi’nden mezun ünlü şahsiyetler bir araya gelmektedir. Atatürk tarafından da ziyaret edilmiştir. Sırrı Yırcalı Anadolu Lisesi, Savaştepe Öğretmen Lisesi ve T.C. Ziraat Bankası Fen Lisesi diğer önemli eğitim kurumlarıdır. İlköğretimde ise 1906 yılında kurulan Alişuuri İlkokulu 100.yıllık bir maziye sahiptir. Ayrıca Astsubay Okulu ve Polis Okulu’da ili eğitim merkezi yapmaktadır.

Balıkesir Belediyesi

Balıkesir Otobüs Terminali, Balıkesir Belediyesi tarafından işletilmektedir.

Balıkesir Otobüs Terminali, Balıkesir Belediyesi tarafından işletilmektedir.

Balıkesir’de belediye teşkilatı ve belediye hizmetleri 1864 yılında başlamıştır. Bugünkü Ali Hikmet Paşa Meydanında bulunan ve tek odalı olduğu anlaşılan Belediye hizmet binasından belde hizmetleri veriliyordu (daha sonra bu bina Necip Ali Bey zamanında üç katlı olarak yeniden inşa edilmiştir).

Eldeki belgelerden Balıkesir’in ilk belediye başkanının Giridlioğlu Ali Bey olduğu anlaşılıyor. 1864-1872 yılları arasında başkanlık yapmış olan Giridlioğlu Ali Bey’den sonra sırasıyla; Hacı Edhem Ağa, Ahmed Ağa, Mehmed Ali Rahmi Efendi’ler başkanlık yapmıştır.

Kültür

Balıkesir Kuvayi Milliye Müzesi

Kuva-yi Milliye Müzesi oluncaya kadar, Eski Belediye Binası olarak kullanılan bina,1840 yılında Karesi Sancağı Defterdarı Girıdizade Mehmet Paşa’nın konağı olarak yaptırılmıştır.1800’lü yıllarda bir yangın sonucu yanmasıyla yerine torunu Halit Paşa şimdiki Konağı inşa ettirmiştir. Konak, Kurtuluş Savaşı esnasında önemli hizmetlerin verildiği bir mekan olmuştur. 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’in işgali sonrasında, 16 Mayıs 1919’da Balıkesirlilerin toplanarak silahlı mücadele kararının alındığı ve Kuva-yi Milliye ateşinin parladığı bu bina uzun yıllar II. Kolordu Komutanlığı’na ve Ali Hikmet Paşa’ya da karargah olmuştur. İzmir Şimal Cepheleri Heyeti’nin çalışma merkezi olmuştur. Konağın eklentileri içinde bulunan ve 1913 yılında “Okuma Yurdu” olarak açılan ve yine 18 Mayıs 1998’de “Milli Mücadele Tarihimiz Kitaplığı” olarak hizmete giren binada 6 Şubat 1923 tarihinde ile ilk gelişlerinde Atatürk de misafir edilmiştir.

Milli Mücadele çalışmalarına karargâhlık etmiş Eski Belediye Binasının, Müze olarak açılması düşüncesiyle il Belediyesinin 27.06.1985/72 ve 21.02.1986/415 sayılı Meclis Kararlarıyla, içinde Okuma Yurdu Binası’nın da bulunduğu Eski Belediye Binası kompleksinin süresiz kullanım hakkı Kültür ve Turizm Bakanlığı, Eski Eserler Genel Müdürlüğü’ne devredilmiş ve bu konuda Balıkesir Valiliği ve Belediye Başkanlığı arasında protokol imzalanmıştır. Daha sonra 1987 yılında ilde Müze Müdürlüğü’nün teşekkül ettirilmesi ile restorasyon çalışmaları daha da hızlandırılmış ve aynı zamanda, teşhirlik eser toplama çalışmaları sürdürülerek, 6 Eylül 1996 tarihinde, ilimizin Kurtuluş gününde hizmete açılmıştır. İki kata yayılan seksiyonlardan oluşan Kuva-yi Milliye Müzesi’nin zemin katında; Balıkesir Kuva-yi Milliyesinin kurulmasında öncülük etmiş 41 Bayrak Adam’ın aldıkları yazılı kararlar, yapılan 5 adet Kongrenin Kararları, bu Kahramanların zati eşyaları, fotoğrafları ile Atamızın Balıkesir’e gelişlerinde çekilmiş fotoğrafları sergilenmektedir. Müzenin ikinci katında ise, İlimizde ortaya çıkan Arkeolojik eserler ile yöresel etnoğrafik eserler sergilenmektedir. Türkiye için bir ilk olan ve Balıkesir Fotoğraf Müzesi’nin temelini oluşturan “Eski Fotoğraf Makineleri” bölümü de müzenin ikinci katındadır.

Balıkesir Bengisi

Balıkesir’in Türkiye’de değil, bütün dünyada tanınması ünlü Bengi oyunu sayesindedir. Bundan dolayıdır ki Balıkesir’de Bengi’nin ve bu oyunu adeta şiir gibi oynayan Bengicilerin çok özel bir önemi vardır. Kelime anlamı “sonu olmayan, ebedi” demek olan benginin izlerini İslamiyet öncesi Göktürkler dönemine kadar götürmek mümkündür. Türk tarihinin ilk yazılı kaynakları olan Orhun Kitabeleri, Göktürkler tarafından ebedi taş anlamında “Bengü Taş” olarak adlandırılmıştır. Bengi kelimesiyle ilgili olarak bir de rivayet vardır. Bu rivayete göre Türkler Orta Asya’dan Anadolu’ya gelirken düşmanlarıyla mücadele ederek, savaşarak vuruşa vuruşa gelmişler. Bu mücadele esnasında öldürdükleri düşmanın başında durur ve “BENĞİ!..” diye nara atarlarmış. Bu durum bir gelenek halinde, yiğitlik gösterisi olan ünlü bengi oyununda sürdürülmüştür.

Balıkesir’de düğünlerin, erfene sohbetlerinin ve Akpınar eğlencelerinin baş oyunu olan ve sadece Bengi oyunu Atatürk tarafından da çok beğenilmiştir. 24 Haziran 1934′te Atatürk’ü karşılayanlar arasında Bengi Ekibi de vardı. İran Şahı Rıza Pehlevi ile beraber, İzmir üzerinden Balıkesir’e gelen Atatürk, tren istasyonunda Tevfik Güngörmüş, Ahmet Atagün ve Necip Şengül’ün de içinde bulunduğu Bengi Ekibinin oyunuyla karşılanıyor. Ekibi ve oyunu beğendiği için huzurunda birkaç defa oynatıyor ve takdirlerini belirtiyor. Atatürk’ün emriyle gezinin devamına da katılan ekip Balıkesir Belediyesi’nin tahsis ettiği araçla Çanakkale’ye gitmiş ve birkaç defa bengi oynamıştır. Bu gezi sonunda kendilerine 300 lira verilmek suretiyle Pamukçu’ya gönderilirler.

Aynı yıl daha sonraki bir tarihte ekip, Ali Hikmet Paşa’nın davetlisi olarak Küçük Çiftlik Parkı’nda gösteri yapmak üzere İstanbul’a gider. Pamukçu ekibinin İstanbul’da olduğunu duyan Atatürk, bütün oyuncuları Dolmabahçe Sarayı’na davet eder. Bengi Ekibi’nin Yurtdışı Etkinlikleri: 1957′de kurulan Pamukçu Halk Oyunları Derneği Bengi Ekibi’nin ilk yurtdışı seyahati, Dr. Fazıl Küçük’ün davetiyle 1958 yılında Kıbrısa gerçekleşti. Uçakla Lefkoşe’ye inen Bengi Ekibi, Bursa Kılıç-Kalkan Ekibiyle beraber 19 Mayıs bayramını kutlarlar. Her iki ekip de Kıbrıslı Türklerin büyük takdir ve hayranlığını kazanırlar.

1958 yılının Haziran ayında Akdeniz Vapuru’yla İstanbul’dan Marsilya’ya oradan da otobüsle Nis’e giderek Nis ve Kan Festivali’ne katılırlar. Daha sonra Brüksel’e geçen ekip, burada tertiplenen “Türk Gecesi”nde başarı ile ülkemizi temsil ederler. Brüksel’e Bengi Ekibi ile beraber Bursa Kılıç-Kalkan, Silifke Ekipleri ve Çorum’dan meşhur zurnacı Niyazi katılır.

Brüksel’deki programdan sonra İtalya’ya geçen ekip Emperia şehrindeki askeri bayrama katılır.

4-14 Kasım 1968 tarihleri arasında Monako’da düzenlenen “Dünya Turizm Cemiyetleri” kuruluşunun 70. yılına iştirak eden Bengi Ekibi Prens Rainer ve Prenses Grace Kelly’in takdirlerini kazanırlar. Turizm Bakanlığı’nın izni ile katıldıkları ve büyük başarılar kazandıkları milletlerarası etkinliklerin sonuncusu, 1973 yılında gerçekleşen ve Tunus’ta düzenlenen Akdeniz Oyunları’dır. Türkiye’yi bütün Avrupa ekipleri arasında başarıyla temsil eden Bengi Ekibi burada 35 gün kalmıştır.

Yabancı devlet başkanlarından, ABD Başkanı Eisenhower’ın, Fransa Devlet Başkanı De Gaulle’ün ve Prens Hasan’ın karşılama törenlerinde hazır bulunan ekip, ayrıca üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın, Başbakan Adnan Menderes’in ve Başbakan Süleyman Demirel’in huzurunda da oynamışlardır.

Balıkesir Merkez İlçe Kutlamaları

  • 6 Şubat Atatürk’ün Balıkesir’e ilk gelişinin Kutlama Törenleri
  • 6 Eylül Balıkesir’in Kurtuluş Törenleri
  • 16-23 Mayıs Tarihleri Arası Balıkesir ili Kuvayi Milliye Haftası

Balıkesir’in Kurtuluş Günü ve Kutlamaları

Balıkesir 6 Eylül 1922 tarihinde düşman işgalinden kurtulmuştur. Bugün mahalli bayram olarak kutlanmaktadır. Bu bayramlar eskiden Yeni Çarşı mevki olarak adlandırılan Alihikmetpaşa Meydanı’nda yapılırdı. Daha sonra Kervansaray önündeki Cumhuriyet Meydanı’na taşındı. 1995′ten sonra da Stadyum önündeki caddede yapılmaktadır. Eskiden bir de bir gece önceden Balıkesir’in ana caddelerinin kolonyalarla ve zambak suyuyla yıkandığı büyükler tarafından anlatılmaktadır. Eskilerde büyük coşkuyla kutlanan bu bayrama iki üç gün önceden köylerden, ilçelerden insanlar gelirdi. İnsanlar 6 Eylül sabahı Balıkesir Parkında piknik yaparlar daha sonra bayrama geçerlerdi. Akşamı da coşkulu fener alayı düzenlenirdi.

Şimdi bu muhtelif gelenekler ortadan kalmış olsa da bayramlar aynı coşkuyla devam etmektedir. Bayramın gözdeleri yılda bir defa görülebilen “tülü kabaklar”dır.Tülü kabakların halkın ve çocukların üzerine gelerek onları korkutması şeklinde gerçekleşen anlar her çocuğun hafızasında yer edinir. Bunun dışında köy seyirlik oyunlarından olan deve oynatma da yerine getirilir. Bunun dışında Balıkesir’de faaliyet gösteren firmaların arabalardan attıkları hediyeler, eşantiyonlar, oyuncaklar çocuklar için büyük sevinç kaynağıdır.

Salı Pazarı

Geçmişi 1800′lü yıllara kadar uzanan Salı Pazarı, Balıkesir merkezin en büyük ve tarihi pazarıdır. Balıkesir’e bağlı köylerden gelen köylüler tarafından kurulan pazar geniş bir alanı kapsamaktadır. Hisariçi Mahallesinden Alihikmetpaşa Mahallesine kadar uzanan alanda kurulur. Sebze ve meyveler taze, ucuz ve çok çeşitlidir. Fakat son beş yıldır salı pazarı giyim pazarına dönüşmeye başlamış otantikliğini kaybetmeye başlamıştır.

Balıkesir’de Hıdrellez

Balıkesir’de yaşayanlar için Mayıs’ın ilk haftası kutlanan hıdrellez ayrıcalıklı bir gündür. Bugün dini ritüellerin gerçekleştiği, hayırların yapıldığı bir gündür. Gecesi sokaklarda ateş yakılır. Ateş üzerinden yedi kere atlamak adettir. Bugünde yapılan fakat geçmişe göre azalmış olarak gece yarısı Balıkesirliler türbelere ya da değirmenboğazı,park gibi yeşillik yerlerde toplanırlar, piknik yaparlar ve dileklerde bulunurlardı. Yapılan araştırmalarla, Türklerde kutlanan Nevruz gününün dini ritüeller kazanarak Hıdrellez’e dönüştüğü yargısına ulaşılmıştır. Zira nevruz günü Balıkesir’de yoğunlukla kutlanılmaz.

Balıkesir Ulusal Fotoğraf Müzesi

Balıkesir Fotoğraf Müzesi, Türkiye’nin ilk ve tek fotoğraf müzesidir. Balıkesir ilindeki müzenin açılışı 19 Mayıs 2006 tarihinde yapılmıştır. Fotoğraf tarihine dair nesnelerin sergilendiği müzenin bünyesinde M. Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı adlı özel bir kitaplık da bulunur.

Balıkesir Fotoğraf Müzesi ve M. Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı, Dumlupınar Mahallesi Ulus Sokak’ta 150 yıllık 2 katlı tarihi bir yapı ve hemen bitişiğindeki 3 katlı yeni yapıda yer almaktadır. Balıkesir Sanat Fotoğrafçıları Derneği (BASAF)’nin başkanlığını yapan Avukat Altuğ Oymak tarafından kurulmuştur.

Müze; 2 sergi salonu, makine teknolojisi salonu, kitaplık, fotoğraf ekipmanları, karanlık oda ve binanın buluntularının sergilendiği salon ile tarihi ve teknik değeri olan fotoğraf makinelerinin sergilendiği salondan oluşur. Ülkemizin ilk Müslüman fotoğraf stüdyosu olan Foto Resna’ya ait kartpostallar da müzede görülebilir.

Balıkesir Mutfağı

Marmara ile Ege arasında geçiş bölgesinde yer alan Balıkesir’de değişik yöresel yemekler bulmak mevcuttur. Yörede köy düğünlerinde “keşkek”, merkez düğünlerinde ise “tirit” ön plana çıkar. Bunun yanında Balıkesir mantısı, börülce ve salatası “sallama”, sura, saçaklı mantı, düğün çorbası, şehriye çorbası, yaprak sarması gibi yemekler yöresellik arz eder. Höşmerim, kaymaklı, zerde ve mafiş tatlısı yöreye özgüdür.

Yöre mutfağı sebze ve ot yemekleri yönünden zengin olup yöre mutfağında ünlü birçok yemek vardır: Askalubrus, Mürdük Aşı, Sarmaşık, Börülce, Acı Filiz Kavurması, Semizotu, Kuzukulağı.

Yörede hayvancılık gelişmiş olup hayvansal ürünler tüm sofralarda yerini almıştır. Çeşitli peynir, yoğurt ve zeytin ürünlerine rastlanılabilir.

Bayramlarda ve özel günlerde başka illerde görülmeyen “karanfilli ekmek” çıkartılır. Ayrıca kandil günlerinde başka illerde görülmeyen “kandil şekeri” çıkartılır. Balıkesirin “köy ekmeği”ninde kendine özgü yapısı vardır.

Balıkesir Kolonyası [değiştir]

Kolonya Balıkesir ile özdeşleşmiş bir üründür. Özellikle Zambak kolonyası Balıkesirli icadıdır.Balıkesirde eskiden beri faal olan pekçok kolonya üretim tesisi vardır. Balıkesir Milli kuvvetler caddesinde pekçok kolonya dükkanı vardır. Balıkesir’den götürülebilecek ilk hediye kolonyadır.

Kütüphaneler [değiştir]

  • İl Halk Kütüphanesi
  • H.Mustafa Sarı Kütüphanesi
  • Gaziosmanpaşa Kütüphanesi
  • Ece Amca Kütüphanesi
  • BAÜ Kütüphanesi
  • Altı eylül Kütüphanesi
  • Atatürk Kütüphanesi
  • Pamukçu Kütüphanesi

Sinemalar

  • Balıkesir Şan Sinemaları; Yıldız, Lale, Şehir, Mavi, Marmara, Ege Salonları.
  • Balıkesir Emek Sineması.

Yerel Gazeteleri

  • Balıkesir – Yeni Haber
  • Balıkesir – Ekspres
  • Balıkesir – Haberci
  • Balıkesir – Politika
  • Balıkesir – Körfezin Sesi
  • Balıkesir – Star
  • Balıkesir – Marmara Bölge
  • Balıkesir – Demokrat
  • Balıkesir – Balıkesir Birlik
  • Balıkesir – Yeni Balıkesir

Balıkesir’i Balıkesir Yapan Kültürel Değerler

Kolonya Balıkesir ile özdeşleşmiş bir üründür. Özellikle Zambak kolonyası Balıkesirli icadıdır.Balıkesirde eskiden beri faal olan pekçok kolonya üretim tesisi vardır. Balıkesir Milli kuvvetler caddesinde pekçok kolonya dükkanı vardır.

Kolonya Balıkesir ile özdeşleşmiş bir üründür. Özellikle Zambak kolonyası Balıkesirli icadıdır.Balıkesirde eskiden beri faal olan pekçok kolonya üretim tesisi vardır. Balıkesir Milli kuvvetler caddesinde pekçok kolonya dükkanı vardır.

Daima Balıkesir ile birlikte anılan ve Balıkesir’e özgü olan şeyler şunlardır:

  • 1-Balıkesir’i Türkleştiren Karesi Bey,Kalem Bey ve kumandanı; Hacıilbey
  • 2-Kurtuluş Savaşında toplantı yapılan Alaca Mescit, toplanan 41 Kişi ve sonuç; 6 Eylül
  • 3-Osmanlı zamanından kalmış Saat Kulesi,Paşa Cami ve Eski Belediye
  • 4-Balıkesir’in merkezi Anafartalar ve Milli Kuvvetler
  • 5-Balıkesir’in eski eğitim kurumları; Balıkesir Lisesi,Alişuuri Mektebi ve NEF
  • 6-Balıkesir’în meşhur şeyleri; Kaymaklı,Kolonya,Kavun ve Höşmerim
  • 7-Balıkıesir’in en çok tanınan yemekleri; Tirit,Keşkek,Mantı ve Göveç
  • 8-Balıkesirspor ve Balkesler 10 Kolikler
  • 9-Değirmenboğazı,Salı Pazarı ve Hıdrellez.
  • 10-Balıkesir’in kültürü:Bengi,İkili Güvende,Harmandalı,Karyolamın Demiri ve Akpınar.