GeziyoruZ

BİZİMLE GEZMEYE VAR MISINIZ??

Pamukkale Travertenlerinin Fotoğrafları


Hierapolis (Pamukkale)


Denizli ilinin 18 km. kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin arkeoloji literatüründe Kutsal Kent olarak adlandırılması, kentte bilinen bir çok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanmaktadır.

Hierapolis coğrafi konumu ile kendisini çevreleyen çeşitli tarihi bölgeler arasında yer almaktadır. İlk Çağ’da yaşayan Strabon ile Ptolemaios verdikleri bilgilerde, Karia bölgesine sınır olan Laodikeia ve Tripolis kentlerine yakınlığı ile Hierapolis’in bir Frigya kenti olduğunu ileri sürerler. Hierapolis olarak adlandırılmadan önce kentte bir yaşamın var olduğunu Ana Tanrıça kültünden dolayı biliyoruz.

Kentin kuruluşu hakkında bilgilerin kısıtlı olmasına karşın; Bergama Krallarından II. Eumenes tarafından M.Ö. II. yy’ başlarında kurulduğu ve Bergama’nın efsanevi kurucusu Telephos’un karısı Amazonlar kraliçesi Hiera’dan dolayı, Hierapolis adını aldığı bilinmektedir.

Hierapolis, Roma İmparatoru Neron dönemindeki (MS. 60) büyük depreme kadar, kentleşme ilkelerine bağlı kalarak özgün dokusunu sürdürmüştür.Kent, Neron dönemi depreminden büyük zarar görmüş ve tamamen yenilenmiştir. Üst üste yaşadığı bu depremlerden sonra, tüm niteliğini kaybetmiştir. Hierapolis Roma Dönemi’nden sonra Bizans Dönemi’nde de çok önemli bir merkez olmuştur. Bu önem, MS. 4. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlık merkezi olması (metropolis), MS. 80 yıllarında, Hz. İsa’nın havarilerinden olan, Aziz Philip’in burada öldürülmesinden kaynaklanmaktadır. Hierapolis, 12. yüzyıl sonlarına doğru Türklerin eline geçmiştir.

Denizli Turizm ve Tatil


GENEL BİLGİLER;
Horozları ile ünlü Denizli zengin bir tarih ve kültüre sahiptir. Denizli, Hierapolis ve Laodikeia, Tripolis, gibi antik kentleri, kaplıcaları ve dünyada eşi olmayan travertenlere sahip Pamukkale ile görülmesi gereken bir turizm merkezidir.
İLÇELER:
Denizli ilinin ilçeleri; Acıpayam, Akköy, Babadağ, Baklan, Bekilli, Beyağaç, Bozkurt, Buldan, Çal, Çameli, Çardak, Çivril, Güney, Honaz, Kale, Sarayköy, Serinhisar ve Tavas’dır.
Müzeler
Hierapolis Arkeoloji Müzesi:
Hierapolis kentinin en büyük yapılarından biri olan Roma Hamamı, 1984 yılından beri Hierapolis Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermektedir.
Müzede, Hierapolis kazılarından çıkan eserlerin yanında Laodikeia, Colossai, Tripolis, Attuda gibi Lycos (Çürüksu) Vadisi kentlerinden gelen eserler de bulunmaktadır. Ayrıca Tunç Çağı’nın en güzel örneklerini veren Beycesultan Höyüğü’nden elde edilen arkeolojik buluntular müzenin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Caria, Pisidya ve Lidya bölgelerindeki bazı yerleşimlerden ortaya çıkarılan eserler de Hierapolis Müzesi’nde toplanmış ve sergilenmektedir.
Müze Tel: ( +90-258) 272 20 34 Ziyarete açık günler:Pazartesi hariç her gün
Ziyarete açık saatler:Yaz:08.00-19.00, Kış: 08.00-17.00
Atatürk Etnografya Müzesi:
İl merkezinde Uçancıbaşı Mahallesi’nde bulunan ve bugün müze olarak kullanılan binanın yapım tarihi ile ilgili kesin bir belge yoktur. Müzenin üst katında çoğu Osmanlı Dönemi’ne ait giysi, takı, ev eşyası, silah, halı, kilim gibi etnografik nitelikteki kültür varlıkları sergilenmektedir. Ayrıca Atatürk’ün Denizli’ye geldiğinde kaldığı odada, gardırop, pirinç başlıklı karyola, divan ve barok stili bir çalışma masası da bulunmaktadır.
Müze Tel: (+90-258) 241 08 66
Ziyarete açık günler: Pazartesi hariç hergün
Ziyaret Saatleri: Yaz :08.00-19.00, Kış : 08.00-17.00
Camiler, Türbeler
Acıpayam Yazır Cami: Cami giriş kapısı üzerinde bulunan kitabesine göre,1801 yılında yaptırılmıştır. Süslemesi bakımından oldukça zengin ve değişik bir durum gösteren caminin duvarları içerisinde üç sıra panolar halinde resimlerle süslenmiştir.
Boğaziçi Cami: Selçuklular Döneminde yapılan bu cami, Baklan ilçesi Boğaziçi Kasabası’ndadır. Ağaç direkli camilerdendir. Süslemesi bakımından oldukça zengin ve değişik ağaç motifleri görülmektedir.
Türbeler:
Servergazi Türbesi ( Yeşilköy ), Mehmet Gazi Türbesi (Büyük Mezarlık), Fatma Hanım (Yıldız) Türbesi (B. Mezarlık), Ahi Sinan Türbesi, Mahmut Gazi Türbesi, Yatağan Baba Türbesi ve Hüsamettin Bey Türbesi Denizli’nin görülmeye değer başlıca türbeleridir.
Han ve Kervansaraylar
Akhan: Denizli’ye 7 km. uzaklıkta, Denizli-Afyon karayolu üzerindedir.1253-1254 yıllarında, inşa edilmiş olan kervansarayın 2 yazıtından birinde II. İzzettin Keykavus’un adı ve unvanları belirtilmektedir. Hanım avlu portali (taç kapı), geometrik ve plastik süslemeleri ile oldukça görkemlidir. Geyik, sfenks, kuş, figürleri, palmet, bitki gibi motifleri ile yoğun bir bezemeye sahiptir.
Çardakhan Kervansarayı: Çardak ilçe merkezinin hemen dışındadır. Yazıtından anlaşıldığını göre, I. Alaaddin Keykubad zamanında, 1230 yılında yaptırılmıştır. Sultan hanları tipinde bir kervansaraydır.
Kaplıcalar
Çizmeli (Yenice) Kaplıca ve İçmeleri: Buldan ilçesine 16 km uzaklıktaki Yenicekent sınırları içindedir. Menderes kıyısında olup, Tripolis antik kenti kalıntıları arasından gidilir. Romatizma, kalp, damar sertliği, deri, basur memeleri hastalıklarının tedavisinde kullanılır.
Gölemezli Çamur Kaplıcası: Akköy ilçesine bağlı Gölemezli Köyü yakınlarındadır. Dört kaynak halindedir. Kaynaklar nitelik bakımından her birinden farklıdır. Birisi çamur hamamı olarak kullanılır. Deri hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Babacık (Kabaağaç) Kaplıcası: Sarayköy ilçesi Tekke köyü ılıcasının 3 km uzaklığındaki Kaabaağaç Köyü’ndedir.
Tekkeköy Kaplıcası: Sarayköy ilçesi Tekke Köyü yakınındadır. Sarayköy’e uzaklığı 20 km olup, çeşitli yerlerden sıcak sular kaynamaktadır Roma Devri’nden kalma hamamı, havuzu, soyunma yeri vardır. Kaplıca; romatizma, deri, kadın hastalıkları, idrar yolu  rahatsızlıkları tedavisinde kullanılır.
Kızıldere Ilıcası: Sarayköy’e 11 km uzakta kızıl renkli kayalardan çıkar. İki kubbeli bir hamamı, iki banyo yeri, havuzu ve soyunma yeri vardır. Romatizma ve yorgunluğa iyi gelir.
NE YENİR?
İlin özgün yemekleri arasında pirinç çorbası, keşkek, kuru fasulye, nohut, sarma, dolma, bulgur pilavı, kabak, soğan yahnisi, ve keşkeği sayabiliriz.
NE ALINIR?
Tüm Denizli ili dokumaları, özellikler Buldan’a özgü desenli, renkli, simli, pamuklu, ipekli giysi ve mefruşatlar büyük bir üne sahiptir ve mağazalarda teşhir ve satışı yapılmaktadır.
YAPMADAN DÖNME
Doğa harikası eşsiz travertenleri, birçok hastalıkların tedavisinde rolü olduğu belirlenen Pamukkale’nin şifalı suyunu, ayrıca Karahayıt ve Yenice gibi kaplıcalarını ziyaret etmeden,
Bir çok uygarlıkların yerleştiği antik çağın büyük ve kutsal kentlerinden; Hierapolis, Laodikeia, Colossae, Tripolis ve Heraclaia görmeden,
Önemli bir alış veriş merkezi olan Kaleiçini, şehir merkezindeki havlu, bornoz ve diğer tekstil ürünlerinin satıldığı Babadağlılar Çarşısı’na uğramadan,
Karcı Dağı eteğindeki havası, suyu ve manzarası eşsiz Çamlık mesireliğinde piknik yapmadan …
Dönmeyin.

turizm.gov.tr den alıntı yapılarak düzenlenmiştir

Denizli…. Kırmızısu / Karahayıt



KARAHAYIT / KIRMIZISU
Kırmızısu ; merkez ilçe Karahayıt kasabası içindedir. Pamukkale’nin yaklaşık 5 km kuzeyindedir. Kırmızısu travertenleri 600C sıcaklıkta çıkan termal su çevresinde oluşmuştur. Termal suyun içindeki maden oksitleri nedeniyle kırmızı,yeşil ve beyaz renkli traverten tabakaları oluşmuştur.

Yakın zamana kadar daha çok iç turizme hizmet veren Karahayıt Kaplıcaları artan konaklama tesisleri ile önem kazanmış ve Pamukkale’den sonra turizmdeki yerini almıştır.

Pamukkale (Hierapolis)


HİERAPOLİS (PAMUKKALE)
Denizli ilinin 18 km. kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin Arkeoloji literatüründe “Holy City” yani Kutsal Kent olarak adlandırılması, kentte bilinen bir çok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanmaktadır.

Kentin hangi eski coğrafi bölgede yer aldığı tartışılır. Hierapolis coğrafi konumu ile kendisini çevreleyen çeşitli tarihi bölgeler arasında yer almaktadır. Antik coğrafyacı Strabon ile Ptolemaios verdikleri bilgilerde, Karia bölgesine sınır olan Laodikeia ve Tripolis kentlerine yakınlığı ile Hierapolis’in bir Frigya kenti olduğunu ileri sürerler. Antik kaynaklarda, kentin Hellenistik dönem öncesi adı ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır. Hierapolis olarak adlandırılmadan önce kentte bir yaşamın var olduğunu Ana Tanrıça kültünden dolayı biliyoruz.

Kentin kuruluşu hakkında bilgilerin kısıtlı olmasına karşın; Bergama Kralları’ndan II. Eumenes tarafından MÖ.. II. YY.’ başlarında kurulduğu ve Bergama’nın efsanevi kurucusu Telephos’un karısı Amazonlar kraliçesi Hiera’dan dolayı, Hierapolis adını aldığı bilinmektedir.

Hierapolis, Roma ımparatoru Neron dönemindeki (MS. 60) büyük depreme kadar, Hellenistik kentleşme ilkelerine bağlı kalarak özgün dokusunu sürdürmüştür. Deprem kuşağı üzerinde bulunan kent, Neron dönemi depreminden büyük zarar görmüş ve tamamen yenilenmiştir. Üst üste yaşadığı bu depremlerden sonra kent, tüm Hellenistik niteliğini kaybetmiş, tipik bir Roma kenti görünümünü almıştır. Hierapolis Roma döneminden sonra Bizans döneminde de çok önemli bir merkez olmuştur. Bu önem, MS. IV. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlık merkezi olması (metropolis), MS. 80 yıllarında, Hz. ısa’nın havarilerinden olan, Aziz Philip’in burada öldürülmesinden kaynaklanmaktadır. Hierapolis, XII. yüzyıl sonlarına doğru Türklerin eline geçmiştir

Başlıca Kalıntılar

Ana Cadde ve Kapılar : Yaklaşık 1 km. uzunluğundaki kentin önemli ve geniş ana caddesi, kenti bir ucundan diğer ucuna ikiye böler. ıki tarafında sütunlu galeriler ve önemli kamu yapıları vardır. Her iki ucunda birer anıtsal kapı bulunmaktadır. Bu kapılar ve caddenin büyük bölümü Roma döneminde inşa edildiğinden, Bizans surunun dışında kalmaktadır. Güneyinde MS.V. yüzyıla tarihlenen “Güney Bizans Kapısı” vardır. Kuzeyde, iyi korunmuş, üç gözlü ve iki yanında yuvarlak kuleleri olan kapıda, ımparator Domitian’a ithaf edilmiş Latince ve Grekçe yazılmış bir yazıt vardır. Bu yazıttan dolayı buna Domitian Kapısı veya Roma Kapısı denir. Kapının Asya Prokonsülü Julius :-):-):-)tus Frontinus tarafından MS. 82-83 yıllarında yaptırıldığı bilinmektedir. Bu nedenle kapıya, Frontinus Kapısı da denilmektedir. Bu kapıdan güneye inen yolun surla kesiştiği yerde, MS. V. yüzyılda tarihlenen “Kuzey Bizans Kapısı” bulunmaktadır.

Domitian Zafer Kapısı(Frontinus)

Güney Roma Kapısı

Surlar: MS. V. yüzyılda, Roma ımparatorluğunun diğer kentlerinde de olduğu gibi, Hierapolis de MS. 396’da çıkarılan bir kanuna göre kuzey, güney ve doğu yönlerinde surlarla çevrilmiştir. Büyük kısmı bugün yıkılmış halde olan surlara, 24 adet kare planlı kule yerleştirilmiştir. ıki anıtsal kapı ve iki küçük kapı olmak üzere 4 girişi vardır. Kuzey ve güney anıtsal kapıları ana caddeye açılır.

Büyük Hamam Kompleksi : Bugün, masif duvarları ve bazı tonozları ayakta kalabilmiş olan yapının iç mekanlarının mermerle kaplı olduğuna dair izler bulunmaktadır. Hamamın planı diğer tipik Roma hamamları gibidir. Önce girişte büyük avlu, iki yanında büyük holler bulunan kapalı dikdörtgen bir alan ve daha sonraları bulunan esas hamam yapısı yer alır. Palaestra’nın yan kanatlarında, biri güneyde, diğeri kuzeyde olan iki büyük hol imparatora ve törenlere ayrılmıştır. Hamam kompleksinin kalıntıları MS. II. yüzyıla tarihlenir. Büyük hole bitişik tonozlu kapalı mekanlar günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.

Hamam Bazalika

Agora

Apollon Tapınağı : Mevcut tapınak, eski ve dini mağara olarak bilinen Plutonion üzerine kurulmuştur. Yerli halkın en eski dini merkezi olan bu yerde Apollon, bölgenin Ana Tanrıçası Kybele ile buluşmuştur. Eski kaynaklar, Ana Tanrıça Kybele rahibinin bu mağaraya indiğini ve zehirli gazdan etkilenmediğini bildirirler. Apollon Tapınağında üst yapıya ait kalıntılar MS. III. yüzyıldan geriye gitmemekle birlikte, temeller Geç Hellenistik döneme kadar uzanmaktadır. Tapınak alanına geniş basamaklarla çıkılır. Pronaos ve cellası mevcut olan tapınağın, önünde duvarla çevrili bir koruma alanı (peribolos’u) vardır

Tiyatro : Grek Tiyatrosu tipinde, yamaca yaslanmış 300 ayak (91 m.) tüm cephesiyle birlikte korunabilen büyük bir yapıdır. ınşasına MS. 60 yılında olan büyük depremin ardından Flaviuslar döneminde MS. 62 yılında başlanmıştır. Hadrian döneminde (MS.117-138) inşa halindedir. Yapı Severuslar döneminde MS. 206 yılında tamamlanmıştır. Cavea’da 50 oturma sırası bulunur ve 8 merdivenle 7 bölüme ayrılmıştır. Cavea’nın tam ortasından geçen Diozoma’ya her iki yandan tonozlu birer geçit ile (vomitorium) girilir. Cavea’nın ortasında yer alan krallık locası ve orkestrayı çevreleyen 6 ayak (3.66 m.) yüksekliğindeki sahne ön duvarında 5 kapı ve 6 niş bulunmakta, bunların önünde 10 adet sütun yer almaktadır. Sipiral yivli mermer sütunların üzerlerinde istiridye kabuğu şeklinde motiflerle dekore edilmiş nişler yer alır. Sütunların arası heykellerle süslenmiş olup, burada yapılan kazılar sırasında bol miktarda heykel bulunmuştur. Sahne arkasındaki duvarlarda ise mermer kabartmalar yer alır.

St. Philip Martyriumu: MS. IV. yüzyıl sonuna veya V. yüzyıl başına ait oktogonol (sekizgen) bir yapı olan Martyrium, 20mX20m ölçüsünde kare planlı yapılmıştır. St. Philip’in Hierapolis’te şehit edildiği kabul edilerek onun anısına anıt dinsel merkez ve mezar olarak inşa ettirilmiştir. Hıristiyanlığın resmi din oluşundan sonra, halkın büyük ilgisini çeken yerlerden biri olmuştur.

Kiliseler : Kent merkezinde, VI.-VII yüzyıllara ait bir Katedral, Direkli Kilise ve iki kilise daha yer alır. Ayrıca MS. VI. yüzyıl başında Büyük Hamam Kompleksinin merkezi holü kiliseye dönüştürülmüştür. Kuzey bölgesinde de küçük şapeller mevcuttur.

Nekropol : Batıdaki traverten alanları dışında kalan üç yönde nekropol alanları bulunmaktadır. Bunlar yoğunlukla Tripolis-Sardes’e giden kuzey yolunun ve Laodikeia-Colossae’ye giden güney yolunun iki tarafında yer alır. Mezarlarda kireçtaşı ve mermer kullanılmıştır. Mermer kullanımı daha çok lahit tiplerinde görülür. Kuzey nekropolü, Geç Hellenistik dönemden erken Hıristiyanlık dönemine kadar karakteristik lahitleri, mezar tiplerini ve mezar anıtlarını bir arada içerir. Kentte görülen mezarlar lahit, tümülüs ve ev tipi mezarlardır. Konut mimarisini anımsatan mezar yapıları, nekropolün en önemli elemanlarıdır.

Agora : Frontinus Kapısı ve ana caddenin bitişiğinde (Kuzeydoğu) 170 m. genişliğinde, 280 m. uzunluğundaki bir alanı kaplayan Agora yapısı yer alır. Agora dört yanı sütunlarla çevrili galeri kompleksinden oluşur. Özellikle doğu tarafta merdivenli basamaklarla yükseltilen podyum-krepis üzerinde anıtsal sütunların bulunduğu, her iki sütun arasında kemerlerin yapıldığı görülür. ıon düzenindeki sütun başlıklarının üst kısmında aslanların boğaları parçalaması,sfenksler gibi konuların işlendiği yüksek kabartmalı bölüm yer alır. Bu alan iki katlı olarak düzenlenmiştir. Sütunlu galerilerin üst örtüsü kiremit kırma çatı olarak yapılmıştır. Agora yapısında Korinth ve ıon düzeninde sütun başlıkları kullanılmıştır. Bu anıtsal kompleks M.S 2 yy da yapılmıştır.

Nypheum : Anıtsal Çeşmeler, bulundukları şehri güzelleştirmek için halkın isteği doğrultusunda yapılmıştır. Bunlar kamu yararına olan yapılardır. Hierapolis Kentinin en önemli iki anıtsal çeşmesi, kuzey-güney doğrultusunda uzanan ana caddenin üzerinde yer almaktadır. Apollon Tapınağı kutsal alanı içinde yer alan anıtsal çeşme U planlı olup inşasında tapınak malzemeleri kullanılmıştır. ıki katlı korinth düzeninde sütunlu,arşidravlı ve üçgen alınlıklıdır. Sütunlar arasındaki nişlerde heykeller yer almış, ön kısmında ise uzun dikdörtgen bir havuzu vardır. Anıtsal Çeşme M.S 3. yy sonu 4. yy başlarında yapılmıştır. Anadolu’nun en büyük anıtsal çeşmesi, üç kemer gözlü Frontinus Kapısı üzerinde yer alan ana caddenin doğu kenarında yer almaktadır. Üçgen alınlıklardaki karşılıklı borazan çalan Triton kabartmalarından dolayı bu yapı Triton Çeşmesi olarak adlandırılmıştır. Kazılarda bulunan bir yazıta anıtsal çeşme, imparator Caracalla’ ya ithaf edilmiştir.(M.S 211-217) Yapı iki katlı korinth düzeninde sütunlu galeri şeklinde inşa edilmiştir. Birinci katın üzerinde zengin kabartma bitkisel motiflerin yer aldığı bitkisel motiflerin bulunduğu arşidrav bulunmaktadır. Arşidravın üzerinde ise yüksek kabartma olarak yapılmış, hareketli ve canlı mitolojik figürlerin bulunduğu friz gösterilmiştir. Bu kabartmalarda kadın savaşçı Amazonlarla Yunanlıların mücadeleleri, Griphonlar (karışık yaratıklar), testileriyle Nympheler (Su perileri) ve genç nehir tanrısı gibi figürler işlenmiştir. ıkinci katta arşidrav üzerindeki üçgen alınlıklarda ise karşılıklı borazan çalan Tritonlar işlenmiştir. Çatı üzerinde de akroter yerine kullanılmış heykeller bulunur. Ön kısımda zeminde boydan boya uzanmış büyük dikdörtgen havuz yapılmıştır. Cadde yanındaki havuz, yarım yuvarlak nişler ve dikdörtgen kesitli plasterlerle dekore edilmiştir. Orijinalde sütunlar arasına yerleştirilen musluklardan havuza su akıtılmaktadır.

Su Kanalları : Çevredeki tepelere inşa edilmiş kanallardan oluşan iki aquadükt kente içme suyunu sağlamaktadır. Bunlardan biri kuzeyde Pamukkale ve Karahayıt arasında, diğeri doğuda Güzelpınar yönündedir. Bugün hala üstlerini kapatan taş plakalar görülebilmektedir. Bu kanallar kentin doğusundaki tepenin üstünde inşa edilmiş bir filtre odasında birleşmektedir. Buradan çıkan su pişmiş toprak künkler ile kent sokaklarına oradan da daha küçük çaplı künklerle evlere ulaşmaktadır.

Kaklık Mağarası


 

Yeri : Denizli-Afyon-Ankara ve Denizli Çivril Karayolu üzerinde, Denizli İl Merkezine 30 km. mesafede UNESCO Dünya Miras Listesinde bulunan Pamukkale’ye 45 km.de, Uluslararası Çardak Havaalanı yol

güzergahında bulunan, Anatur güzergahına 2 km. mesafede, Honaz İlçesi Kaklık Beldesinde yer alan “Kaklık Mağarası”, gerek oluşum ve gelişim özelliği gerekse içinde Pamukkale benzeri traverten ve havuzlarının ilginçliği, damlataşı, sarkıt ve dikitler eşine rastlanmaz güzelliktedir. Mağara içerisinde bol miktada termal su bulunmaktadır. Berrak, renksiz ve kükürtlü olan bu suyun bazı cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir. Bu özellikler nedeniyle turizm amaçlı kullanıma son derece uygundur. Ayrıca mağara dışındaki jeotermal suyun, şelaleler yaparak mağaraya akışı, gün ışığının mağara içinde yaptığı ışık oyunları, mağaranın cazibesini daha da arttırmaktadır.
Özellikleri: Düden-kaynak, çöküntü obruğu konumlu aktif bir mağara olan “Kaklık Mağarası”nın çevresi; Mesozoik kireçtaşları, Eeosen marn, kil, kumtaşı ve konglomeraları, miyosen-pliyosen yaşlı kil, kum, Marn ve kalkerler ile kuveterner’e ait traverten ve alüvyonlardan meydana gelmiştir.
Kuzeybatı-Güneydoğu yönünde 65 m., kuzeydoğu-güneybatı yönünde 40m. uzunluğu olan Kaklık Mağarası’nın daire şekilli olan girişi 13 x 11 m. boyutundadır. Girişe göre (0 m.) en derin noktası -14 m. ve toplam uzunluğu 190 m. tavan
yüksekliği 2-5 metreler arasında değişen mağaranın güneybatı kenarında ikinci bölümü yeralır. Yaklaşık 40 m. devam eden bu bölümün içi çökmüş bloklarla kaplıdır. Buna karşılık ana galerinin hemen hemen tamamı mağara dışından çıkan ve büyük bölümü şelaleler yaparak mağaraya akan kaynak suların oluşturduğu travertenlerle kaplıdır. Basamaklar halinde havuzlarda oluşan ve tavanın çökmesi sonucu meydana gelen bloklar üzerinde gelişen beyaz renkli

bu travertenler Pamukkale’nin küçük bir benzeridir. Mağaranın 78 m. batısında bulunan ve aynı yeraltı sisteminin parçası olan başka bir mağaradan çıkan kaynak şelaleler yaparak mağaranın içindeki suya karışır. Hidroloji ile özellikleri aynı olan bu kaynakların debileri farklıdır.
Kaklık Mağarası’nın içinden ve yakınında yüzeyden çıkan termal kaynakların hidrojeokimyasal özellikleri
Görünüş Berrak PH 6.85
Renk Renksiz Toplam Sertlik (FS ) 116.9
Koku Kükürt Kokusu Klorür (mg/lt) 31.6
Tat – Amonyak Yok
Tortu Yok Organik Maddeler için
Nifrit Yok Sarfedilen Oksijen (mg/lt) 0.7
Aktif Klor (mg/lt) Yok Kalsiyum (mg/lt) 286.17 Magnezyum (mg/lt) 110.62
Kaklık Mağarası’nın doğrudan gün ışığı alan ve sürekli damlayan veya akan duvarlarında, sık bir yosun ve küçük yapraklı sarmaşık türü bitkiler gelişmiştir. Aydınlanmaya bağlı olarak gün içinde yeşilin değişik tonlarını alan bu bitkiler, mağaraya ayrı bir güzellik katmıştır.
Kaklık Mağarası’nda ziyaretçilerin herhangi bir tehlikeyle karşılaşmadan mağarayı gezmeleri ve mağara içi şekillerini en iyi şekilde görmelerini sağlayacak düzenlemelerin yanı sıra, mağaranın korunmasına da büyük önem verilmiştir. Ayrıca mağaranın yakınında, ziyaretçilerin istifedesine sunulmak üzere yapılan yüzme havuzu, küçük amphitheatre, seyir alanları, kafeterya ve kameriyeler Mayıs 2002 tarihinden itibaren işletmeye geçirilerek, Turizmin hizmetine sunulmuştur.

Pamukkale


Sahip olduğu travertenler nedeniyle diğer tatil yerleri arasında büyük fark olan Pamukkale tatil için sizlere değişik bir fırsat sunuyor. En az bir kere görmeniz gereken Pamukkale tatil mekanları içerisinde çünkü o pamuk gibi bembeyaz travertenler gerçekten dünyada görme şansı bulacağınız birkaç ilginç doğal oluşumdan biri. Roma ve Hellen dönemlerinden kalma tarihi eserler ve Hrıstiyanlar için önemli bazı yapıların da kentte olması travertenlerin varlığıyla birleşince, Pamukkale turistlerin akın ettiği bir yer halini almış. Tatil deyince aklınıza deniz, güneş ve kum; eğlenceli gece hayatı geliyorsa belki Pamukkale sizin için uygun olmayabilir ama tatil yerleri içerisinde değişik, huzurlu ve ilginç bir alternatif arıyorsanız Pamukkale ciddi bir seçenek. Pamukkale tatil cennetinde ilginizi çekebilecek başlıca eserler ya da bölgeler şunlardır: Hierapolis (Pamukkale), Surlar, Büyük Hamam Kompleksi, Apollon Tapınağı, Tiyatro, Kiliseler, Nekropol, Laodikeia (Büyük Tiyatro, Küçük Tiyatro, Stadyum ve Cimnazyum, Anıtsal Çeşme, Meclis Binası, Zeus Tapınağı, Büyük Kilise), Karahayıt Kaplıcası, Pamukkale Kaplıcaları.

Pamukkale gelirleri için 28 sivil toplum örgütü ortak bildiri yayınladı


Denizli Sanayici, Tüccar ve İşadamları Platformu, yayınladıkları ortak bildiride UNESCO’nun dünya kültür mirası listesinde yer alan Pamukkale ören yeri gelirlerinin Denizli İl Özel İdaresi bütçesinde çıkarılmasını üzüntüyle karşıladığını bildirdi.

28 sivil toplum örgütünün bir araya gelmesiyle oluşan Denizli Platformunun Sözcüsü ve Ticaret Borsası Başkanı İbrahim Tefenlili imzasıyla açıklanan bildiride, “Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) desteği ile hazırlanmış projeler sayesinde seyir terasları yürüyüş yollarına kadar birçok proje hayata geçirilmiştir. Bu projeler Türkiye’de ilk kez bir ören yerinde uygulanmıştır.” denildi.
Platform temsilcileri bildirisinde Pamukkale ören yeri gelirlerinin UNESCO tarafından dünya kültü mirası listesinde yer aldığını hatırlattı. Bildiride Pamukkale’nin tarihi ve doğal dokusunun korunmasına yönelik projelerde harcanmasının istendiği ortak bildiride böylece gelirlerin artacağı ve önemli bir turizm destinasyonu olarak dünya turizminde belirgin yer kazanacağına inanıldığı vurgulandı. Bildiride “Pamukkale’nin geliri Pamukkale içindir. Gelirimizi ve projelerimizin hızını kesmeyin Pamukkale kararmasın.” ifadelerine yer verildi.(cha)

Denizli Hakkında Kısa Bilgiler


Resim:Denizli evi.jpg

Sanayisi ve ticareti çok gelişmiş olup, Türkiye’nin en hızlı kalkınan merkezlerinden biridir. Anadolu Kaplanları’nın troykasındandır (Diğer iller Kayseri ve Gaziantep’tir). Kent Tekstil endüstrisinde Bursa’nın halefidir. Havası ve doğası Ege Bölgesi’nin ortalamalarını yansıtır. Vali Hasan Canpolat Belediye Başkanı ise Nihat Zeybekçi’ dir.

Horozuyla ünlüdür; şehrin önemli noktalarında horoz heykelleri bulunur. Dünyaca bilinen doğa harikası Pamukkale de şehrin simgelerinden biridir.Ayrıca en yüksek dağı Honaz Dağı’dır. Halk arasında geneleve mavi bir kapısı olması nedeni ile ‘mavikapı’ denmektedir. Fakat zamanla bu genelev kaldırılmış başka bir noktaya taşınmıştır. Günümüzde bu isim kullanılmamaktadır

Denizli’de Medya

Kentte üç yerel televizyon kanalı bulunmaktadır. Bunlar DEHA, ART TV ve DRT’dir. Ayrıca Çivril İlçesi’nde AS TV mevcuttur. Kentte çok gelişmiş bir basın dünyası mevcuttur. Günlük yayın yapan 11 gazetenin yanı sıra çok sayıda haftalık gazeteye sahiptir. Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Bülenz Öztürk’tün

18. ve 19. Yüzyıllarda Denizli

Anadolu Eyâleti’nin merkezi Kütahya Sancağı’na 1451’de bağlanan Denizli Kazası, XVI. ve XVII. yüzyıllarda, Nahiye-i Lazıkıyye (Merkez), Nahiye-i İbsili, Nahiye-i Kaş-Yenice ve Nahiye-i Aydos olmak üzere dört nahiyeden oluşmaktaydı.

Lazıkıyye merkez nahiyesi, aşağı yukarı bu günkü Denizli merkez ilçesi sınırlarında, İbsili, Buldan ve Güney’in bulunduğu bölgede, Aydos ise Buldan ve Güney’in kuzeyinde, Uşak iline bağlı Ulubey, Eşme ve Alaşehir’in güneyinde batıda Kiraz yakınlarına kadar uzanan bir sahayı kapsıyordu.

Bu Nahiyeler XVII. yy.’da kaza haline getirilerek, İbsili Nahiyesi: Ezine, Kaş-Yenice Nahiyesi: Çarşamba (Cıharşamba) adını almıştır. Aydos ise daha XVI. y.y.’da Gök-Öyük Kazası adıyla anılmaya başlanmıştır.Adı geçen kazalara Honaz’da katılınca sayıları beşe yükselmiştir.

XVIII. yy’ın sonlarında, Avarız ve Bedel-i Nüzul, İmdâd-ı Seferiye ve Hazeriye vergileri ile ilgili belgelerde zaman zaman Buldan adının geçtiği de görülmektedir. H. 1213 (1798) tarihli bir salyane defterinde Denizli ve bağlı kazalar şöyle sıralanmaktadır: Kazay-ı Denizli, Kazay-ı Ezine, Kazay-ı Buldan, Kazay-ı Honaz, Kazay-ı Gök-Öyük. Defterde Cıharşamba kazasının yer almadığı onun yerine Buldan’ın yazıldığı dikkati çekmektedir.

Denizli Şer’iye Sicillerinde yer alan tevzi defterlerinde, şehrin yıllık masraflarına ve vergilerine katkıda bulunan 26 adet köy kaydedilmiştir. Karcı köyünün birinci sırada yer aldığını gördüğümüz bu tabloda hissesine en az vergi düşen köy de Bekirli’dir. Karcı, günümüzde Başkarcı adını almıştır. Gelir kaynakları arasında ceviz ağacından yapılan dokuma tezgâhları bulunur ki, Denizli el dokumacılığı yüzyıllarca bu tezgâhlarda üretilen kumaşlarıyla ün salmıştır.

Yukarıda adı geçen köylerin yanında 1781’den itibaren şer’iye sicillerindeki bazı kanıtlarda Eldenizli, Şamlı Kebir adlı köylerin adları görülmektedir. Yıllık ortalama 50’şer kuruş vergi ödedikleri anlaşılan bu köylerden Eldenizli günümüzde aynı adla varlığını sürdürmekteyken, Şamlı Kebir ve Şamlı Sagir, Aşağı ve Yukarı Şamlı adlarını almışlardır.

XVIII. yy. boyunca Kütahya Sancağı’na bağlı bir kaza olmaya devam eden Denizli, XIX. yy.’da Anadolu Beylerbeyliği’nin bölünmesi üzerine sancak haline getirilerek, yeni kurulan Aydın Sancağı na bağlanmıştır. 1867 düzenlemesinden sonra Menteşe ile birleştirilen Denizli tekrar kaza olarak, Aydın Sancağı’na katıldıysa da 1883’de Denizli sancağı yeniden kurulunca mutasarrıflık haline getirilmiş ve 1884’te Tavas, 1888’de Garbi Karaağaç’ın katılmasıyla Osmanlı dönemindeki en geniş sınırlarına ulaşmıştır. Bu dönemde 6 kaza ve 1 nahiyeden Denizli’nin toplam köy sayısı da 385’e ulaşmıştır.

Nüfus

  • 1927: 15.704
  • 1990: 271.346
  • 1999: 275.480
|