GeziyoruZ

BİZİMLE GEZMEYE VAR MISINIZ??

Düzceyi Gezelim Düzce Turizmi


GENEL BİLGİLER;
Düzce Batı Karadeniz’in tek antik kenti olarak ayakta kalan, günümüzün önemli idari, ekonomik ve sosyal gelişmelerle hep yükselme yolunda; bir çok alanda gelişimini sağlayacak alt yapısı mevcut; ancak 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 Depremlerinden sonra kısa sürede yeniden kalkınabilmesi için; 09 Aralık 1999 tarihinde 81. İl oldu.
Yağmur ormanları olarak adlandırılan ormanları, birbirinden güzel yaylaları, Tabiat harikası Samandere ve Güzeldere Şelaleleri, Efteni Kuş Cenneti, Kaplıcaları, Yaylaları ve Akarsuları ve Batı Karadeniz Bölgesinin ayakta kalan tek Antik Kenti Prusias – Konuralp Müzesi ile görülmeye değer bir ildir.
İLÇELER:
Düzce ilinin ilçeleri; Akçakoca, Cumayeri, Çilimli, Gökyaka, Gümüşova, Kaynaşlı ve Yığılca’dır.

Müzeler
Konuralp Müzesi: Batı Karadeniz’in tek antik Kenti olan Konuralp Düzce’nin beldesi ve iç içe Antik Roma Kenti olan ” Prusias Ad Hypium” üzerine kurulmuştur. Konuralp müzesinde, 1825 adet arkeolojik, 456 adet etnoğrafik, 3837 adet sikke olmak üzere toplam 6118 adet eser bulunmaktadır. Bu eserler müze bahçesi, arkeoloji, etnoğrafya, taş eserler salonları ile sikke bölümlerinde sergilenmektedir.
Müze Tel: (+90-380) 212 38 17
Cami ve Türbeler
Konuralp Beldesi’nde bulunan Konuralp Camii 14. yy’ da yapıldığı bilinmektedir. Yüz yıl kadar önce Dilaver Ağa isimli bir şahıs tarafından onarılarak bugüne kadar korunabilmiştir. Konuralp Türbesi, Karaköy Türbeleri, Cumayeri ve Ahmet Dede Türbesi Düzce’nin önemli türbeleridir.
Mağaralar
Düzce’nin Akçakoca ilçesinin 8 km. güneydoğusundaki Fakıllı Köyü’nde bulunan Fakıllı Mağarası ilgi çekmektedir. Mağaraya, 1 metre yüksekliğinde, 15 metre uzunluğundaki bir galeriden ulaşılmaktadır. Hala doğal özelliğini koruyan mağaranın içinde çeşitli yönlere giden galeriler, ilgi çekici sarkıt ve dikitler mevcuttur
NE YENİR?
Düzce ilinde yöresel yemekler olarak, Arnavut Böreği, Şıl Börek, Göbete ve Mantısı, Katlama, Sarı Burma ve Su Böreği, Boşnak Böreği ve Tatlısı, Gözleme, Höşmerim ve Tavuklu Keşkeği, Lepsi, Mamursa ve Halujları, Kara Lahana Yemeği ve Mısır Ekmeği sayılabilir
NE ALINIR?
Düzce’den alınabilecek şeyler olarak yörenin en önemli tarımsal ürünü olan fındık ile tütün kolonyası sayılabilir.
YAPMADAN DÖNME
Akçakoca Ceneviz Kalesi’ni gezmeden,
Aydınpınar Beldesi’nde tereyağda alabalık yemeden,
Konuralp Müzesi’ni gezmeden,
Efteni Kuş Cenneti ile Güzeldere Şelalesi’ni görmeden,
Kaynaşlı’da et-mangal yapmadan,
Fındık-tütün kolonyası almadan,

….Dönmeyin.

turizm.gov.tr den alıntı yapılarak düzenlendi

Akçakoca’yı Tanıyalım


İstanbul ile Ankara, Bolu dağı kesimi dışında otoyolla birbirine bağlanınca, yol çevresindeki tatil merkezlerine her iki büyük kentten ulaşmak kolaylaştı.

Akçakoca artık İstanbul’dan sadece 2.5 saat uzaklıkta. İstanbul içinde bile nefes alınabilecek bir yere ulaşmak için en az 1-1.5 saat gitmek gerektiği düşünülürse, 2.5 saat süren ve büyük bölümü otobanda geçen rahat bir yolculuğu göze alıp bir haftasonu Akçakoca’da geçirmenizi öneririz.

Yalnızca Akçakoca’yı görmekle kalmayacak, yol üzerindeki ve çevredeki mesire yerlerini, doğal güzellikleri ve önemli bir antik kenti görme imkanı bulacaksınız.

Kalınacak yer kaygınız olmasın ikisi büyük, biri küçük üç nitelikli oteli var Akçakoca’nın. 1998’de açılacak yenileri de sırada. Hepsi de deniz kenarında ve havuzlu.

Akçakoca, Düzce’nin sayfiyesi gibiydi önceleri. Henüz Türkiye’nin Ege ve Akdeniz sahilleri bilinmezken yerli turistlerin ilgi gösterdikleri yerlerden biriydi. Sonra bu ilgi giderek azaldı.

Şehir nüfusu fazla kalabalık değil, 15.000 civarında. Roma ve Bizans uygarlıklarının iz bıraktığı kentin Diapolis olarak anıldığı biliniyor.

Çevredeki en önemli tarihi kalıntı, şehrin 3 km. batısındaki Ceneviz Kalesi’dir. Deniz kenarında küçük bir tepe üzerine kurulmuş kalenin adı Ceneviz Kalesi ama Cenevizliler tarafından yapıldığı konusunda kesin bir kanıt yok. Osmanlılar döneminde onarılmış kalenin bugün sadece giriş duvarlarının bir bölümü ayakta. Kalenin içi bir mesire alanı olarak düzenlenmiş. Piknik masaları bulunan alanda bir de küçük kafeterya var. Özellikle günbatımının renk cümbüşünü izlemek için akşam üzeri gitmenizi öneririz.

Kalenin her iki tarafında iki küçük kumsal var. Batı tarafında soyunma kabinlerinin bulunduğunu ve bir pidecinin hizmet verdiğini hatırlatalım.

Ünlü karadeniz pidelerinden tadabileceğiniz çok sayıda lokanta var Akçakoca’da. Şehir merkezindekiler dışında, Karadeniz Ereğlisi yolu üzerinde de pideci bulabilirsiniz. Ayrıca Karadeniz Ereğlisi yolu üzerinde ve şehir merkezinin 7 km dışında Çayağzı-Kumlupınar plajı uzanıyor. Kilometrelerce uzunluktaki plajın ince kumu var ve deniz derin değil. Çevredeki tesislerden yararlanabilirsiniz. Güzel plajın kötü yanı karayolunun hemen dibinde oluşu ve trafiğin kulağınızın dibinde işlemesi. İyisi mi, yoldan uzağa, denize yakın yere yerleşin siz.

Akçakoca şehir merkezi girişinde, Akçakoca oteli önünden de denize girmek mümkün.

Kentin batısında Karasu’ya doğru biraz virajlı bir yolla ulaşılan çok sayıda koy bulunuyor. Yeşilliklerle bezenmiş yamaçların arasına sıkışan bu küçük koyların birinde, doğayla başbaşa bir gün geçirebilir, denize girip piknik yapabilirsiniz. Ya da yola devam edip Karaburun’un ince kumlu plajından yararlanabilirsiniz.

Akçakoca şehir merkezinin 3 km kuzeyinde, tarihi Akçakoca evlerinin ve fındık bahçelerinin arasından geçerek ulaşılabilecek Cumayeri piknik alanı da görmeye değer. Dere kenarındaki piknik alanı dev bir çınar ağacının gölgesinde. Cumayeri’nde bir hamam kalıntısı ve Mehmet Ağa camisi-türbesi de bulunuyor.

Akçakoca’ya gitmişken Fakıllı mağarasını mutlaka görün. Akçakoca’nın 7 km güneyinde fındıkçılıkla geçinen Fakıllı köyündeki mağaraya 15 km. uzunluğundaki bir dehlizle giriliyor. Tavandaki küçük sarkıtlar ilgi çekici. Mağaranın 1.5 km uzunluğunda olduğu ileri sürülüyor. Köy çocukları mağara için rehberlik yapıyorlar. Aydınlatma düğmesini bulmak, dar ve ıslak dehlizden geçmek için onların rehberliğine ihtiyaç duyacaksınız. Çıkışta da soğuk bir ay ran ya da çay ikramlarına evet deyin. Küçük bir bahşiş gönüllerini almaya yetecektir

Karadeniz’in İncisi ” Akçakoca ”


Akçakoca İlçesi,Karadeniz bölgesinin batı ucunda yer alır ve Düzce İlinin denize açılan kapısı konumunda en büyük ilçesidir.Ankara’ya 2.5 saat,İstanbula 2.15 saat yakın mesafesiyle 1950 li yıllardan itibaren Türkiye’mizde turizmi ilk başlatan merkezler arasında yer almıştır. 1950 lerde başlayan turizm faaliyetleri günümüze kadar artarak devam etmiştir.
Ulaşım kolaylığı,Karadenizin yeşil bitki örtüsünü tam olarak yansıtması,35 km’lik uzunluğundaki geniş kumsalı,ilçe merkezi ve köylerdeki temiz ve mavi bayraklı plajları,berrak ve temiz denizi,akarsuları, deniz ve ormanın muhteşem uyumuyla yansıtmış olduğu güzellikleri, tarihi evleri,tarihi hamam,camileri,mezarlıkları,kalesi,şelaleri,mağara ları ve hepsinden önemlisi turizm anlayışını kavramış , turizmde tecrübe sahibi olmuş konuksever halkının candan ve sıcak davranışları ile iş ve dış turizm bakımından daima aranan ve tercih edilen merkezler arasındadır.
Akçakoca’nın ılıman iklimi dolayısıyla ege ve akdenizin bunaltıcı yaz sıcağından kaçan tatilcilere yeşilin ve mavinin her tonunu bulabilecekleri iyi bir tatil imkanı sunar.Akçakoca aynı zamanda zengin bir bitki örtüsüne sahiptir.Özellikle kayın,kestane,ıhlamur,çınar,meşe ağaçlarından oluşan bitki örtüsü tatilcilere doyumsuz bir seyir zevki verir.
Akçakoca’nın insanları buraya çeken bir özelliği de zengin yöresel yemekleri ve deniz ürünlerinden oluşan mutfağıdır.Kalkan,lüfer,çinekop,mezgit,palamut,bar bun gibi balıklardan oluşan deniz ürünleri sahildeki balıkçı lokantalarında turistlere unutamayacakları damak tadı sunar.
Halen yaz aylarında 150.000 civarında yerli ve yabancı turist ilçeye gelerek deniz, güneş ve kumdan yararlanmaktadır. Yabancı turist olarak genelde Kuzey Avrupa Ülkeleri ve özellikle Almanlar çoğunluğu teşkil etmektedir.

İlçemizde halen 480’i Turizm Bakanlığı’ndan işletme belgeli, 1200 kadarı da mahalli idarelerden ruhsatlı toplam 1680 resmi yatak kapasitesi bulunmaktadır. Özel sektöre ait 4 yıldızlı 2 otel, , 2 yıldızlı 1 otel, 1 yıldızlı 1 Otel bulunmaktadır. Mahalli idarelerden belgeli olarak faaliyet gösteren 31 otel, pansiyon bulunmaktadır.
Yine Turizm Bakanlığından işletme belgeli olarak faaliyet gösteren 1 Kampingde 15 çadır, 15 karavan ünitesi toplam 90 yatak vardır.
Kamuya ait başta Öğretmenevi olmak üzere,MTA,Meteoroloji ve Gençlik Spor’a ait turizm tesisleride 500 kadar yatak kapasitesi ile ilçe turizmine hareket kazandırmaktadırlar.
Turizm mevsiminin kısalığı turistik alt yapısının gelişmesine imkan vermediğinden,ilçeye gelen tatilci yoğunluğu dolayısıyla çadır-karavan turizminin gerektirdiği mevsimlik campink’lerin doğmasına ve ev pansiyonculuğunun gelişmesine neden olmuştur. İlçede ev pansiyonculuğunda yatak kapasitesi 1500 civarındadır. Kampinglerde çadır, karavan, motor karavanlarıyla gelenlere yönelik 2000 kişilik konaklama kapasitesi bulunmaktadır. Ayrıca yatırım çalışmaları devam eden konaklama tesisleri inşaatları da devam etmektedir.
İlçemizde yazlık konut yapımı devam etmekte olup,mevcutta yaklaşık 500 kadar yazlık konut vardır.

GEZİLECEK YERLER

CENEVİZ KALESİ MESİRE YERİ VE PLAJI: Şehir merkezinin 2.5 km batısında, fındık bahçeleri ve ormanın eteğindeki tarihi kalenin doğu ve batısında eşsiz kumsalı ve berrak sularıyla sizi bekleyen iki koy ve kale içinde Akçakoca Belediyesince işletilen ve çok rağbet gören bir piknik alanı mevcuttur. Konumu itibariyle yıl boyunca ziyaretçi akınına uğrayan kale, moloz taşlarla bir burun üzerine inşa edilmiştir. Kesin kanıt olmamakla beraber, Cenevizliler tarafından yapıldığı söylenen kale, gelen misafirlerimizin hem doğa, hem de denizle baş başa piknik yapıp yüzerek iyi vakit geçirmeleri için harika bir ortamdır. Bahar ve yaz aylarında şehirden belediye otobüsleri ile ulaşım sağlanmaktadır.
FAKILLI MAĞARASI:
İlçe merkezinin 8 km. güney doğusundaki Fakıllı Köyü içinde bulunan mağaraya gitmek için, Çuhallı çarşısından, itfaiye ve cezaevi güzergahını takip ederek, çevre yolu köprüsü altından geçilerek köy merkezine ulaşılmaktadır. Bu mağaraya 1 m. yüksekliğindeki, 15 metrelik bir galeriden girilerek ulaşılır. Halen doğanın bıraktığı şekilde bulunan mağaranın içinde çeşitli yönlere giden galeriler ve yoğun ilgi çeken sarkıt ve dikitler mevcuttur.
AKTAŞ ŞELALESİ:
Şelalemiz eşsiz görünümü ile tüm ilgileri üzerine toplayan bir doğa harikasıdır. Şehir merkezine 11 Km uzaklıktadır. Aktaş köyünden şelaleye kadar olan uzaklık ise 3 km kadardır.
SARIYAYLA ŞELALESİ:
Şelalemiz merkezden yaklaşık 14 km uzaklıktadır. Berrak akan suyuyla, yeşille adeta kucaklaşmıştır. Doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için ideal bir ortamdır.
CUMA YERİ VE AHMET DEDE TÜRBESİ
: İlçemizin 3 km. güneybatısında Arabacı Köyü yolu üzerinde, asırlık çınar ağaçları arasında, pırıl pırıl akan bir derenin kıyısındaki bu güzel mesire yerinde, Ahmet Dede Türbesi ile ahşap tarihi bir cami ve taş bir hamam kalıntısı bulunmaktadır. Burada bulunan derenin kıyısı boyunca zaman zaman fındık tarlaları içinden, zaman zaman dere kıyısındaki taşlar üstünden atlayarak yürüyüş yapabilir, doğaya olan özleminizi giderebilirsiniz.
MELENAĞZI KÖYÜ VE PLAJI:
Akçakoca’nın 13 km. batısında bulunan bu köyümüzde balıkçılık hayli önemlidir. Köy içindeki Melen Çayı balıkçı teknelerinin barındığı doğal bir liman konumunda olup; ırmak boyunca balıkçı tekneleriyle yapacağınız gezinti, size doğa ile baş başa emsalsiz anlar yaşatacaktır. Sahil boyunca geniş ve doğal plajlar, kır kahveleri, gazinolar, kamping alanları bulunmaktadır. Kıyıda su derin olmadığından, özellikle çocuklu aileler tarafından tercih edilmektedir. Melenağzı’na hem karadan hem de denizden tekne ile ulaşabilirsiniz.
KARABURUN KÖYÜ VE PLAJI:
Geniş doğal plajları, sığ denizi sakin ev pansiyonları ile çok rağbet gören bu yöremizde de kır kahveleri, lokanta ve gazinolar size farklı lezzetler sunmaktadır. Doğa ile baş başa kalıp, dinlenmek için ideal bir dinlence yeridir. Şehir merkezine 10 km. uzaklıktadır.
ÇAYAĞZl, KUMPINAR MEVKİİ VE AKKAYA KÖYÜ:
Karadeniz Ereğli yolu üzerinde, ilçe merkezinin 7 km. doğusunda başlayan ve sahil boyunca uzanan geniş, doğal plajlarıyla büyük rağbet gören bu yöremizde, ormanlar arasında akan derelerde balık avlayıp, patika yollarda doğa yürüyüşleri yapabilirsiniz. Çok güzel piknik alanları mevcut olan bu bölgemiz kış avcılığı için uygundur.
ŞİFALI SU ORMAN İÇİ DİNLENME YERİ:
Akçakoca – Düzce karayolu üzerindeki bu mesire yerinin içme suyunun bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılmaktadır. Su hiç havayla temas etmeden, membasından itibaren gün yüzü görmeden, kapalı olarak gelmekte, yaz-kış aynı ısıyı korumaktadır ve hava almadığı için bakteri barındırmamaktadır. Burada orman içine giden yollar üzerinde yürüyüş yapmak, yeşile ve doğaya duyduğunuz özlemi giderecektir.
EDİLLİ AĞZI PLAJI:
Ormanla denizin adeta kucaklaştığı bu geniş ve doğal plajlar bölgesi, özellikle kalabalıktan kaçanların beğenip tercih ettikleri bir plajdır.

Akçakoca sahilleri genellikle aşın sıcaktan bunalanları ağırlarken, gezilip görülmeye değer birçok güzelliğin yanı sıra, ilçede değişik aktivitelere katılarak hoş zamanlar geçirebilirsiniz.

Düzce’de Turizm


GENEL BİLGİLER;
Düzce Batı Karadeniz’in tek antik kenti olarak ayakta kalan, günümüzün önemli idari, ekonomik ve sosyal gelişmelerle hep yükselme yolunda; bir çok alanda gelişimini sağlayacak alt yapısı mevcut; ancak 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 Depremlerinden sonra kısa sürede yeniden kalkınabilmesi için; 09 Aralık 1999 tarihinde 81. İl oldu.
Yağmur ormanları olarak adlandırılan ormanları, birbirinden güzel yaylaları, Tabiat harikası Samandere ve Güzeldere Şelaleleri, Efteni Kuş Cenneti, Kaplıcaları, Yaylaları ve Akarsuları ve Batı Karadeniz Bölgesinin ayakta kalan tek Antik Kenti Prusias – Konuralp Müzesi ile görülmeye değer bir ildir.
İLÇELER:
Düzce ilinin ilçeleri; Akçakoca, Cumayeri, Çilimli, Gökyaka, Gümüşova, Kaynaşlı ve Yığılca’dır.

Müzeler
Konuralp Müzesi: Batı Karadeniz’in tek antik Kenti olan Konuralp Düzce’nin beldesi ve iç içe Antik Roma Kenti olan ” Prusias Ad Hypium” üzerine kurulmuştur. Konuralp müzesinde, 1825 adet arkeolojik, 456 adet etnoğrafik, 3837 adet sikke olmak üzere toplam 6118 adet eser bulunmaktadır. Bu eserler müze bahçesi, arkeoloji, etnoğrafya, taş eserler salonları ile sikke bölümlerinde sergilenmektedir.
Müze Tel: (+90-380) 212 38 17
Cami ve Türbeler
Konuralp Beldesi’nde bulunan Konuralp Camii 14. yy’ da yapıldığı bilinmektedir. Yüz yıl kadar önce Dilaver Ağa isimli bir şahıs tarafından onarılarak bugüne kadar korunabilmiştir. Konuralp Türbesi, Karaköy Türbeleri, Cumayeri ve Ahmet Dede Türbesi Düzce’nin önemli türbeleridir.
Mağaralar
Düzce’nin Akçakoca ilçesinin 8 km. güneydoğusundaki Fakıllı Köyü’nde bulunan Fakıllı Mağarası ilgi çekmektedir. Mağaraya, 1 metre yüksekliğinde, 15 metre uzunluğundaki bir galeriden ulaşılmaktadır. Hala doğal özelliğini koruyan mağaranın içinde çeşitli yönlere giden galeriler, ilgi çekici sarkıt ve dikitler mevcuttur
NE YENİR?
Düzce ilinde yöresel yemekler olarak, Arnavut Böreği, Şıl Börek, Göbete ve Mantısı, Katlama, Sarı Burma ve Su Böreği, Boşnak Böreği ve Tatlısı, Gözleme, Höşmerim ve Tavuklu Keşkeği, Lepsi, Mamursa ve Halujları, Kara Lahana Yemeği ve Mısır Ekmeği sayılabilir
NE ALINIR?
Düzce’den alınabilecek şeyler olarak yörenin en önemli tarımsal ürünü olan fındık ile tütün kolonyası sayılabilir.
YAPMADAN DÖNME
Akçakoca Ceneviz Kalesi’ni gezmeden,
Aydınpınar Beldesi’nde tereyağda alabalık yemeden,
Konuralp Müzesi’ni gezmeden,
Efteni Kuş Cenneti ile Güzeldere Şelalesi’ni görmeden,
Kaynaşlı’da et-mangal yapmadan,
Fındık-tütün kolonyası almadan,

….Dönmeyin.

Düzcenin Tarihi ve Nüfusu


Düzce’nin tarihiDüzce’nin tarihi 14. yy’dan daha gerisine dayanmamaktadır. Ancak Düzce’nin 8 km kuzeyinde yeralan Konuralp kasabasının tarihi MÖ 3. yy’ a kadar dayanmaktadır. Konuralp’in mevcut arkeolojik eserlerden saptandığı kadarıyla zengin bir tarihi vardır. Konuralp M.Ö. 74 yılına kadar Bilecik, Bolu, Kocaeli ve Sakarya şehirlerini kaplayan bir alanda hakimiyet süren Bitinya Devleti’nin önemli şehirlerinden birisiydi ve adıda ‘Prusias Pros Hypios (Melen Kenarındaki Prusias)’dı. M.Ö. yılında, kısa bir süre Pontus istilasına uğrayan şehir, aynı yıl Roma hakimiyetine girdi. Roma devrinde şehir Latin kültürünün tesiri altında kaldı, adıda ‘Prusias ad Hypium’ olarak değişti. Roma devrinde şehirde Hıristiyanlık hakimiyeti hüküm sürdü. 395’de Roma İmparatorluğu ikiye bölününce şehir Doğu Roma İmparatorluğu’nun sınırları içinde kaldı.

Osman Gazi’nin komutanlarından Konuralp Bey, Düzce ve çevresini Osmanlı topraklarına katma emrini aldı. Bunun üzerine yılları arasında bu yöredeki Bizans tekfurları ile yaptığı savaş sonunda Düzbazar (Düzce Ovası)’ı ve Bizans Prusias’ını fethetti.

Düzce’nin ilk yöneticileri Konuralp Bey, Sungur Bey, Şemsi ve Gündüz Alp’tir.

14.yy.dan itibaren bu bölgeye Konuralp ili ve kısaca ‘Konrapa’ denmiştir. Konrapa Bolu’nun fethinden sonra, Bolu Sancağına bağlı bir nahiye haline geldi.

16.yy.ın ikinci yarısında Düzce kalabalık köyler tarafından ‘pazar’ mahali olarak seçilmiş ve o yüzdende ova ortasındaki köye ‘Düzce Pazarı ‘ denilmiştir.

Düzce; Osmanlı İmparatorluğu döneminde donanmanın kereste gereksinimini karşılamada önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca İstanbul’u, Sivas ve Erzurum’a bağlayan yolun üzerinde olması Düzce’nin önemini arttırmıştır.

18. ve 19. yy.da Düzce ayanların kontrolü altında yaşamıştır.

Düzce’nin ilk yöneticileri Konuralp Bey, Sungur Bey, Şemsi ve Gündüz Alp’tir.

14.yy.dan itibaren bu bölgeye Konuralp ili ve kısaca ‘Konrapa’ denmiştir. Konrapa Bolu’nun fethinden sonra, Bolu Sancağına bağlı bir nahiye haline geldi.

16.yy.ın ikinci yarısında Düzce kalabalık köyler tarafından ‘pazar’ mahali olarak seçilmiş ve o yüzdende ova ortasındaki köye ‘Düzce Pazarı ‘ denilmiştir.

Düzce; Osmanlı İmparatorluğu döneminde donanmanın kereste gereksinimini karşılamada önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca İstanbul’u, Sivas ve Erzurum’a bağlayan yolun üzerinde olması Düzce’nin önemini arttırmıştır.

18. ve 19. yy.da Düzce ayanların kontrolü altında yaşamıştır.

Abdülaziz ve Abdülmecit döneminde, Kafkasya’dan, Doğu Karadeniz’den, Doğu Anadolu’dan ve Rumeli’den gelen göçmenler Düzce’nin nüfusunun artmasında ve şehrin büyümesinde önemli rol oynamışlardır. Hükümet yeni gelenlere ücretsiz toprak sağlamıştır. Düzce’ye göç eden Türkler; Çerkez, Abhaz, Laz, Gürcü, Ordulu, Hemşinli, Batumlu, Hopalı, Tatar, Boşnak, Arnavut ve Bulgar…gibi geldikleri yerlerin isimleri ile anılmışlardır.

Düzce’nin arzetmeye başladığı ticari önem karşısında Rum ve Ermenilerinde şehre yerleşmesiyle birlikte renkli bir sosyal yapı ortaya çıkmıştır.

2. Abdülhamit döneminde Düzce’ye bağlı 137 köy vardı ve 6618 hane ile 36.088 nüfus yaşıyordu.

1869 yılına kadar Düzce nahiye olarak Göynük’e bağlıydı. 1870 yılında kaza oldu ve Kastamonu vilayetinin Bolu Sancağı’na bağlandı.

Düzce’de yaşayan Abhazların ileri gelenlerinden Elbuz Bey ailesinden Behice Hanım saraya giderek 2. Abdulhamit’le evlendi.

1915 yılında hükümetin emriyle Düzce’deki Ermeni Mahallesi (İcadiye Mahallesi) boşaltıldı.

30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasıyla Fransız askerleri komşu kazalara kadar çıkartma yaptılar. Bu dönemde Bulgaristan göçmeni Nuri Bey, Düzce Müdafa-i Hukuk Cemiyetini kurdu.

Milli Mücadele döneminde Düzce’de haraketli askeri ve siyasi gelişmeler yaşandı.

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Düzce ilçesi Bolu vilayetine bağlandı. Düzce’nin ilk Kaymakamı Midhad Kemal Bey’dir.

Cumhuriyet dönemi boyunca, Düzce sanayi ve ticari alanda sürekli bir gelişme ve büyüme yaşadı. Düzce’nin güçlü ekonomik yapısının yanında sosyal faaaliyetler alanında sürekli bir hareketlilik yaşanmaktadır. Bu özellikleri itibariyle Düzce tarih sayfasına 1950’den itibaren “İL” olarak geçme isteğinde bulunmuştur.

Düzce 1944 Düzce Depremi, 1957 Abant Depremi, 1967 Adapazarı Depremi ve 17 Ağustos Körfez Depremlerinden büyük ölçüde etkilenmiştir. 12 Kasım Düzce Depremi ise şehri yerle bir etmiştir.

Deprem yaralarının daha kolay ve hızlı sarılabilmesi amacıyla Bakanlar Kurulu kararınca Düzce “Türkiye’nin 81. İLİ” olmuştur.

Düzce’nin nüfusu

Büyük göç hareketlerinin başlatan Osmanlı-Rus savaşları (1877 – 1878) sırasında Anadolu’ya Abaza, Çerkez, Gürcü, Laz, Boşnak, Arnavut, Tatar, Kürt, Makedon ve Rumeli göçmenleri gelmişlerdir. Göçmenlerden bir kısmı Bolu İline, durumları iyi olmayan Kırım, Kafkasya ve Rumeli göçmenleri ise Düzce Ovası ve Akçakoca çevresinde çoğunlukla orman açmalarına yerleştirilmiştir. 1830 ve 1864 yıllarındaki göçlerden sonraki bu büyük göçler,Abdülaziz döneminden II.Abdülhamit dönemine kadar sürmüştür

1924 ve 1940 lardaki göçlerden sonra 1946 ve 1952 yıllarında Bulgaristan, Yugoslavya ve Yunanistan’dan gelenler olmuştur.

Doğu Anadolu’dan gelen Ermenilerin de Düzce, Adapazarı ve İzmit’e yerleşmesiyle Düzce Ovasında etnik çeşitlilik artmıştır. Bu dönemde bir nahiye ve 133 köyü ile Düzce nüfusu 34861’dir. yılları arasında İsmail Kemal Beyin çalışmaları ile Düzce’ye yeni bir kasaba kimliği kazandırılmış, Cedidiye, Şerefiye, Nusretiye ve İcadiye gibi yeni mahalleler oluşturulmuştur.

Türkiye genelinde en kalabalık yaş grubu 15-19 yaş grubu olduğu halde, Düzce’de en kalabalık grup 20-24 yaş grubu olduğu halde, Düzce’de en kalabalık grup 20-24 yaş grubuna kaymaktadır. Diğer taraftan bu görünüm kent merkezi, ilçe merkezleri ve köyler için çok büyük farklılıklar göstermektedir. Bu farklılıkların nedeni, özellikle kent merkezi ve ilçe merkezlerinin nüfus hareketliliğine çok açık oluşudur. Nüfusun bu hareketliliğine 12 Kasım depreminin de katkı yaptığı söylenebilir. Nüfus hareketlerindeki bu kararsızlık Düzce köylerinde daha azdır.

Düzce genelinde hanelerin yüzde 25,7’si 4 kişilik haneler, yüzde 67,6’sı da 4 veya daha az üyeli hanelerdir. Kent merkezinde 5 kişilik hanelerin payı yüzde 37’ye çıkmaktadır. Köylerde en yaygın aile büyüklüğü tipi 5-6 kişilik ailelerdir (yüzde 29,8). Diğer taraftan, Düzce genelinde 7 ve daha fazla üyeli ailelerin payı yüzde 12,9 iken, bu pay ilçe merkezlerinde yüzde 8,2’ye, kent merkezinde yüzde 5,4’e düşmekte, köylerde ise yüzde 19,8’e kadar çıkmaktadır. Büyüklük olarak Düzce köyleri geleneksel yapıyı korumaktadır.

Benzer şekilde, Düzce kent merkezi ortalama yaşı, Düzce köyleri ortalama yaşından 0,039 anlamlılık düzeyinde düşüktür. Düzce’de de köylerde yaşlı nüfus yaşamakta, genç nüfus başka yerlere göçmektedir. 1998’e göre hane halkı büyüklükleri Türkiye geneli için 4,3’tür. Düzce araştırmasında hane büyüklüğü ortalama 4,33 kişi olarak bulunmuştur.

Düzce’nin demografik yapısı ile ilgili gösterge değerleri için beklenti, İlimizin coğrafi konumuna uygun olarak, ülkemizin gelişmiş bölgesi olan Batı Anadolu değerlerine yakın olmasıdır.

12 Kasım 1999 depremi Düzce’yi derinden sarsmıştır. Çok yüksek sosyal ve demografik hareketliliği olan İlimizin sosyal ve demografik yapısı yeni bir dengeye kavuşmak üzere hareketliliğini sürdürmektedir.

Düzce’nin nüfus artış hızı yılları arasında Türkiye nüfus artış hızına çok yakındır. 1935 yılından sonraki Genel Nüfus sayımı yıllarında Düzce nüfus artış hızı hep Türkiye Nüfus artış hızının altında kalmıştır. Özellikle 1960’dan sonra dönemi dışında, nüfus artış hızında ciddi bir yavaşlama izlenmektedir.

Düzce nüfusunun yarısı köylerde yaşamaktadır. Geri kalan yarısı da, yine birbirine yakın miktarlarda il merkezi ve ilçe merkezlerinde yaşamaktadırlar. Yerleşim yerlerinde nüfusun dağılımı cinsiyete göre farklılık göstermemektedir. İl nüfusunun kent merkezinde yığılma eğiliminde olması nüfusun kır-kent dağılımının giderek bozulması riskini taşımaktadır.

Kırsal alandan kentlere doğru bir akım vardır. Kırsal alanın boşalmasına, kentlerinde üretici olmayan bir kalabalıkla dolmasına neden olabilir. Bunun sonucu olarak, kentler plansız büyüme sürecine girerek uygur bir kent olmaktan çok, uygar hizmetlerin verilemediği çok kalabalık köylere dönüşür.

Göç, Düzce İlinde durmamakta, Düzce dışına da taşmaktadır. Genelde Düzce’ye dışardan gelenlerin Düzce’yi atlama tahtası gibi kullandıkları söylenebilir.

Yaş bağımlılık oranı büyük bir genç, üretici insan kaynağının varlığını göstermektedir.

Toplam doğurganlık hızı, çok az olmakla beraber, Türkiye değerlerinin üzerindedir. Özellikle, yaşa özel doğurganlık hızları, genç nüfusun doğurganlık hızının son yıllarda artış eğilimine girdiğini göstermektedir. Kadınların ideal çocuk ortalaması, gerçekleştiği taktirde, nüfus artış hızını sabit veya sıfıra yakın tutacak düzeydedir.

Düzce’de kadınların aile planlaması yöntemleri konusunda bilgi düzeyleri çok yüksektir. Özellikle modern ve etkili yöntem kullanımı Türkiye’dekinden daha yaygındır.

Hem bebek ölümleri, hem de yetişkin ölümleri çok düşük düzeydedir. Doğuşta beklenen ömür süresi çok uzundur.

2000 Nüfus Sayımı – Toplam Nüfus: 314.266

|