GeziyoruZ

BİZİMLE GEZMEYE VAR MISINIZ??

Edirneyi Gezelim


EDİRNE
GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü : 6.276 km²
Nüfus : 40.599 (1990)
İl Trafik No : 22
Türkiye ile Yunanistan arasındaki Tekirdağ’ın kuzeyinde yer alan Edirne yıllar boyu Osmanlı başkenti, 18 inci yüzyılda ise Avrupa’nın en büyük yedi şehrinden biri olmuştur.100 yıl kadar bir süre Osmanlı İmparatorluğunun başkenti olması buradaki tarihi ve mimari açıdan önemli yapıların sebebidir. Edirne, camileri, dini kompleksleri, köprüleri, eski pazar yerleri, kervansarayları ve saraylarıyla yaşayan bir müzedir.
İLÇELER
Edirne ilinin ilçeleri; Enez, Havsa, İpsala, Keşan, Lalapaşa, Meriç, Süloğlu ve Uzunköprü’dür.
Edirne Evleri
Taş duvar ve sıvayla örülmüş ahşap iskelet sistemleri ile yapılırdı. Bu evler genellikle yanındaki daha yüksek saçaklara çift eğri öğe ile bağlanan bir çatıyla örtülü, az derinde kalan locanın içine yerleştirilmiş merkezi girişi ile kusursuz bir simetriye sahipti.
Balkan Yarımadası’nın hemen her tarafında en küçüğünden en gösterişlisine kadar bütün evlerde “hayat” denilen bölümler vardır. Oda kapılarının açıldığı yer olan bu bölüm, doğrudan evin bahçesine bakan yönde 1,5-2 metrelik direkler üzerine dayandırılmıştır. Hayatların sonunda bir basamak yükseklikte dört köşe bir kısım ayrılarak, tahta sedirlerle çevrilirdi.
Evin harem ve selamlıklarında büyük kapıların açıldığı bahçe kısımları olan avluların uygun bir yerinde mermer bir çeşme bulunurdu. Bazı evlerde avluların ortasında küçük havuzlar, üzerine asma sardırılmış çardaklar vardı. Harem ve selamlık avlularından birbirine geçilecek küçük kapı bulunurdu.
Müzeler
Edirne Müzesi
Adres: Selimiye Camii Yanı – Edirne
Tel: (284) 225 11 20
Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
Edirne Türk İslam Eserleri Müzesi

Örenyerleri

Enez Antik Kenti: Enez ( Ainos ) tarihi dönemlerde çok önemli bir liman iken bugün kıyıdan 3.5 km içeridedir. Tarih boyunca birçok kereler restore edilmiş olan Enez Kalesi görülmeye değer. Aynı zamanda M.Ö. 6 ıncı yüzyıla dayanan bir kilise, bazı oyma mezarlar ve suları berrak bir de plajı bulunmaktadır.
Dolmenler (Menhir, Taş Mezarlar): Lalapaşa ilçesinde İ.Ö.2000 sonları ile İ.Ö. 1000 başlarından kalma ‘Dolmenler’ (menhir, taş mezarlar) bulunmaktadır. Yapılan kazılarda mezar içlerinde bazı araçlar (Göz yaşı şişesi, madeni takılar) bulunmuş ve bunlar Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde sergilenmektedir.
Saraylar
Edirne Sarayı: Sultan I. Murad tarafından yaptırılan ilk saraydan sonra, Sultan II. Murad döneminde Tunca’nın batısında, çok büyük bir alan üzerine 1450’de Edirne Sarayı’nın inşaatına başlandı. Sultan’ın 1451’de ölümünden sonra oğlu Fatih Sultan Mehmed tarafından yapı tamamlatıldı. Kalıntılar arasında, Cihannüma Kasrı, Kum Kasrı Hamamı, Babusseade, Matbahi Amire ve Adalet Kasrı’dır
Camiler
Selimiye Camii: Edirnen’nin en önemli eseri olan Mimar Sinan’ın ustalık dönemi eseri Selimiye Cami Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir.
1569 – 1575 yılları arasında II. Selim tarafından yaptırılmıştır. Taş işçiliği, çinileri ve kalem işleri bakımından eşsiz bir eserdir.
Kentin diğer önemli cami ve kiliseleri Üç Şerefeli Cami, Muradiye Cami, II. Bayezid Cami Ve Külliyesi, Eski Cami , Yıldırım Camii, Fatih Cami (Enez Ayasofyası), Sokullu Külliyesi (Kasım Paşa Külliyesi), Sweti George Kilisesi, Yahudi Havrasıdır.
Kervansaraylar
Sokak üzerinde bir sıra dükkânı bulunan ve klasik Osmanlı mimarlığının ilginç örneklerinden olan Rüstem Paşa Kervansarayı, Kanuni Sultan Süleyman’ın ünlü sadrazamı Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırıldı.
Ekmekçioğlu Ahmed Paşa Kervansarayı, I. Sultan Ahmed’in emri ile Defterdar Ekmekçioğlu Ahmet Paşa tarafından 1609 senesinde yaptırıldı.
Köprüler
Edirne’deki önemli yapı türlerinden biri de köprülerdir. Edirne’nin içinde bulunan ve Sinan devrinin Edirne dışında inşa ettiği köprülerin güzelliğine başka kentlerde erişilememiştir.

Bu kentteki köprülerin en eskisi Bizans İmparatoru Michael Palaiologos (1261-1282) dönemindendir. Köprü sonradan Gazi Mihal Bey tarafından yeniletildiğinden onun adı ile anılır (1420). 1640’da Kemankeş Kara Mustafa Paşa bu yirmiyedi gözlü köprüye sivri kemerli Tarih Köşkü’nü ekletmiştir. 1451’de yapılan Şahabettin Paşa (Saraçhane) Köprüsü on iki ke- merli ve on bir ayaklıdır.
1452’de Fatih döneminde yaptırılan Fatih Köprüsü, 1488’de Mimar Hayrettin’in yapıtı olan Bayezid Köprüsü, 1560’da Mimar Sinan’ın eserleri arasında yer alan Saray (Kanuni) Köprüsü, 1608-1615 yılları arasında Sedefkar Mehmed Ağa’nın yaptığı Ekmekçizade Ahmed Paşa Köprüsü, 1842-1847 yılları arasında Meriç’le Arda’nın birleştiği yerde tamamlanan Meriç Köprüsü (Yeni Köpıü) Edirne’nin en önemli köprüleridir.
NE YENİR
Edirne’ye özgü yiyeceklerin başında Edirne’nin meşhur tava ciğeri gelmektedir.Edirne’yi ziyaret edenler Edirne’nin tava ciğerini yemeden kentten ayrılmazlar.
NE ALINIR?
Edirne’de Tarihi Alipaşa kapalı çarşısının otantik ortamında alış-veriş yapabilirsiniz. Özellikle Edirne ‘ye özgü ürünlerin satıldığı Selimiye arastasında Edirne’nin meşhur Deva-i Misk tatlısını , peynir şekerini , misk sabununu; Arasta çarşısındaki sahaflardan ise her türlü kitap ihtiyacınızı ve Edirne’nin en işlek caddesi olan Saraçlar caddesinde Edirne’ye özgü bir ürün olan badem ezmesini ve El Sanatları Mağazasından Edirne’ye özgü el sanatları ürünlerinden satın alabilirsiniz.
YAPMADAN DÖNME
Edirne Müzesi,Türk İslam Eserleri Müzesi,Sağlık Müzesi,Balkan Savaşı Müzesi ve Karaağaç’ı görmeden,
Selimiye Camii,Eski Camii,Üç Şerefeli Camii,Ali Paşa Kapalı Çarşısı ve II.Bayezit Külliyesini gezmeden,
Meriç kenarında yemek yemeden ve Edirne’nin meşhur ciğer tavasını tatmadan,
Badem ezmesi,deva-i misk şekeri,mis sabunu ve beyaz peynir almadan,
Her yıl Haziran ayı son haftasında düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri ve Kültür Etkinliklerinde Edirne’de bulunmadan…
Dönmeyin.

turizm.gov.tr sitesinden alıntı yapıalrak düzenlenmiştir

Edirne Turizmi geniş açıklaması


EDİRNE

Edirne Çardakaltı yöresinde yapılan arkeolojik kazılar bölgede ilk yerleşimin MV. 3-4 bin yıllarına kadar uzandığını gösteriyor.
Roma döneminde yapılıp, Bizans döneminde onarılan sur ve Saat Kulesi’nden başka o dönemlerden kalan eser yoktur.
Ancak Osmanlı döneminin çok sayıda büyük eseri Edirne’dedir.
Edirne bir dönem Osmanlı’ya başkentlik etmiş, nüfusu 350,000’e ulaşmış ve Avrupa’nın 4. büyük kenti olmuştur. Sadece camilerin sayısının sekseni bulduğunu söylemek bu konuda yeterli fikir verebilir.
Edirne giderek önemini kaybetmiş, nüfus 1915’te 135,000’e kadar düşmüş önce Rus, ardından Bulgar ve Yunan işgali altında kalmış ve nihayet işgal 1922’de sona ermiştir.
Osmanlı’nın kenti almasından sonra müslümanlığı kabul etmeyenlerin oturmayı sürdürdüğü kaleiçi eski yapılarıyla kentin tarihi çekirdeğini oluşturmaktadır.

Selimiye Camii
Kentteki en önemli tarihi eser olan Mimar Sinan’ın “ustalık eserim” dediği Selimiye Camisi Türkiye’nin uluslararası mimari değerlerinin başta gelenidir. 22,202 metrekarelik alana yayılan külliyenin bir bölümü Türk-İslam Eserleri (Selimiye) Müzesi olarak düzenlenmiştir. 1569-1575 Yılları arasında yapılan külliyenin 27.760 kese akçeye malolduğu bilinmektedir. Edirne’ye yaklaşırken uzaklardan görünen caminin kubbesi 31.30 metre çapında, 43.28 metre yüksekliğindedir. Minarelerinin hepsi eşit yüksekliktedir ve 70.89 metredir. Cami sadece mimarisiyle değil iç süslemeleri, çinileri ile de bir şaheserdir.
Camiye giderken içinden geçilen Sera Park’ın köşesinde Mimar Sinan’ın heykeli vardır. Her ne hikmetse Sinan’ın yüzü camiye değil de ters tarafa cevrilmiştir.
Kentin Selimiye dışındaki başlıca camilerine gelince; bunların en eskisi bir Bizans kilisesi yerine kurulan Yıldırım Beyazıd Camisidir (1397). Kent merkezindeki Eski Cami (1414), Tunca ırmağının sağında Gazi Mihal (1422), Gazi Mihal Köprüsü’nden girişte Şahmelek Paşa (1429), Ayşe Kadın (1469), Sitti Sultan (1482), Kadı Bedrettin (1530), Süleyman Paşa (1548) yapılış sırasıyla diğer camilerden başlıcalarıdır. II. Beyazıd Camisi (1488) ile Cumhuriyet Alanı’ndaki Üç Şerefeli Cami (1447) Selimiye’den sonra iki büyük camidir.
Kent merkezinde bulunan tarihi çarşılardan Bedesten(1417) ve Ali Paşa Kapalı Çarşılarına(1569) da uğramalısınız. Edirne ciğercileri ile de ünlü. Belki de ciğer pişirip satan dükkanların oluşturduğu tek sokak Edirne’dedir.
Selimiye Camii’nin bünyesinde bulunan arastadan bir çeşit kuvvet macunu olan “Devr-i Misk” satın alabilirsiniz. Badem ezmesi ve peynir şekeri de arastada satılan Edirne’ye özgü şekerlemelerdir.
Sarayiçi’nin doğu yönünde Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü, Sarayiçi’ne girişi sağlayan Fatih Köprüsü, Rüstem Paşa Kervansarayı (1561’de yapılmış ve Günümüzde Kervansaray Oteli olarak kullanılmaktadır), Ahmet Paşa Kervansarayı (1609), Taşhan tarihi Edirne’den kalan başlıca eserlerdir. Başkent İstanbul’un batı ile bağlantısını sağlayan yol üzerinde bulunuşu nedeniyle kentte çok sayıda kervansaray kurulmuştu.
Kent gezisinin önemli durakları arasına Türk İslam Eserleri Müzesi, Arkeoloji ve Etnografya Müzeleri’ni de katmalısınız. Sergilenen eserlerin zenginliği dikkatinizi çekecek.

Sarayiçi
Edirne bir dönem Osmanlıların başkentiydi. Padişahların Edirne’de ikamet ettikleri dönemde yaptırılan saraylardan Edirne Saray-ı Hümayunu Osmanlı Sarayları arasında Topkapı’dan sonra en büyüğüdür. Tıpkı Topkapı gibi, her padişahın yaptığı eklemelerle büyüyen saray, bakımsızlık ve doğa lafetler nedeniyle yok olmuş, sadece Sarayiçi denilen, Tunca Nehri’nin çevirdiği alanda bir köşk ve kule günümüze ulaşabilmiştir.
Kentin doğu ucunda bulunan ve Sarayiçi denilen bu bölge, şimdilerde tarihi Kırkpınar Güreşleri’nin yapıldığı yerdir.
Her yıl haziran sonu ile Temmuz başı arasında yapılan ve üç hafta süren güreşler sırasında bir panayır yerine döner Sarayiçi.
Kırkpınar Güreşleri’nin kökeni 1354 yılına kadar gidiyor. Rumeli’de sefere çıkan ilk akıncı gruplarından birinin verdiği molada iki yiğit görüşe tutuşur. Daha önce de güreşen ama bir türlü yenişemeyen iki pehlivanı saatler sonra ayırmaya gelen arkadaşları ölmüş olduklarını görürler. İki yiğit bir sögüt ağacının dibine gömülür. Göre döndüklerinde bakarlar ki, mezarların olduğu yerden su çıkmış. ve buraya “Kırklar Pınarı” adını verirler.Bu yerin neresi olduğu konusunda bilgi yoktur elimizde.

Karaağaç
Kentin doğu ucu Kırkpınar ise batı ucu da Karaağaç’tır. Kent merkezinden 10 km uzaklıkta olan ve Osmanlı döneminde yazlık dinlenme yeri olarak kullanılan Karağaç’ın bugün bir de özelliği var. Meriç Nehri hep sınır çizgisidir de bir tek burada batısına geçme olanağı verir.
Karağaç’ta Rumeli Demiryolu’nun 1873’te açılmasının ardından yapılan görkemli Gar binası, 1971’de tren hattının yer değiştirmesiyle yalnızlığa terkedilmiştir. Raylar ve gişeler sökülmüş, bir tek o günleri simgeleyen bir kara tren lokomotifi bırakılmıştır önünde.
Gar Binası şimdi Trakya Üniversitesi tarafından kullanılıyor. Üniversite Binanın bir bölümünü Lozan Müzesi’ne dönüştürmüş. Önüne de Lozan Anıtı yapılmış. Anıt üç büyük sütunu birbirine bağlayan beton çember üzerine oturtulan kadın heykelinden oluşuyor. Sütunlardan en uzunu Anadolu’yu, ortancası Trakya’yı, kısası da Karaağaç’ı simgeliyor.
Karaağaç bir zamanlar “Doğu’nun Paris’i” diye anılırmış. Lüks otelleri, kumarhane ve birahaneleri, yazlık sinemaları ve lokantaları, bahçe içindeki evleri ile bu ünvanı hakeden bir bir görünüme sahipmiş.
Şimdi bu görkemini büyük ölçüde kaybetmiş.

NÜFUS: 40.599 (1990)

İLÇELER: Edirne (merkez), Enez, Havsa, İpsala, Keşan, Lalapaşa, Meriç, Süloğlu, Uzunköprü.

GEZİLECEK YERLER: Koru Dağı ve Söğütlük Orman İçi Dinlenme Yerleri, Sarayiçi, Erikli Plajı, Edirne ve Enez Kaleleri, Khrysopege Kilisesi, Peykler Medresesi, Saatli Medrese, Saray-ı Cedid, (Yeni Saray), II.Bayezıd ve Sokullu ya da Kasım Paşa Külliyeleri, Yıldırım Bayezıd, Eski Beylerbeyi, Gazi Mihal, Mezit Bey (Yeşilce), Muradiye, Şah Melek, Üç Şerefeli ve Selimiye Camileri, Bedesten, Ali Paşa Çarşısı ve Arasta, Rüstem Paşa Kervansarayı ve Ayşe Kadın adıyla da bilinen Ekmekçioğlu Ahmed Paşa Kervansarayı, Küçük Rüstem Paşa Hanı, Gazi Mihal, Saraçhane (Şehabeddin Paşa), Fatih, Bayezıd, Yalnız Göz, Saray (Kanuni), Tunca, Meriç Köprüleri ile Uzunköprü, Edirne Arkeoloji ve Etnografya ile Edirne Türk İslam Eserleri Müzeleri.

NASIL GİDİLİR ?

İstanbul’dan TEM yolundan girerek otoyolla veya Silivri-Çorlu üzerinden karayolu ile. Sirkeci Garı’ndan trenle de ulaşılır.

Edirne


Resim:Zakiry edirne.jpg

Edirne, Marmara Bölgesi’nin Trakya kısmında yer alır. Güneyinde Ege denizi, kuzeyde Bulgaristan, batıda Yunanistan, doğuda Tekirdağ, Kırklareli ve Çanakkale ileri ile çevrilidir.

Yüzölçümü 6.276 km² olan Edirne’nin, deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 41 metredir. Edirne, idari olarak, biri merkez ilçe olmak üzere 8 ilçe ve 248 köyden oluşmaktadır.

Edirne ili, Trakya Yarımadasında; kuzeyde Yıldız Dağları, güneyinde Koru Dağları ve Ege Denizi-Saroz Körfezi, batısında Meriç Nehri ve Meriç Ovası, doğusunda da Ergene Ovasını içine almakta olup, il topraklarının % 80’i tarıma elverişlidir. Türkiye’nin batı sınır topraklarının önemli bir bölümünü içine alan ilin Bulgaristan’la 88km’lik bir sınırı vardır. Bulgaristan’la olan sınır, Kırklareli il sınırından başlayarak, Tunca Irmağı’nı kesip, güneybatı yönünde uzanarak Meriç Irmağı’nda sona ermektedir. Burada, Türk, Bulgar ve Yunan sınırları birleşmektedir. Meriç Irmağı, ilin Yunanistan’la sınırını oluşturur. Irmağın doğu yakası Edirne, batı yakası Yunanistan’dır. Edirne-Yunanistan sınırının uzunluğu 204 km’dir. Bu sınır, Enez’de sona ermektedir.

Balkan Yarımadası’nın güneydoğu kesimindeki Trakya Bölgesinde yer alan Edirne ili, yeryüzü şekilleri bakımından çeşitlilik gösterir. Bu çeşitliliği, farklı yükseltiler gösteren dağ ve tepeler ile, daha az yükseltide olan platolar ve ovalar oluşturur. İlin kuzey ve kuzeydoğusu ile güney ve güneydoğusu dağlar ve platolar ile kaplıdır.

İlin önemli akarsularından olan Meriç, Tunca, Arda ve Ergene nehirlerinin debileri Mart-Nisan aylarında yoğun yağışlara bağlı olarak maksimum seviyeye ulaşmaktadır. Yaz aylarında da normal debilerini muhafaza etmektedir. Yörenin en önemli tarım potansiyeli olan çeltik ekim ve sulama zamanlarında ise nehir debileri en az seviyeye ulaşmaktadır.

Edirne, akarsular dışında kalan yüzey sularını, doğal göller, barajlar, rezervuarlar ve göletler oluşturmaktadır. Doğal göllerin başlıcaları Meriç’in denize döküldüğü Enez yöresindedir. Bu göller gala, Dalyan, Taşaltı, Tuzla, Bücürmene, Sığırcık ve Pamuklu gölleridir.

Edirne, her Akdeniz ikliminin hem de Orta Avrupa’ya özgü kara ikliminin etkisi altında kalan bir geçiş bölgesidir. Bölge Karadeniz, Ege ve Marmara denizlerin de etkileriyle zaman zaman ve yer yer farklı iklim özellikleri gösterir. Kışları, Akdeniz iklimi etkisini gösterdiği zamanlarda ılık ve yağışlı, kara iklimi etkisini gösterdiğinde de oldukça sert ve kar yağışlı geçmektedir. Yazlar sıcak ve kurak, bahar dönemi yağışlıdır. İlin bitkisel üretim açısından önem taşıyan Ergene Havzası’nda ise sert bir kara iklimi egemendir. Çevresi dağlara sınırlı olan bu yörenin denizlerden gelen yumuşatıcı etkilere kapalı olması bu iklim yapısını ortaya çıkarmaktadır. Yıllık ortalama sıcaklık 13,4 °C, en yüksek sıcaklık 41,5 °C Temmuz ayında, en düşük sıcaklık –22,2 °C Ocak ayında gerçekleşmiştir. Yıllık ortalama yağış miktarı 585,9 mm ve yıllık ortalama nispi nem % 70’dir.

Ulaşım

Edirne gerek D-100 devlet yolu, gerekse TEM otoyolu üzerinden İstanbul’a dolayısıyla Anadolu’ya ve D-550 devlet yolu ile Çanakkale’den Ege’ye bağlanan karayollarının üzerindedir. Ayrıca Kapıkule Sınır Kapısından Bulgaristan ve Avrupa’ya sadece karayoluyla değil demiryolu ile de bağlanmaktadır.

Pazarkule ve İpsala Sınır Kapısıyla karayolundan, Uzunköprü demiryolu ile de Yunanistan’a ulaşım sağlanmaktadır. Edirne, İstanbul ve Çanakkale üzerinden Anadolu ile düzenli bir ulaşıma sahiptir.

Edirne’nin komşu ülkeler ve bazı merkezlere olan uzaklıkları;

Edirne-İstanbul : 235 km

Edirne-Ankara : 688 km
Edirne-Pazarkule : 13 km

Edirne-Çanakkale : 230 km

Edirne-İzmir : 534 km  Edirne-İpsala : 110 km
|