GeziyoruZ

BİZİMLE GEZMEYE VAR MISINIZ??

Mersin Kız Kalesi

Mersin

Kızkalesi
Korikos sahil kalesinin 200 m. açığındaki küçük adacık üzerindeki kaleye “Kızkalesi” denir. Büyük bölümü ayakta olan Kızkalesi’nin kuzey ve güney uçları sekiz kuleyle korunmuştur. Kalenin dış çevre uzunluğu 192 m.dir. Kızkalesi ile sahildeki kale denizden bir yolla bağlanmış, denizden gelecek saldırılara karşı önlem alınmıştı.Karamanoğlu İbrahim Bey tarafından 1448 yılında onarılan Kızkalesi bugün İçel turizminin sembolü haline gelmiştir.

Kızkalesi Efsanesi

Korikos’ta yaşayan Krallardan biri, bir kız çocuğu olsun diye gece gündüz Tanrıya yakarmaktadır. Sonunda dileği yerine gelir ve kız büyüdükçe güzelliği ve yardımseverliği ile herkesin sevgisini kazanır.
Günlerden bir gün kente bir falcı gelir. Kral onu saraya çağırtır, kızının geleceğini öğrenmek ister. Falcı prensesin eline bakınca irkilir ama bir şey söylemez. Kral zorlayınca “Kralım” der, Kızınızı bir yılan sokacak. Bu yazgıyı hiçbir şey bozamıyacak der ve siz dahi engel olamıyacaksınız deyip oradan ayrılır. Kral, kıza birşey söylemez ama düşüncelere dalar. Sonunda kıyıya yakın üçük bir adacık üzerinde, ak taşlardan bir kale yaptırmaya karar vererek kaliyi yaptırır ve kızını buraya kapatır. Olan biteni bilmediğinden kızı üzülmekte, günden güne eriyip gitmektedir. Günün birinde saraydan kaleye gönderilen bir üzüm sepetinin içinden çıkan bir yılan kızı sokar ve öldürür.

Taksim İnternational HOTEL *****

Kuvayı Milliye Cad. No:165 Mersin

Tel: 0324 336 10 10 Fax: 0324 336 07 22

249 Rooms

638 Beds

MERSIN HILTON SA HOTEL *****

Adnan Menderes Bulvarı Mersin

Tel: 0 324 326 50 00 Fax: 0 324 326 50 50

190 Rooms

428 Beds

MERSIN HOTEL ****

Camiişerif Mah. 10. Sok. No:2 Mersin

Tel: 0 324 232 16 40 Fax: 0 324 232 26 25

105 Rooms

210 Beds

GONDOL HOTEL ****

Gazi Mustafa Kemal Bulv. No:20 Mersin

Tel: 0 324 234 12 00 Fax: 0 324 234 12 07

78 Rooms

140 Beds

ALOĞLU HOTEL ***

Gazi Mustafa Kemal Bulv. No:2 Mersin

Tel:0324 321 71 71 Fax: 0324 321 71 75

72 Rooms

144 Beds

DERMAN HOTEL ***

Camiişerif Mah. 15. Sok. No:37 Mersin

Tel: 0324 237 50 28 Fax: 0324 233 38 24

68 Rooms

120 Beds

NOBEL HOTEL ***

İstiklal Cad. No:101 Mersin

Tel: 0324 237 22 10 Fax: 0324 231 30 23

70 Rooms

156 Beds

ÖZDEMİR OTEL **

Yenimahalle 852 Sok. No:12 Mersin

Tel:0324 231 57 40 Fax: 0324 233 47 47

37 Rooms

74 Beds

AKTAŞLAR HOTEL **

İstiklal Cad. No:152 Mersin

Tel: 0324 233 70 07 Fax: 0324 232 31 68

21 Rooms

42 Beds

BAYRAKLI HOTEL **

3 Ocak Mah. Mersinli Ahmet Cad. No:7 Mersin

Tel: 0324 237 29 20 Fax: 0324 231 85 46

20 Rooms

37 Beds

HAYAT HOTEL **

Çankaya Mah. İstiklal Cad. No:88 Mersin

Tel: 0324 231 10 76

34 Rooms

60 Beds

SARGIN HOTEL **

Mesudiye Mah. Kayabalı Cad. No: 10 Mersin

Tel:0324 336 54 70 Fax: 336 54 71

42 Rooms

96 Beds

KURAY HOTEL **

Gazi Mustafa Kemal Bulv. Gondol Hotel Arkası Mersin

Tel: 0324 234 40 78

24 Rooms

48 Beds

ÖZKAR HOTEL **

Zeytinlibahçe Cad. No:30 Mersin

Tel:0324 233 77 97 Fax: 0324 233 75 52

22 Rooms

35 Beds

GÖKHAN HOTEL **

Soğuksu Cad. Mahmudiye Mah. Mersin

Tel: 0324 231 62 56 Fax: 0324 237 44 62

28 Rooms

56 Beds

SULTAŞA HOTEL ****

Gaz Mustafa Kemal Bulv. No:493 Mersin

Te: 0324 341 20 00 Fax: 0324 325 91 72

80 Rooms

160 Beds

POMPEI HOTEL **

Mezitli Köyü Azmak Mevkii Mersin

Tel: 0324 358 91 25 Fax: 0324 358 99 73

10 Rooms

20 Beds

SOLI HOTEL ***

Girit Mev. Mezitli Mersin

Tel: 0324 358 16 30 Fax: 0324 358 09 52

86 Rooms

191 Beds

SAHİL MARTI HOTEL ****

Silifke Cad. Mezitli Asfaltı Üzeri

Tel: 0324 358 37 00 Fax: 0324 358 17 16

61 Rooms

134 Beds

BARBAROSSA HOTEL ***

Ayaş Köyü Kızkalesi Mevkii Erdemli / Içel

Tel: 0324 523 20 89 Fax: 0324 523 20 90

79 Rooms

166 Beds

EYLEM HOTEL ***

Kızkalesi Hürüpınar Mevkii Ayaş Köyü Erdemli / Içel

Tel: 0324 523 24 16 Fax: 0324 523 23 95

80 Rooms

168 Beds

KiLiKYA HOTEL ***

Kızkalesi Kasabası Erdemli / Içel

Tel: 0324 523 21 16 Fax: 0324 523 20 84

63 Rooms

144 Beds

NEW HOLLAND HOTEL **

Kız Kalesi Kasabası Akdeniz Mah. Erdemli / Içel

Tel: 0324 523 23 47 Fax: 0324 523 23 47

22 Rooms

44 Beds

YAKA HOTEL **

Ayaş Köyü Kızkalesi Mevkii Erdemli / Içel

Tel: 0324 523 20 41 Fax: 0324 523 24 48

15 Rooms

30 Beds

AKBOGA HOTEL **

Kızkalesi Kayabaşı Merkez Mah. Erdemli / Içel

Tel: 0324 523 24 96 Fax: 0324 523 24 73

52 Rooms

104 Beds

ALTIN ORFOZ ****

Susanoglu Kasabası Kurucay Mevkii Silifke / Içel

Tel: 0324 722 42 11 Fax: 0324 722 42 15

112 Rooms

232 Beds

MESA AKDENİZ EVLERİ – *****

PINE PARK HOLIDAY CLUB

Taşucu Yöresi / Yeşilovacık 4. Km.

Tel: (0-324) 747 55 18-19

Fax: (0-324) 747 50 56

TOLYA HOTEL M 2

Köycivarı Mevkii Susanoğlu Mah. Silifke / Içel

Tel: 0324 722 21 44 Fax: 0324 722 21 45

20 Rooms

46 Beds

ATAKENT PANSİYON P

Susanoğlu Atakent Sunabucağı Mevkii Silifke / Içel

Tel: 0324 722 40 42

27 Rooms

54 Beds

KARAR PANSİYON P

Kum Mah. 187 Sokak No:5 Taşucu / Silifke / Içel

Tel: 0324 741 48 93

10 Rooms

22 Beds

TUĞRAN PANSİYON P

Sahil Yolu No:3 Taşucu Silifke / Içel

Tel: 0324 741 26 92 Fax: 0324 741 44 93

16 Rooms

32 Beds

istanbul gezilecek yerler resimli

Ortaköy’e uğrayıp kumpir yemeden dönmekte olmaz
teşekkürler güzel paylaşımın için.
bende bir kaç resim ekleyeyim..
anadolu hisarı

beyazıt kulesi

galata

kız kulesi

rumeli hisarı


yedikule zindanları

dolmabahçe sarayı

kapalıçarşı

mısır çarşısı

ortaköy

Maşukiye Bilgiler

İstanbul’un arka bahçesi
Maşukiye

Hafta sonları gitmek için ideal bir yer, kabul. Ama benim tavsiyem, ne yapıp ne edip bir de hafta içi kaçmanız Maşukiye’ye! İşte o zaman o sakinliğin, müthiş huzurun ve harika doğanın tadını tam çıkaracak, sadece bir saatlik bir yolculuk sonrasında şehrin ve onun getirdiği sıkıntılardan uzaklaşmanın keyfini süreceksiniz.

Bu sezon başında açılıp, hizmete giren bir otel ve kayak merkeziyle, her zamankinden daha çok duyar olduk Maşukiye’nin adını Kış boyunca yolumuz birkaç kez oraya düşünce, sadece kayak merkezi Kartepe’nin değil, Sapanca’nın ve Maşukiye’nin güzelliğini de bir kez daha gördüm. Yol yaklaşık 1 saat sürüyor ama benim gibi seyahat boyunca uyursanız 1 dakika bile gelmiyor açıkçası!

Maşukiye, Kocaeli’nin güneydoğusunda, Sakarya sınırında yer alan küçük bir belde. Kuzeyinde, yılın neredeyse 8 ayı beyazlığını koruyan Kartepe, güneyinde masmavi Sapanca gölü var. Dağların ve gölün arası yemyeşil bir dokuya sahip. Kestane, meşe, fındık ve her türlü meyve ağacı oluşturuyor bu yemyeşil dokuyu. Gerçekten de, otobandan ayrılıp gişelerden Maşukiye’ye doğru ilerlerken, sadece 1 saat içinde nasıl olup da böylesine farklı bir yere geldiğinize inanamıyorsunuz. Özellikle hafta içi bir günde gelmişseniz, sessizliği, kuş cıvıltılarından başka hiçbir şeyin bozmadığını fark edecek, her tarafta çağlayan minik derelerin, şelalelerin ve tertemiz havanın tadını daha çok çıkaracaksınız.

Şiddetle tavisye ederim.

Balikesir Turizmi Bilgiler

GENEL BİLGİLER
Balıkesir, Marmara ve Ege Denizine kıyı veren Türkiye’nin en çok adasını bünyesinde barındıran tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle gerçek bir turizm cennetidir.
Örenyerleri
Kyzikos – Erdek
Deasklaion – Bandırma/Ereğli
Saraylar – Marmara
Antandros – Edremit/Altınoluk
Antandros (Edremit-Altınoluk) Antik Kenti
Mysia’da İda Dağı eteğinde çok eski bir şehirdir. Adramytteion’un denize bakan çıkıntısının kuzey kenarında, Alkaios’a göre bir leleg yerleşimi, Skepsis’li Demetrios’a göre bir Kilikya kuruluş; Herodot’a göre bir Pelasg yerleşimi; Thukydides’e göre bir Aiol yerleşimi. Edonis ve Kimmeris gibi yan adları da vardır. Bu adların, Aristoteles’e göre Antandros’u işgal eden kavimlerden kaynaklanması gerekmektedir. Diğer bir söylentiye göre de; buradan sonradan kovulan Andria’lılar tarafından kurulmuş olmasıdır. Antandros bölgesinde, sikkelere göre Astria’nın doğusundaki Asponeus’da , İda dağlarından elde edilen ve özellikle gemi yapımında kullanılan ağaç (Odun-Kereste) ticareti ileri düzeydeydi. Pers yönetimi sırasında Dareios tarafından ele geçirilmiştir. Pelopponnes savaşları sırasında birçok kez olayın içine çekilmiştir. Atinalılara tribut(vergi) ödemek zorunda idi. Sicilyalıların hareketi yüzünden tekrar Perslerin eline düşmüştür. Sonra Persler tarafından kovulmuşlardır. 4.yy’ın ikinci yarısınra özgür bir şehir olarak sikke basmıştır. Geç dönemlerde Titus’dan Elagabal ‘a kadar sikke basmıştır. Hristiyanlık döneminde bir psikoposluk merkezi idi. H.Kiepert tarafından bugünkü Avcılar yakınında, sahile doğru, iki yüz on beş metre yükseklikteki bir dağ üzerinde lokalize edilmektedir. Burada bulunmuş bir yazıt yayınlanmıştır
Cami ve Kiliseler
Kurşunlu Cami: 1231 yılında Edremit Fatihi olan Selçuklu Komutanı Yusuf Sinan tarafından yaptırılmıştır. Caminin yanında Yusuf Sinan’ın türbesi vardır.
Ayazma Kilisesi: Günümüzde zeytinyağı fabrikası olarak kullanılan İon sütunlu Fenoremeni Kilisesi, ortadokslarca içindeki kutsal su nedeniyle “AYAZMA” olarak anılmaktadır.
Plajlar
Akçay: Edremit’e 10 km uzaklıktadır. Sahil şeridi olup, kısmen çakıllıdır. Her yerinden fışkıran tatlı , soğuk suları ve artezyenleri ile ünlüdür.
Altınoluk: Edremit’e 28 km. mesafededir. Oksijen deposu özelliğini taşıyan yörede çok sayıda konaklama tesisi ve eğlence mekanları bulunmaktadır.
Kaplıcalar
Edremit – Güre Kaplıcası: Edremit’e 12 km, Akçay’a ise 3 km uzaklıktaki kaplıca sağlık ve dinlenme yeridir. Kaplıcanın orijinal bölümlerinde ilkçağ Roma hamamı özelliklerini taşıdığı görülmektedir. Suyun sıcaklığı 64*C olup, romatizma, kadın hastalıkları, cilt hastalıkları,guatr, kireçlenme, sedef, böbrek taşı ve kumları ile karciğer hastalıklarına iyi gelmektedir. Konaklama imkanı vardır.

Bostancı – Entur Kaplıcaları: Burhaniye’nin Edremit çıkışında ve Burhaniye’ye 10 km uzaklıkta son derece modern tesislerdir. Ortalama 51derece sıcaklıktaki yıkanma suyu Romatizma, siyatik, lumbago ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir. Burhaniye-Edremit yol ayrımında olduğundan ulaşım kolaydır.

Edremit – Derman Kaplıcası: Edremit ilçesine 3,5 km uzaklıkta olan kaplıca tesisinde 21 adet küvetli odada banyo imkanı mevcuttur. Kaplıca suyu çeşitli kadın hastalıklarına, romatizmaya ve içilmek suretiyle böbrek taşı rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.

NE YENİR?
İlin höşmerim tatlısı ve Susurluk ayranı meşhurdur.
NE ALINIR?
İlin höşmerim tatlısı, kolonyaları, Yağcı Bedir halısı alışverişte alınması önerilen özgün ürünlerdir.
YAPMADAN DÖNME
Şeytan Sofrasında günbatımı izlemeden,
Cunda Adasında balık yemeden, Avşa şaraplarının tadına bakmadan
İlçe plajlarında denize girmeden,
Kaplıcalarından yararlanmadan,
Höşmerim tatlısı yemeden, Susurluk ayranı içmeden,
Kolonya ve almadan,Sındırgı’dan Yağcı Bedir halısı almadan,
…Dönmeyin

Ağrı Turizmi Hakkında Bilgiler

GENEL BİLGİLER
1650 metre yüksekliğindeki bir yaylada yer alan Ağrı, ismini yanında heybetle görünen dağdan almaktadır. Türkiye’ye en tepeden bakabileceğiniz ve doğuya açılan kapısı Ağrı, tarih boyunca çok sayıda kavim ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Ağrı ili, yazın dağcılık ve doğa yürüyüşüne, kış mevsiminde kayak sporuna elverişli parkurlara sahip efsanevi dağı ile doğunun turizm merkezleri arasındadır
Nuh’un Gemisinin İzi
Türkiye-İran transit yoluna 3.5 km. uzaklıkta, Ağrı Dağı’nın güneyinde Telçeker ile Meşar köyleri arasında yer alan doğal bir anıttır. Bu anıt gemiye benzer bir siluettedir. Başta Amerikalı araştırmacı James Irwin olmak üzere birçok araştırmacı büyük tufandan sonra Nuh’un gemisinin buraya oturduğu yönündeki iddiaları araştırmak üzere kutsal geminin kalıntılarını bulmak için 1983 yılından itibaren çalışmalara girişmişlerdir. Kültür Bakanlığı gemi kütlesine benzeyen bu jeomorfolojik yapının “Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı” özelliği taşıması münasebetiyle 1987′de 3657 sayılı kararı ile burayı doğal SİT alanı ilan etmiştir

Mağaralar
Buz Mağarası: Küçük Ağrı Dağı eteğinin bittiği düzlükte bulunmaktadır. Doğubayazıt-Gürbulak transit yolunda Hallaç köyü yolu sapağına 3 km. mesafededir. Örneğine çok az rastlanılabilecek doğal bir anıt durumundaki mağara toprağın 15-20 m. derinliğinde yer almakta olup 100 m. uzunluğa ve 50 m. genişliğe sahiptir. Mağara içinde insan büyüklüğünde buzdan dikitler yer almakta ve bu dikitler ışık altında farklı renklere bürünmektedir.

Meya Mağaraları: Diyadin’e 15 km. uzaklıkta bulunan, kayaların insan eliyle oyularak barınma, ibadet ve diğer yaşamsal faaliyetlerin gerçekleştirilmesi amacına yönelik olarak yapılmış mağaralardır. Eski bir yerleşim merkezi olan bu mağaralar bütün olarak ele alındığında adeta bir anıt kent niteliğinde olup, değişik inanç ve kültürlerin izlerini taşımaktadırlar. Oldukça geniş olan mağaralarda kilise ve mezar kalıntıları ve su kanalı bulunmaktadır. Tokluca Kalesi’nden yer altına inen merdivenler aracılığı ile bu mağaranın bağlantısı olduğu düşünülmektedir.

Kaleler
Tokluca Kalesi: Diyadin ilçesine 19 km. mesafede bulunan Tokluca köyünün hemen arkasındaki tepe üzerinde bulunmaktadır. 100-150 m. uzunluğunda bütün bir kaya kütlesi gibi duran kale 2 m. uzunluk ve genişliğindeki taşlardan yapılmıştır. Kalenin üstünde yer alan 3 m. genişliğindeki bir giriş deliğinden 30 basamaklı merdivenle kale içindeki sahanlığa inilmektedir. Bu sahanlıktan üç ayrı yeraltı tüneline açılan giriş kapıları ve merdivenler bulunmaktadır. Bu tünellerden birine 70 basamaklı, diğerine de 350 basamaklı merdivenle inilmekte olup bu tünellerin Meya Mağaraları’na ulaşmakta kullanıldığı tahmin edilmektedir.
Kan Kalesi: Tutak ilçesinin 15 km. batısında eski adıyla “Kalekule” denilen Dönertaş köyü yakınlarında bulunmaktadır. Hangi tarihte ve kimler tarafından yaptırıldığı bilinmeyen kale “Kale-i Hum” adıyla da bilinmektedir.
Doğubayazıt Kalesi: Eski Beyazıt’ın kuzey doğusundaki Belleburç denilen yerde, kayalar üzerinde, Doğubayazıt’ın 5 km. doğusundadır.
Kaledeki Urartu mezarları ve antik çağlara ait kalıntılar, buranın antik kent olduğunu göstermektedir.
Kaleyi inşa edenler ya da yapım tarihi ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır.
Diyadin Kalesi: Diyadin ilçe merkezinde Murat Nehri kıyısındaki kayalıklarda kurulmuş olan kale, Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sine göre Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Ziyaüddin tarafından yaptırılmıştır. Gerçekte ise, kullanılan malzemeler ve yapılış tarzı, Urartular tarafından inşa edildiğini göstermektedir. Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlılar döneminde onarım görmüştür.
Havaran Kalesi: Hamur ilçe merkezinde bulunmaktadır. Hamur Deresi’nin üzerindeki kayalıklara kurulmuştur. Dereden yüksekliği 100 m. civarındadır. Selçuklu dönemine ait olan kale içinde cami, kalebeyi konağı, deve hanları ile kaleden 400 m. uzaklıkta ve kaleden daha yüksek bir tepe üzerinde gözetleme kulesi bulunmaktadır.
Şoşik Kalesi: Hamur ilçesine 35 km. uzaklıkta bulunan Karlıca köyündeki sarp kayalıklar üzerine kurulmuş bir kaledir. Kalenin ne zaman ve kimler tarafından yaptırıldığı kesin olarak bilinmemekle beraber Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde kaleden “Azerbaycan Hükümdarı Ziyaüddin tarafından yaptırılmıştır” şeklinde bahsedilmektedir. Kale içerisinde ibadethane, hamam, gözetleme kulesi, zindanlar ile su kulesi bulunmaktadır. Kale Karakoyunlular zamanında tamir görmüştür.
Kız Kalesi: Şoşik Kalesi’nin 2 km. doğusundaki bir tepe üstünde yer alan kalenin Şoşik kalebeyinin kızı için yaptırıldığı rivayet edilmektedir.
Küpkıran (Harabe Göl) Kalesi: Ağrı il merkezinin 20 km. doğusunda yer alan Yukarı Küpkıran köyü ile Harabegöl köyü arasında bulunmaktadır. Büyük kesme taşlardan yapılmış mazgallı bir kaledir. Eski ve önemli bir yerleşim yeri olan Harabegöl köyünün depremler ve toprak kaymaları sonucunda batmasıyla oluşan çukura zamanla su dolması nedeniyle köyün yakınında bulanan kaleye bu ad verilmiştir.
Toprakkale: Eleşkirt ilçesinin 14 km. doğusunda Toprakkale köyünde bulunmaktadır. Urartulara ait olan kalenin tapınak ve yerleşim yerleri tamamen yok olmuş, günümüze ancak burç ve duvar kalıntıları kalmıştır.
Anzavur Kalesi: Patnos ilçesinin 2 km. kuzey batısındaki Anzavur Tepesinde bulunan kale, Urartu medeniyetine ait olup M.Ö. 8. yüzyılda yapılmıştır. Kalenin duvarları Urartu Kralı Menua, tapınak kısmı ise İşpuini tarafından inşa ettirilmiştir

Cami, Kümbet ve Kiliseler
Beyazıt Eski Camisi (Cami-i Gevher Digar): Beyazıt Kalesi’nin güney eteğinde Birinci Selim tarafından yaptırıldığı kabul edilen camidir. Caminin yer aldığı vadi yamacı düzeltilerek duvar örülmek suretiyle düz bir platform oluşturulmuş ve üzerine bina inşa edilmiştir. Kesme taştan inşa edilen cami 15×15 m. boyutlarında kare planlı ve tek kubbelidir. Yapıda kahverengi, sarı ve beyaz renkte taşlar karışık bir biçimde kullanılmıştır. Caminin giriş kapısı, beden duvarları, mihrabı, son cemaat yeri duvar payları, kubbeye geçiş sistemleri duvarlardaki kemerler, pencereler ve minare estetik bir sadelikte yapılmıştır.
Toprakkale Camisi: Toprakkale köyünde 1684 tarihinde Mirza Bin Adbi Paşa’nın yaptırdığı camidir. Höyüğün güney yamacındadır.
Sürmeli Mehmet Paşa Türbesi: Hamur ilçesi merkezinde olup, Osmanlı döneminde inşa edilmiştir. Beyaz, yumuşak taştan yapılan kümbetin duvarlarında iki sıralı kırmızı taştan kuşak mevcuttur.
Üç Kümbetler: Üç kümbetlerden birisi Patnos ilçesine 2 km. mesafede olan Ziyaret, ikincisi Süphan Dağı eteğindeki Taşkıran, üçüncüsü de Dedeli bucağının Acım köyündedir.
Hamur Kümbeti: Hamur ilçe merkezinin kuzeydoğusunda, Ağrı-Van yoluna 300 m. uzaklıktadır. Selçuklu kümbetlerinden ayrı bir mimari tarzda, altı (gövde kısmı) dikdörtgen, üstü balık sırtı biçimindedir. Kümbetin 18. yüzyılda İshak Paşa’nın torunlarından İbrahim Paşa tarafından yapıldığı söylenmektedir.
Karagöz Kilisesi: Tutak ilçesinin 26 km. batısındaki Dayıpınarı köyü yakınında kayalar oyulmak suretiyle yapılmış bir yeraltı kilisesidir.
Üç Kilise: E-23 karayolunun hemen güneyinde olan Taşlıcay ilçe merkezine 18 km. uzaklıktaki Taşteker köyündedir.

NE YENİR?
Ağrı yöresinde hayvancılığın büyük çapta olması nedeniyle hayvan ürünleri büyük miktarda kullanılmaktadır. Ağrı zengin bir mutfak kültürüne sahiptir. Saç kavurma en meşhur yemeğidir. Gosteberg buğulama, Abdigör köftesi, Hengel, haşıl, erişte, kuymak, kete, bişi, erdek, hasude, bulgur pilavı, yalancı köfte, ekmek aşı,lalanga, ayran aşı, halise,çiriş ketesi, murtuğa ve ağızyakan ve deveci çorbası gibi yöreye özgü yemekleri vardır.
NE ALINIR?
Ağrı’da küçükbaş hayvancılığın fazla yapılması nedeniyle halıcılık en önemli el sanatıdır. Bunun yanında kilim, kazak, keçe ve çorap gibi el sanatları da vardır.
YAPMADAN DÖNME
İshak Paşa Sarayı’nı görmeden,

Dağcılar için, Türkiye ve Avrupa’nın en yüksek dağı olan Ağrı Dağına çıkmadan, (izin almayı unutmayın)

Abdigör Köftesini tatmadan,

Kış ayları için bir kaç çift tiftik eldiven ve çorap almadan …

Dönmeyin

Afyon Turizmi Hakında Bilgiler

GENEL BİLGİLER

Afyon, Anadolu’da kuzeyi güneye, batıyı da doğuya bağlayan doğal bir düğüm noktası konumundadır. Zengin tarihi geçmişi olan kent bir turizm merkezi olma potansiyeli taşımaktadır.
ÖREN YERLERİ

İhsaniye Ayazini Kasabası (Metropolis): Afyon-Eskişehir karayolunun 27.km.den sağa doğru 4.7 km. gidilerek ulaşılan Ayazini kasabasının Frigler Dönemi’nden beri yerleşim yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir. Roma ve Bizans Dönemleri’ne ait aile ve tek kişilik kaya mezar odaları, Bizans Dönemi’ne ait kiliseler ve kaya yerleşimleri arazinin elverişli olması nedeniyle oyularak yapılmış eserleridir. Aslanlı mezar odaları, sütunlu mezar odaları ile kayaya oyulmuş kilise ve şapeller bulunmaktadır.
İhsaniye Döğer Yerleşim Yeri: İhsaniye ilçesine 12 km. uzaklıktaki Döğer kasabası Frigler Döneminden beri yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Aslankaya, Kapıkaya I ve II, Tanrıça Kybele adına yapılmış açık hava tapınağı özelliğinde M.Ö.7.yüzyılda yapılmış kaya anıtları ile Asar ve Eski Döğer’de Frig yerleşim yerleri vardır. Roma ve Bizans Dönemi’ne ait kaya yerleşim ve mezar odaları ile kiliseler çevrede oldukça çok görülmektedir.
Synnada: Şuhut ilçe merkezinde bulunan kent, Roma ve Bizans dönemlerinde Frigya’nın başkenti olmuş büyük bir kenttir. Roma döneminde yarı özerk bir konuma ulaşmış olan kentte, imparator adına ve Hieropolis’le ortaklaşa, gümüş Cistophorus ve bronz sikkeler bastırılmıştır.
Apameia Kibotos Antik Kenti: Bugünkü Dinar ilçesinde bulunan kentin daha önceki adı Kelainai’dir. Roma döneminde Apameia Kibotos adını almıştır. Şehir M.Ö. 6. yüzyıldan itibaren önemli bir merkez olmuştur. Efes’ten sonra ikinci büyük kent olduğu bilinmektedir. Anıtsal yapıtlardan olan stadyum ve tiyatro kısmen özelliğini koruyarak kalmıştır. Efes’le birlikte bastırdığı bronz sikkeler de vardır. Yarı özerk olarak imparator adına sikkeler bastırmıştır.
Dokimaia Antik Kenti (İscehisar): İscehisar ilçe merkezinde, Makedonyalılar tarafından kurulmuş bir kenttir. Roma döneminde yarı özerk konumuyla, imparator adına bronz kent sikkeleri bastırılmıştır.
Yedi Kapı Kaya Yerleşim Yeri: Bolvadin-Emirdağ karayolu üzerinde, Bolvadin Kemerkaya kasabasının 3 km. kuzeyinde karayolunun 1 km. doğusunda yer almaktadır. Çalışmalar sırasında askeri garnizon veya idari binalar olabileceği tahmin edilen kayaya oyma kompleks yapı grubu ile halkın sığınak olarak kullandıkları yeraltı kentinin bir bölümü ortaya çıkarılmıştır. Geç Roma ve Erken Bizans Dönemi’ne tarihlenen yerleşimdeki çalışmalar devam etmektedir.
Pentapolis Kentleri
Bruzus: Sandıklı ilçesi Karasandıklı köyünde bulunan kent Pentapolis olarak adlandırılan beş kentten birisidir ve kentlerin kuzeyinde yer almaktadır.
Eucarpeia: Sandıklı ilçesi Emirhisar köyünde bulunan Pentapolis kentlerinden biridir.
Hierapolis: Sandıklı ilçesi, Koçhisar köyünde bulunan Pentapolis kentlerinden biridir. Aynı zamanda Phrygia Salutaris (Şifalı Frigya)’nın merkezidir. “Kutsal Kent” olarak adlandırılmıştır.
Otrus: Hocalar ilçesi Yanıkören köyünde kurulmuş Pentapolis kentlerinden biridir.
Stectorıum: Sandıklı ilçesi Menteş kasabasında kurulan Pentapolis kentlerinden biridir.
Ococleia: Şuhut ilçesi Karacaören köyünde bir kenttir. Roma Dönemi’nde yarı özerk konumuyla, imparator adına ve Bruzus kentiyle ortaklaşa bronz kent sikkeleri bastırmıştır.
Lysias: Şuhut ilçesi Arızlı köyünde bir kenttir.
Metropolis: Dinar ilçesi Tatarlı kasabasında kurulmuş, bir kenttir; Campus Metropolitanus veya Frig Metropolisi adıyla bilinir.
Cidyessus: Sincanlı ilçesi Küçükhöyük kasabasında Höyük mevkiindedir.
Prymnessus: Merkez ilçe Sülün köyünde Frigler tarafından kurulmuş büyük kentlerdendir. Afyon Arkeoloji Müzesinde bulunan devasa boyutlu Herkül heykelinin bulunduğu antik kenttir.
Sanaus: Dazkırı ilçesi Sarıkavak köyünde kurulmuş bulunan bir kenttir.

Kaleler
Afyon Kalesi: Kalenin tarihi M.Ö.1350 yıllarına kadar inmektedir. Kale zirvesinde Ana Tanrıça Kybele’ye adanmış bir çok tapınma yerleri ile 4 adet büyük sarnıç (su çukurları) bulunmaktadır. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad zamanında kale komutanı Ulumar Bedrettin Gevhertaş tarafından onarılmış, ayrıca kaleye küçük bir mescid ile yanına saray yaptırılmıştır.

Sandıklı Kalesi: Germiyanoğulları Sultanı Yakup Bey tarafından yaptırılmış olan kale, Eski Tunç Çağı’ndan beri yerleşim yeri olmuş bir höyük üzerine inşa edilerek üç kat sur ile çevrilmiştir. Günümüze ulaşmış tek parçası, 8-10 metrelik sur duvarıdır.

İscehisar – Kırkinler ve Seydiler Kalesi: İscehisar ilçesi, Seydiler köyü içinde bulunan kale ile Afyon-Ankara karayolunun 32.km. de bulunan Kırkinler kayalığı; Bizans Çağı’nda yapılmış yerleşim yeri, kilise, şapel ve mezar olarak kullanılmış kaya kütleleri vardır.

Avdalas Kalesi: Afyon Gazlıgöl Kaplıcası’ndan 10 km. uzaklıktaki Ayazini köyündedir. Tüf kayaya oyulmuş çok katlı ve çok odalı sarnıçlı bir kaya kütlesi olup, yerleşim yeri olarak kullanılmıştır.

Bayramaliler Kalesi: İhsaniye ilçesinin Döğer beldesi ile Bayramaliler köyü arasındadır. Bizans döneminde yerleşim yeri olarak kullanılmıştır.

Camiler
Ulu Cami: Camiikebir Caddesi’ndedir. Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahrettin Ali’nin oğlu Afyon Sancak Beyi Nasredüddin Hasan tarafından 1273 yılında yaptırılmıştır. Minberi, Emirhaç Bey, süslemeleri ise Nakkaş Mahmut Oğlu Hacı Murat tarafından yapılmıştır. Doğu, kuzey ve batı yönlerinde üç kapısı vardır, minaresi tuğladandır ve 40 ahşap sütun ve başlık üzerine oturtulmuş, düz toprak damlıdır. 1341’de onarılmıştır.

İmaret Camii: 1472 yıllarında Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Gedik Ahmet Paşa tarafından Mimar Ayas Ağa’ya yaptırıldığı bilinmektedir ve Osmanlı döneminin en güzel eserlerinden biridir. Üzeri altı sütun üzerine sivri kemerli sekizgen kasnaklı bir kubbeyle örtülüdür. 1795’te onarımı yapılmıştır.

Mısri Camii: Akşemseddin’in halifelerinden Abdurrahim Karahisari adına Şahkancioğlu Evliya Kasım Paşa tarafından 1466 yılında yaptırılmıştır. Tek kubbeli mescit biçimindeyken, sonradan etrafı açık dört kubbeli cemaat bölgesi eklenerek camiye dönüştürülmüştür.

Ot Pazarı Camii: Tuzpazarı Caddesi’nde, sebze hali (bugünkü Belediye Çarşısı) bitişiğindedir. 1590’da Tellalzade Süleyman Çavuş yaptırmış, yıkılan minaresi 1958’de yenilenmiştir. Kesme taş ve kare planlı tek kubbelidir. Kuzeyde camla kaplı olan son cemaat yeri sonradan eklenmiş olup, üç sivri kemer üzerine üç kubbeyle örtülmüştür. Minaresi tek şerefelidir. Mihrabı sonradan yapılmış ve beyaz mermerle kaplıdır.

Yeni Cami: Çarşı içindedir. 1711 yılında Abdi Çavuş tarafından yaptırılmıştır. 1839 yılında onarılmış ve Yeni Cami adını almıştır. Medresesi günümüzde ilköğretim okulu olarak kullanılmaktadır.

Türbe Camii: 1710 yılında mevlevihane olarak kurulmuştur. 1844 yılında Abdülmecit’in ve 1905 yılında II. Abdülhamit’in emriyle onarılmıştır. Konya dergâhından sonra ikinci dergâh olarak kabul edilmektedir. Günümüzde cami olarak hizmet vermektedir.

Sandıklı Ulu Camii: Sandıklı ilçe merkezinde, çarşı içinde önce mescit iken sonradan camiye dönüştürülmüştür. Cami, Bahaddin Ömer Bin Alaaddin tarafından Mimar Aydemir’e 1379 yılında yaptırılmıştır. Kare planlı tek kubbeli minareli bir yapıdır. Daha sonra da son cemaat yeri eklenmiştir.

Sinan Paşa Camii: Sincanlı ilçesindedir. 1525 yılında Lala Sinan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bahçesinde Lala Sinan Paşa türbesi vardır.

Rüstem Paşa Camii: Bolvadin ilçesindedir. Sadrazam Rüstem Paşa 1500-1560 yıllarında Mimar Sinan’a yaptırmıştır.

Kervansaraylar
İshaklı (Sahipata) Kervansarayı: Sultandağı ilçesinin İshaklı bölgesindedir. 1249 yılında II. İzzettin Keykavus’un vezirlerinden Sahipata Fahrettin Ali tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan yapılan kervansarayın avlusunun etrafında odalar ve ortasında köşk mescidi bulunmaktadır.

Döğer Kervansarayı: İhsaniye ilçesinin Döğer beldesindedir. 1434 yılında II. Murat tarafından yaptırılmıştır. Alt katında ahır, üst katında ise yolcu konaklama odaları bulunmaktadır.

Çay Kervansarayı: Çay ilçesinde bulunan yapı Selçuklu dönemi taş mimarisi örneklerindendir. Avlulu ve kapalı kervansaray tiplerindendir. Avlusu tahrip olmuş, yalnızca kışlık kapalı kısmı ayakta kalmıştır. Merkezde dört fil ayağı ve çevresinde on iki ayak üzerinde tonoz örtülü ışıklıklı, kale görünümlü, kâgir bir yapıdır.

Eğret Kervansarayı: Anıtkaya kasabasındadır. Selçuklu ve Osmanlı kervansaraylarına benzememektedir. Germiyanoğulları dönemi yapıtı olduğu tahmin edilmektedir

Mağaralar
Kurtini Mağarası: Sandıklı ilçesinden 34 km. uzaklıkta, Bökenin yurdu denilen bölgededir. 1700 m. yükseklikte orman içerisinde bulunan mağara tahminen 300 m. uzunluğundadır. Daha uzun olduğu tahmin edilen mağaranın tavanının göçmesiyle ikinci bölüme girilememiştir. Aynı bölgede Menteş kasabasına yakın bir mevkide Oktur Mağarası da bulunmaktadır.

Buzluk Mağarası: 2500 m’yi bulan Sultandağları’nın zirvesindeki mağara, yüzyıllardan beri sadece yaz sıcağında buz eritebilmektedir. Buzluk Mağarası, Sultandağı ilçesine bağlı Dereçine kasabasının güneyinde Sultandağları’nın 2519 m. ile en yüksek yeri olan kuzeybatı zirvelerinde yer alan bir doğa harikasıdır. Sadece yazın çıkılabilmektedir.

İnsuyu Mağarası: Bolvadin’e 7 km. uzaklıkta, Dipes köyü, Karakaya yöresindedir. İki kat ortalama onar metrekarelik odalar halindedir. Sarkıt ve dikitlerle dolu olan mağaradaki berrak ve tatlı suyun bazı akciğer hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir

Kaplıcalar
Önemli Kaplıcları Hüdai Termal Turizm Merkezi, Gazlıgöl Termal Turizm Merkezi ve Ömer ve Gecek Termal Turizm Merkezi’dir.

AMASYA turizmi hakkında bilgiler

AMASYA
GENEL BİLGİLER
Orta Karadeniz’de, Yeşilırmak vadisi Harşena Dağı eteklerine kurulan Amasya, 7 bin yılın üzerindeki eski tarihi boyunca krallık başkentliği yapmış, bilim adamları, sanatkarlar, şairler yetiştirmiş, şehzadelerin eğitim gördüğü bir belde olmuştur.
Kurtuluş savaşının başlangıç temelleri de Amasya’da atılmıştır. Amasya, tarihi ve kültürel zenginlikleri yanı sıra, özellikle Yeşilırmak kıyısına yapılmış Yalıboyu evleri ile dikkat çekmektedir.
Dünyanın en güzel Misket elması, kirazı, şeftalisi ve bamyasının üretildiği, tarih ve doğanın birlikte bulunduğu ilginç bir antik kent görmek istiyorsanız sıcak kanlı ve misafirperver Amasya sizi bekliyor.
KonaklarHazeranlar Konağı : Yalı boyu evleri dizisindeki en güzel konak olan Hazeranlar Konağı Osmanlı döneminin en zarif sivil mimari örneklerinden birisidir. Konak Defterdar Hasan Talat Efendi tarafından kız kardeşi Hazeran Hanım adına 1872 yılında yaptırılmıştır. Diğer kapı Hatuniye Cami avlusu ile bağlantılıdır. Çift kanatlı selamlık kapısından alçak tavanlı bir mekana girilir. Dört köşede birer oda ve odaların arasında orta sofanın uzantıları eyvanlar yer alır. Batı eyvanlarını giriş kata bağlayan sade korkuluklu ahşap merdivenler işgal eder. Katlarda oturma ve yatak odaları, avlu, kahve odası, ocaklı oda, ebeveyn ve selamlık odaları ile hela sofa etrafında yer almaktadır.
Kaleler, Kaya Mezarları
Amasya Kalesi: Şehrin ve Yeşilırmağın kuzeyinde bulunan Harşane Dağı adlı dik kayalıklar üzerindedir. Kalenin Belkıs, Saray, Maydonos ve Meydan adlarına dört kapısı, kale içinde Cilanbolu adlı su kuyusu, sarnıç, zindan bulunmaktadır.
Kaleden 70 m. aşağıda Yeşilırmağa ve kral mezarlarına kadar uzanan M.Ö. III. yüzyıla ait merdivenli yer altı yolu, burç ve cami kalıntıları vardır.

Kral Kaya Mezarları: Amasya Kalesi eteklerinde düz bir duvar misali dikine uzanan kalker kayalara oyularak yapılmış olan 5 adet mezar, yapıları ve mevkileri itibariyle ilk bakışta dikkati çekmektedir.
Çevreleri oyularak ana blok kayadan tamamen ayrılmışlar ve kaya bloklarına merdivenlerle bağlanmışlardır.
Vadi içerisinde irili ufaklı toplam 18 adet kaya mezarı bulunmaktadır. Amasya’da doğan ünlü coğrafyacı Strabon’un (M.Ö. 63-M.S. 5) verdiği bilgiye göre kaya mezarları Pontus krallarına aittir.

Aynalı Mağara (Kaya Mezarı): Çevre yolunun Samsun güzergahından sağa ayrılan Ziyaret beldesi yolu üzerinde, şehir merkezine yaklaşık üç kilometre uzaklıktadır. Kral Kaya Mezarlarının en iyi işlenmiş ve tamamlanmış olanıdır.
Tonoz kısmında 6′sı sağda, 6′sı solda olmak üzere 12 havari tasviri ile kuzey ve güney duvarlarında bir takım kadınlı erkekli figürler, doğu cephesinde ise İsa, Meryem ve Yoannes’ten oluşan bir kompozisyon bulunmaktadır.

Ferhat Su Kanalı: Kentin su ihtiyacını karşılamak için Helenistik dönemde yapılmış olan su kanalı yaklaşık 75 cm. genişliğinde 18 km. uzunluğundadır. Terazi sistemine göre kanallar oyularak, tünel açılarak bazı yerlerinde duvarlar örülerek inşa edilmiştir.

Medreseler
Bimarhane (Darüşşifa): İlhanlı döneminden günümüze ulaşan tek eserdir. İlhanlı Hükümdarı Sultan Mehmet Olcaytu ve hanımı Ilduz Hatun adına 1308 yılında yaptırılmıştır. Yapının özellikle ön cephesi sanat bakımından değerlidir. Sadece Amasya Bimarhanesine mahsus bir özellik olan kapı kilit taşında diz çökmüş vaziyette insan kabartması mevcuttur. Sultan II. Bayezid Külliyesi:Sultan II. Bayezid adına 1485-86 yılında yaptırılan külliye; cami, medrese, imaret türbe ve şadırvandan oluşmaktadır. Her iki minare hizasında bulunan yaşlı çınar ağaçlarının külliye ile yaşıt olduğu tahmin edilmektedir.


Haliliye Medresesi:
Gümüşhacıköy İlçesi Gümüş Beldesi merkezinde bulunan eser, Çelebi Sultan Mehmed’in Beylerbeyi Halil Paşa tarafından 1413 de yaptırılmıştır. Kare planlı kapalı avlulu bir medresedir.

Kapı Ağa Medresesi:Sultan II. Bayezid’in Kapı Ağası Hüseyin Ağa tarafından 1488 yılında yaptırılmıştır. Ön Asya ve Selçuklu mezar anıtlarında görülen sekizgen plan şeması fonksiyon itibariyle ilk defa bu medresede tatbik edilmiştir.

Diğer Medreseler;

- Gökmedrese 1267)
- Çelebi Mehmed Medresesi (1415) Merzifon
- Büyük Ağa Medresesi (1488)
- Küçük Ağa Medresesi (1463- 1464)
- Hakala Yolpınar Köyü Kasım Bey Medresesi (1463- 1464)

Camiler
Burmalı Minare Cami, Gökmedrese Cami görülmeye değerdir.Amasya’nın diğer önemli camileri Gümüşlü Cami, Bayezid Paşa Cami, Yörgüç Paşa Cami, Sofular Abdullah Paşa Cami,Şirvanlı (Azeriler) Cami, Abide Hatun Cami ve Halifet Gazi Kümbetidir. Amasya Camileri

Gök Medrese Cami (Merkez)

Selçuklu valilerinden Torumtay’ın (1267) Amasya’da yaptırdığı
kabul edilen Gökmedrese Cami, belirli şekilde derinliğine uzanan, kubbe ve tonozlarla örtülü, üç nefli bir yapıdır. Kesme taş mimarisi, olgun nispetleri ve sade süslemeleriyle ağırbaşlı ciddi bir üsluptadır. Caminin çok uzun olan giriş bölümü medrese olarak kullanılmıştır.

Burmalı Minare Cami (Merkez)

Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Vezir Ferruh ve kardeşi Haznedar Yusuf tarafından 1237-1247 yıllarında yaptırılmıştır. Girişin sol tarafındaki cepheye bitişik sekizgen biçimli klasik Selçuklu kümbeti ve sonradan eklenmiş burmalı minaresi caminin belirgin özelliklerindendir. Sultan II. Bayezıt Külliyesi (Merkez)
Sultan II. Bayezıt adına 1485-86 yılında yaptırılan külliye; cami, medrese, imaret türbe ve şadırvandan oluşmaktadır.
XV. yüzyılın son çeyreğinde yapılan, yan mekanlı (L planlı) cami mimarisinin gelişmiş son örneğidir. Caminin iki minaresi vardır. Batıda medrese, doğuda imaret ve konukevi vardır. Her iki minare hizasında bulunan yaşlı çınar ağaçlarının külliye ile yaşıt olduğu tahmin edilmektedir.

Diğer Camiler;
- Fethiye Camii (Bizans- Danişmend 11. Yy.)
- Gümüşlü Camii (1326)
- Saraçhane Camii (1372)
- Çilehane Camii (1413)
- Medreseönü Camii (1427) Merzifon (II. Murad Camii)
- Yörgüç Camii (1428)
- Yörgüç Rüstem Paşa Camii (1429) Gümüş
- Hızırpaşa Camii (1466)
- Kilari Süleyman Ağa Camii (1489)
- II. Bayezid Külliyesi (1486)
- Mehmet Paşa Camii (1486)
- Şamlar Ayas Ağa Camii (1495)
- Sofular Abdullah Paşa Camii (1502)
- Hatuniye Camii (1510)
- Pir Mehmet Çelebi Camii (15. Yy.)
- Temenna Mescidi (1567)
- Sofular Camii (15- 16. Yy.) Merzifon
- Bozacı Camii (16- 17. Yy.) Merzifon
- Merzifonlu Kara Mustafa Paşa C. (1666)
- Darphane Camii (18. Yy.) Gümüş
- Maden Camii (1800) Gümüş
- Azeriler Camii (1876- 1895)

Ahşap Camiler
- Abide Hatun Camii (1680)
- Eyüp Çelebi Camii (1725) Merzifon
- Hacı Hasan Camii (1714) Merzifon
- Çay Camii(1774)
- Eski Kışlacık Köyü Camii (1865)
- Aşağı Baraklı Camii (1870)
- Kaleköy Camii (1870)
- Yukarı Baraklı Camii (1875)
- Ziyaret Camii (19. Yy.)
- Şıhlar Köyü Camii (1924)
- Eliktekke Köyü Camii (1928)
- Müftü Camii (20. Yy.) Gümüşhacıköy
- Kızılca İstasyon Camii (1956)
Han, Hamam ve Çarşılar
Ezine Han : Amasya – Tokat Karayolunun 35. km.sinde bulunan Ezinepazar beldesi içerisinde yolun sol yanındadır. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad’ın hanımı Mahperi Hatun tarafından yaptırılmıştır.
Taşhan: Merzifon ilçesinde, 17. yüzyıl mimarı üslubunda dikdörtgen planla yapılmıştır.
Bedesten : Merzifon ilçesinde, dikdörtgen planlı, kubbeli dış cephelerde dükkanlarla çevrilidir.
Eski Hamam: Merzifon ilçesindedir. Kitabesine göre 1678 yılında yaptırılmıştır.

Diğer Hamamlar;
- Karsavul Hamamı (Roma)
- Yıldız Hamamı (13. Yy.)
- Arkut Bey Hamamı (13. Yy.)
- Çifte Hamam- Merzifon (1388)
- Hızırpaşa Hamamı (15. Yy.)
- Mustafa Bey Hamamı (1436)
- Kumacık Hamamı (15. Yy.)
- Çukur Hamamı (15. Yy.)
- Sinan Paşa Hamamı- Uluköy (15. Yy.)
- Kızlar Sarayı Hamamı (15. Yy.)
- Gediksaray Hamamı (15. Yy.)
- Ziyaret Hamamı (15. Yy.)
- Çayüstü Köyü Hamamı- Suluova (15. Yy.)
- Maarif Hamamı- Merzifon (16. Yy.)
- Maarif Hamamı- G. Hacıköy (16. Yy.)
- Paşa Hamamı- Merzifon (1677)
- Tuz Pazarı Hamamı- Merzifon (1677)
- Ekin Pazarı Hamamı- G. Hacıköy (1658)
- Eski Hamam- Gümüş (19. Yy.)
Kaplıcalar
Terziköy Kaplıcası ilin önemli kaplıcasıdır. Gözlek Kaplıcası, Hamamözü (Arkut Bey) Kaplıcası ve Ilısu Kaplıcası diğer kaplıcalarıdır.
Terziköy Kaplıcası
Yeri : Amasya’nın güneyinde belediye ve mücavir saha dışındadır.

Ulaşım : Amasya il merkezine 30 km. uzaklıktadır

Suyun Isısı : 37oC

PH Değeri : 6,6

Özellikleri : Bikarbonatlı, Kalsiyumlu, kısmen Karbondioksitli bir bileşime sahiptir.

Yararlanma Şekilleri : İçme ve banyo kürleri

Tedavi Ettiği Hastalıklar : Romatizma, mide ve bağırsak, böbrek ve idrar yolları, beslenme bozukluğu gibi hastalıklarda olumlu etki yapar.

Konaklama :90 yataklı bir motel tesisi mevcuttur

NE YENİR?
Amasya tarihi, köklü bir kültür düzeyi yanında ekolojik yapısı itibariyle zengin bir bitki örtüsüne, dolayısıyla da zengin mutfak kültürüne sahiptir. Yöreye özgün yemekler arasında, çatal çorba, cırıkda-cızlak (akıtma), helle çorbası, ekmekaşı (papara), kesme ibik çorbası, toyga çorbası, cilbir, bakla dolması, hengel (kıymasız mantı), pancar (pastırmalı), kabak kabuklu pilav, sirkeli ciğer, yuka tatlısı (yufka patlıcanlı pilav tatlısı), gömlek kadayıfı, halbur tatlısı, zerdali gallesi, vişneli ekmek (Amasya çöreği), sini su böreği (Amasya usulü) ve Yakasal böreği sayılabilir.

NE ALINIR?
Amasya’dan El askısı yazma, yemeni, ev yapımı kuşburnu ezmesi, pirinç ve elma alınması önerilir.

YAPMADAN DÖNME
Amasya Müzesinin Mumyalar bölümünü ve Hitit Tanrı Heykelini (Teşup) görmeden,
Yeşilırmak Yalıboyu’nda Amasya Evlerini gezmeden,
Kral Kaya Mezarlarını ziyaret etmeden,
II. Bayezid Külliyesi, Bimarhaneyi gezmeden,
Borabay gölünü görmeden,
Amasya Misket elması yemeden,
…Dönmeyin

TURİZM BAKANLIĞI SİTESİNDEN ALITI YAPILARAK DÜZENLENİLMŞTİR

Botanik Turizmi Hakkında Bİlgiler

BOTANİK TURİZMİ


Çeşitli coğrafi özellikleri, coğrafi farklılığın getirdiği iklim çeşitliliği, üç kıta arasında doğal bir köprü olması, Anadolu Yarımadası’nı dünyada benzerine az rastlanan bir bitki çeşitliliğine sahip kılmıştır. Avrupa’nın tamamında varolan bitki sayısı toplam 12.000 adet iken bu sayı ülkemizde 9.000 adettir.
Ülkemiz bitki çeşitliliği açısından ise Avrupa’dan üstündür. Zira dünyada sadece belli bir bölgede yetişen veya anavatanı belli bir bölge olan (endemik) bitkiler açısından ülkemiz Avrupa’dan üstün olmanın da ötesinde dünyanın birkaç bölgesinden biridir. Avrupa’nın endemik bitki sayısı toplam 2.750 adet iken bu sayı ülkemizde 3.000 adettir. Sadece Antalya ilimizdeki endemik bitki sayısı 600′dür. İngiltere’nin toplam bitki sayısı 2.000 dir (Ülkemizde 9.000). Akdeniz ülkelerinden İspanya ile Eski Yugoslavya’nın 500′er adet endemik bitkiye sahip olduğu bilinmektedir. Toplam bitki sayısı bazında Bulgaristan’ın 3.650, Yunanistan’ın 5.000, Kıbrıs’ın 2.000, Suriye-Lübnan’ın 3.500 Irak’ın 4.000, İran’ın 8.000, Fransa’nın 4.500, Almanya’nın 2.500,İtalya’nın 5.600, İspanya’nın 5.000, Romanya’nın 3.400 İngiltere’nin 2.000, Macaristan’ın 2.214, İzlanda’nın 377, Norveç’in 1715 adet bitkiye sahip oldukları bilinmektedir.

Ülkemizde en çok endemik bitkiye sahip 3 ilimiz 578 bitkiyle Antalya, 478 bitkiyle Konya ve 366 bitkiyle İçel’dir. Görüleceği üzere Antalya ili tek başına İspanya, Eski Yugoslavya gibi ülkelerden daha zengindir. İçel İlimizin de Endemik (ve Endemik olmayan) bitki zenginliği açısından çoğu Avrupa ülkesinden zengin olduğu kolayca tahmin edilebilir. Antalya ve İçel bir arada düşünülürse, bu iki ilimizin bitki potansiyeliyle Avrupa ülkeleri karşısında rakipsiz olacakları kolayca görülür.
Türkiye haricinde Avrupa’nın en çok endemik bitkisine sahip ülkesi Yunanistan 800 endemik bitkiye sahiptir. Rakip ülke olan İtalya’nın endemik bitki sayısı 712′dir. Japonya’nın endemik bitki sayısı 2.000, ABD’nin 4.036, İsviçre’nin ise 1′dir. Dikkat edileceği üzere ülkemizin vilayetleri Avrupa ülkeleri ile karşılaştırılabilmekte, ancak Avrupa kıtası toplamda Türkiye’den daha fakir kalmaktadır.

Türkiye’nin bitki zenginliğinin en önemli nedenlerinden biri, buzul çağlarında Anadolu’nun bitkiler için bir sığınak olmasıdır. Günümüzde de Türkiye hiçbir Avrupa ülkesinde olmayan bir şekilde 3 farklı bitki alanının kesişme noktasında yer almaktadır.Bu bitki alanları Akdeniz Bitki Alanı(Akdeniz ve Ege bölgelerini kapsamaktadır), Avrupa-Sibirya Bitki Alanı(Karadeniz ve Marmara bölgesini kapsamaktadır), İran-Turan Bitki Alanı(İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesini kapsamaktadır.)dır.
bu sebeblerden dolayı Türkiye botanik turizminde çok ilerlemiştir ve birçok turist botanik turizmi için Türkiyeyi tercih etmektedir…

alıntı….

Futbolun Turizme Katkıları

Yayla, kültür, golf, rafting derken futbol turizmi de son dönemin en dikkat çeken seçeneklerinden biri haline geldi. Bundan 10 yıl öncesine kadar 70 takımın tercih ettiği Antalya’ya bugün dünyanın her bölgesinden kulüpler akın ediyor. Bu yıl devre arasında Antalya’ya kamp için gelen takım sayısı 1100′den fazla. Bu takımların sadece otellere bıraktıkları döviz miktarı ise 40 milyon doları buluyor.

Havası, tesisleri ve hizmet kalitesiyle futbol takımlarını cezbeden Antalya’yı tercih eden takım sayısının her geçen yıl daha da yukarılara tırmanması bazı sıkıntıları da beraberinde getiriyor. Otel konusunda sorun yaşamayan kent için antrenman sahası bulamamak başlı başına bir problem.

Kamp için tercih yapan takımlar öncelikle otele ait bir spor kompleksi olup olmadığına dikkat ediyor. Antalya’da antrenman yapılabilecek çim saha sayısı toplam 350. Son dönemde inşa edilen oteller futbol pazarının büyüklüğünü dikkate alarak otellerinin yanında bir de futbol sahası kuruyor. Futbol sahası yeterli olan otellerin sorunu yok ancak saha bulamayan işletmeler çareyi köylünün toprağında arıyor.

Turizmciler, otellerinin yakınında bulunan ve en azından 50 dönümlük düz arazileri kiralayarak 5 yıldızlı antrenman sahaları yapıyor. Toprak sahipleri de halinden memnun. Anlaşmalar genellikle yıllık yapılırken, kira bedelleri ise aylık ödeniyor. Köylüler, 50 dönümlük arazileri karşılığında otellerden aylık 1000-1500 dolar arasında değişen kiralar alıyor.

Takımlar genellikle 30-50 kişilik bir ekiple geliyor. Ortalama kamp süreleri 10 gün. Oteller kulüplerle genellikle kişi başı anlaşma yapıyor. Rakam ise 10 gün için 1000 dolar seviyelerinde seyrediyor. Bir takımın sadece kaldığı otele bıraktığı döviz miktarının 40 bin dolar olduğu düşünülürse, 1150 takımın bu yıl toplam 60 milyon dolardan fazla para bırakacağı tahmin ediliyor.

Belek bölgesinde futbol turizmini ilk başlatan tesis olan Adora Otel’in futbol koordinatörü Anıl Tontu, otellerin artan talep nedeniyle kiralama yöntemine başvurduğunu söylüyor. Kendilerinin 92′de ilk takımı getirdiklerinde sadece bir sahaya sahip olduklarını söyleyen Tontu, “Bugün toplam 4 sahamız bulunuyor. Otel içindeki saha bize ait, dışarıdaki üç saha ise kiralama yöntemiyle kullanılıyor.” diyor. Alternatif sahaların bölge halkı için yeni imkânlar sunduğunu dile getiren Tontu, ancak son dönemde kiralarda fazla artış yapıldığını anlatıyor. Tontu, “3 yıl önce 1 liraya kiraladığımız saha için şimdi 5 lira istiyorlar.” diyor.

Antalya’nın Belek beldesinde arazisi olan köylüler de, topraklarını futbol sahası yapması için otellere kiralıyor. Toprak sahiplerinin yıllık kazançları 50 dönümlük bir arsa için 15-20 bin dolar arasında değişiyor. Geçimini çiftçilik ile temin eden köylüler için futbol sahaları yeni gelir kapısına dönüşüyor. Kiraya verilen arazilerden zahmetsiz bir kazanç elde ediliyor.

Kendisine ait 56 dönümlük araziyi bir otele kiraya veren Hasan Çapıt, “Kiraya veren kazanıyor. Çünkü çiftçi bitik. Temiz kazanç. Masrafı yok.” diye konuşuyor. Üç yıl önce kiraya verdikleri arazi üzerinde domates yetiştirerek geçinmeye çalıştıklarını ifade eden Çapıt, “Kışın turist olmuyor ama futbolcular geliyor. İşi olmayana gelir kapısı açıldı. Ayrıca köylüler, sahalarda iş de bulabiliyor.” diyor.

Otellerin futbol sahası için kiralama yöntemini kullanmaya başlaması arazileri değerlendirmiş. Dönümü arazinin durumuna göre değişiyor. Yola yakın olan arazinin dönümü 200 bin YTL’ye kadar çıkabiliyor. Daha içerilerde kalanların fiyatları ise daha mütevazı seviyelerde. Arazi sahipleri 3 ila 5 yıl arasında değişen sürelerde anlaşma imzalıyor. Arazilerine yapılan hiçbir masrafa karışmıyorlar. Dünya üzerinde her yıl 5 binin üzerinde takım farklı ülkelerde kamp yapıyor. Türkiye bu rakamın yüzde 25′lik dilimini kendisine hedef olarak belirlemiş.

Akdeniz Turistik Otelciler Birliği Başkanı Osman Ayık, “Geçen sene Türkiye’ye 700′e yakın takım gelmişti. Bu yıl da tahminlerimiz bu sayının bini geçeceği yönünde. İnanıyorum ki bu da gerçekleşecek.” diyor.

2006 sezonunda Türkiye, Almanya, Hollanda, Avusturya, Arnavutluk ligleri başta olmak üzere tüm Avrupa ülkelerinden, İskandinavya’dan, Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan, Rusya, Japonya ve Kore gibi Uzakdoğu ülkelerinden ve Dubai’den futbol takımları kamp için Antalya’ya gelecek.

Antalya’yı tercih edecek ünlü kulüpler arasından bazılarının isimleri şunlar; Werder Bremen, PSV Eindhoven, Kaiserslautern, Spartak Moskova, Göteburg, Dinamo Moskova, Zenit, Busan İcons (Kore), Dinamo Zagrep, Levski Sofia, Kopenhagen, Samsung, Arsenal Kiev, Rapid Bukreş, OFK Belgrad. Dubai’nin en ünlü ve en zengin kulübü olan Al-Ahli takımı da kamp için Antalya’ya geliyor.

Belek kampları Türkiye liglerinde top koşturan yerli kulüplerin de vazgeçilmezleri arasında. Süper Lig başta olmak üzere birinci, ikinci ve üçüncü ligde top koşturan yerli takımlar, devre arası kamp dönemini bu bölgede değerlendiriyor. Bölge son iki yıldır Çin ve Kore kulüplerinin de vazgeçilmezleri arasına girmeye başladı. Kore’de takım çalıştıran Tınaz Tırpan’ın tanıtım faaliyetleri ile ülkemizin bu zenginliğinden haberdar olan Kore’den ve Çin’den bu sene de gelmesi kesinleşen takımlar var.

Her iki ülkenin futbol takımlarının Antalya’ya gelecek olması turizmciler için farklı bir anlam taşıyor. Zira takımların ortalama kamp süreleri 2 ila 3 hafta arasında değişirken Çin ve Kore takımları tam üç ay bölgede kalıyor. Bir başka ifade ile otellerin bomboş geçirdikleri hatta bazılarının kapandığı kış aylarının tamamını kapsayan bir dönemde kamp için ülkemizde bulunuyorlar. Bunu iyi gören bazı turizmciler, bu ülkelerden takım getirerek kış aylarını daha verimli ve dolu geçirmek için çalışma yapıyor.

Alıntıdır.

Turizmdeki Gerçekler

Turizmdeki sıkıntılı günleri; kriz, durgunluk, geçici bir dönem, dönüm noktası gibi çeşitli ifadelerle yorumlayan görüşler ortaya konmaya başladı

Acaba doğrusu ne?

Melese basında ve camiamızda kuş gribi ve karikatür olayları etrafında değerlendirilirken, bazı turizmciler gerçek durumun bundan çok farklı olduğunu ve sürecin yıllar öncesinden başladığını vurguluyorlar

Geçtiğimiz günlerde turizmciler Antalya Belek’te bir araya gelerek turizmde gerçek durumu konuştu.

Toplantıda konuşanların çoğu kuş gribi ve karikatür olaylarının bardağı taşıran son damla olduğunu söyledi.

Fiyat/ Kalite ve memnuniyet

Daha önce kriz dönemlerinde yapılan konuşmalardan ve yaklaşımlardan daha nitelikli olarak değerlendirebileceğim toplantıda en dikkat çekici konu, turistin memnuniyetsizliği ve hizmet kalitesi üzerine yapılan uyarılar oldu. Bu konuda söz alan turizmciler bu alanlarda zayıflandığını belirtiyorlardı. Ve çevre, altyapı sorunlarının yarattığı olumsuzluklar da çok etkili olmuş…

Bu neden önemli? Çünkü yurtdışındaki operatörlerin bizi en çok övdükleri konu bu idi. 2006 için Türkiye’ye gelme kakarı alıp da vazgeçenlerin, rakip destinasyonlara giderek memnun dönmeleri halinde bu konu daha da öne çıkacaktır.

Bazı araştımalar da buna işaret ediyor. Örneğin Almanya’da BAT tarafından yapılan bir araştırmaya göre 2005 yılında Türkiye en çok talep edilen destinasyon içinde Yunanistan, İtalya gibi rakiplerinini önünde yer alıyor. Ama memnuniyette bu ülkelerin gerisinde.

Fiyat avantajı elimizden çıkıyor mu

Diğer yandan toplantıda söz alan bazı turizmciler de fiyata yönelik avantajın ortadan kalkmaya başladığını ileri sürdüler. Turizmciler, son yıllarda Türkiye paketlerinin fiyatlarında yükselme yaşanırken, rakiplerin fiyatlarını aşağı revize ettiğini belirtiyorlar…bir de vergiler vb etkilerle yükselen maliyetler ve kur dezavantajları var ki…

Bilgilendirme kaygı yarattı

Toplantıda durgunluğun gerçek nedenleri arasında sayılmayan ama sonuçları itibariyle olumsuzluk yaratan kuş gribine ilişkin önemli bir değerlendirme de yapıldı. Tur operastörleri grip olaylarının başından titbaren bilgilendirmenin yeterince yapılmadığı ve önce ‘yok’ ardından da ‘var’ denilen süreçte tüketiciye verilen bilgi karmaşasının ardında güven unsurunda zayıflama olduğunu ifade etti.

Başbakan’ın önüne konan veriler

Toplantıda aktarılan bir olaya göre, Başbakan ile bir kurum başkanı arasındaki tartışmada; turist sayısı düşüyor diyen konuşmacıya Başbakan ‘doğru söylemiyorsun, turist sayısında artış var’ diyerek itirazda bulunmuş…Tartışma sonrasında anlaşılmış ki Başbakan’ın elindeki rakamlar İstanbul’a aitmiş…Gerçek rakamlar gelince Başbakan ikna olmuş…

Şimdi ne olacak?

Bakanlıklar ve idarelerle temasta olan birlik yöneticileri tur operatörlerine destek verilebileceğini, hatta KDV ve vergiler konusunda girişimler olabileceğini belirtirken, turizmciler hizmet kalitesi, yatırımlar, tanıtımın farklılaştırılması gibi alanlarda da yapılması gerekenler olduğunu vurguladılar.

Kötü geçeceği bir yıl öncesinden tahmin edilen sezonun canlandırılması için girişimler geç başlasa da önümüzdeki günlerde ciddi önlemlerin duyulması olası. En azından başlangıçta ‘hedeflerden sapma yok’ diyen kurumların turizmcileri ciddiye alıp konuşması iyi bir gelişme.

Şimdi ‘o eski karlı günler geçti, artık maliyetleri sineye çekemiyoruz’ diyenlerle, pazarın gerçekleri bir araya gelip de bazılarının iflası şeklinde mi yoksa, turizme destek verip herkesi ayakta tutabilecek bir çözüme mi gidileceği önemli.

Mesele sezonu kurtarmaksa bu kolay…Ama daha uzun vadeye bakacaksak gerçek durumun tespitinde yarar var. Bunu da sektörü temsil edenlerin, aklı selim olanların ‘kötü adam’ olma pahasına yapması gerekiyor.

Öte yandan ülke ekonomisindeki ağırlığı turizm kadar olmayan tavukçuluğa verine desteğin turizme de verilmesinin önünde iktisadi, siyasi ve de şahsi hiçbir engel yoktur.