Düzce’nin tarihiDüzce’nin tarihi 14. yy’dan daha gerisine dayanmamaktadır. Ancak Düzce’nin 8 km kuzeyinde yeralan Konuralp kasabasının tarihi MÖ 3. yy’ a kadar dayanmaktadır. Konuralp’in mevcut arkeolojik eserlerden saptandığı kadarıyla zengin bir tarihi vardır. Konuralp M.Ö. 74 yılına kadar Bilecik, Bolu, Kocaeli ve Sakarya şehirlerini kaplayan bir alanda hakimiyet süren Bitinya Devleti’nin önemli şehirlerinden birisiydi ve adıda ‘Prusias Pros Hypios (Melen Kenarındaki Prusias)’dı. M.Ö. yılında, kısa bir süre Pontus istilasına uğrayan şehir, aynı yıl Roma hakimiyetine girdi. Roma devrinde şehir Latin kültürünün tesiri altında kaldı, adıda ‘Prusias ad Hypium’ olarak değişti. Roma devrinde şehirde Hıristiyanlık hakimiyeti hüküm sürdü. 395′de Roma İmparatorluğu ikiye bölününce şehir Doğu Roma İmparatorluğu’nun sınırları içinde kaldı.

Osman Gazi’nin komutanlarından Konuralp Bey, Düzce ve çevresini Osmanlı topraklarına katma emrini aldı. Bunun üzerine yılları arasında bu yöredeki Bizans tekfurları ile yaptığı savaş sonunda Düzbazar (Düzce Ovası)’ı ve Bizans Prusias’ını fethetti.

Düzce’nin ilk yöneticileri Konuralp Bey, Sungur Bey, Şemsi ve Gündüz Alp’tir.

14.yy.dan itibaren bu bölgeye Konuralp ili ve kısaca ‘Konrapa’ denmiştir. Konrapa Bolu’nun fethinden sonra, Bolu Sancağına bağlı bir nahiye haline geldi.

16.yy.ın ikinci yarısında Düzce kalabalık köyler tarafından ‘pazar’ mahali olarak seçilmiş ve o yüzdende ova ortasındaki köye ‘Düzce Pazarı ‘ denilmiştir.

Düzce; Osmanlı İmparatorluğu döneminde donanmanın kereste gereksinimini karşılamada önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca İstanbul’u, Sivas ve Erzurum’a bağlayan yolun üzerinde olması Düzce’nin önemini arttırmıştır.

18. ve 19. yy.da Düzce ayanların kontrolü altında yaşamıştır.

Düzce’nin ilk yöneticileri Konuralp Bey, Sungur Bey, Şemsi ve Gündüz Alp’tir.

14.yy.dan itibaren bu bölgeye Konuralp ili ve kısaca ‘Konrapa’ denmiştir. Konrapa Bolu’nun fethinden sonra, Bolu Sancağına bağlı bir nahiye haline geldi.

16.yy.ın ikinci yarısında Düzce kalabalık köyler tarafından ‘pazar’ mahali olarak seçilmiş ve o yüzdende ova ortasındaki köye ‘Düzce Pazarı ‘ denilmiştir.

Düzce; Osmanlı İmparatorluğu döneminde donanmanın kereste gereksinimini karşılamada önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca İstanbul’u, Sivas ve Erzurum’a bağlayan yolun üzerinde olması Düzce’nin önemini arttırmıştır.

18. ve 19. yy.da Düzce ayanların kontrolü altında yaşamıştır.

Abdülaziz ve Abdülmecit döneminde, Kafkasya’dan, Doğu Karadeniz’den, Doğu Anadolu’dan ve Rumeli’den gelen göçmenler Düzce’nin nüfusunun artmasında ve şehrin büyümesinde önemli rol oynamışlardır. Hükümet yeni gelenlere ücretsiz toprak sağlamıştır. Düzce’ye göç eden Türkler; Çerkez, Abhaz, Laz, Gürcü, Ordulu, Hemşinli, Batumlu, Hopalı, Tatar, Boşnak, Arnavut ve Bulgar…gibi geldikleri yerlerin isimleri ile anılmışlardır.

Düzce’nin arzetmeye başladığı ticari önem karşısında Rum ve Ermenilerinde şehre yerleşmesiyle birlikte renkli bir sosyal yapı ortaya çıkmıştır.

2. Abdülhamit döneminde Düzce’ye bağlı 137 köy vardı ve 6618 hane ile 36.088 nüfus yaşıyordu.

1869 yılına kadar Düzce nahiye olarak Göynük’e bağlıydı. 1870 yılında kaza oldu ve Kastamonu vilayetinin Bolu Sancağı’na bağlandı.

Düzce’de yaşayan Abhazların ileri gelenlerinden Elbuz Bey ailesinden Behice Hanım saraya giderek 2. Abdulhamit’le evlendi.

1915 yılında hükümetin emriyle Düzce’deki Ermeni Mahallesi (İcadiye Mahallesi) boşaltıldı.

30 Ekim 1918′de Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasıyla Fransız askerleri komşu kazalara kadar çıkartma yaptılar. Bu dönemde Bulgaristan göçmeni Nuri Bey, Düzce Müdafa-i Hukuk Cemiyetini kurdu.

Milli Mücadele döneminde Düzce’de haraketli askeri ve siyasi gelişmeler yaşandı.

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Düzce ilçesi Bolu vilayetine bağlandı. Düzce’nin ilk Kaymakamı Midhad Kemal Bey’dir.

Cumhuriyet dönemi boyunca, Düzce sanayi ve ticari alanda sürekli bir gelişme ve büyüme yaşadı. Düzce’nin güçlü ekonomik yapısının yanında sosyal faaaliyetler alanında sürekli bir hareketlilik yaşanmaktadır. Bu özellikleri itibariyle Düzce tarih sayfasına 1950’den itibaren “İL” olarak geçme isteğinde bulunmuştur.

Düzce 1944 Düzce Depremi, 1957 Abant Depremi, 1967 Adapazarı Depremi ve 17 Ağustos Körfez Depremlerinden büyük ölçüde etkilenmiştir. 12 Kasım Düzce Depremi ise şehri yerle bir etmiştir.

Deprem yaralarının daha kolay ve hızlı sarılabilmesi amacıyla Bakanlar Kurulu kararınca Düzce “Türkiye’nin 81. İLİ” olmuştur.

Düzce’nin nüfusu

Büyük göç hareketlerinin başlatan Osmanlı-Rus savaşları (1877 – 1878) sırasında Anadolu’ya Abaza, Çerkez, Gürcü, Laz, Boşnak, Arnavut, Tatar, Kürt, Makedon ve Rumeli göçmenleri gelmişlerdir. Göçmenlerden bir kısmı Bolu İline, durumları iyi olmayan Kırım, Kafkasya ve Rumeli göçmenleri ise Düzce Ovası ve Akçakoca çevresinde çoğunlukla orman açmalarına yerleştirilmiştir. 1830 ve 1864 yıllarındaki göçlerden sonraki bu büyük göçler,Abdülaziz döneminden II.Abdülhamit dönemine kadar sürmüştür

1924 ve 1940 lardaki göçlerden sonra 1946 ve 1952 yıllarında Bulgaristan, Yugoslavya ve Yunanistan’dan gelenler olmuştur.

Doğu Anadolu’dan gelen Ermenilerin de Düzce, Adapazarı ve İzmit’e yerleşmesiyle Düzce Ovasında etnik çeşitlilik artmıştır. Bu dönemde bir nahiye ve 133 köyü ile Düzce nüfusu 34861′dir. yılları arasında İsmail Kemal Beyin çalışmaları ile Düzce’ye yeni bir kasaba kimliği kazandırılmış, Cedidiye, Şerefiye, Nusretiye ve İcadiye gibi yeni mahalleler oluşturulmuştur.

Türkiye genelinde en kalabalık yaş grubu 15-19 yaş grubu olduğu halde, Düzce’de en kalabalık grup 20-24 yaş grubu olduğu halde, Düzce’de en kalabalık grup 20-24 yaş grubuna kaymaktadır. Diğer taraftan bu görünüm kent merkezi, ilçe merkezleri ve köyler için çok büyük farklılıklar göstermektedir. Bu farklılıkların nedeni, özellikle kent merkezi ve ilçe merkezlerinin nüfus hareketliliğine çok açık oluşudur. Nüfusun bu hareketliliğine 12 Kasım depreminin de katkı yaptığı söylenebilir. Nüfus hareketlerindeki bu kararsızlık Düzce köylerinde daha azdır.

Düzce genelinde hanelerin yüzde 25,7’si 4 kişilik haneler, yüzde 67,6’sı da 4 veya daha az üyeli hanelerdir. Kent merkezinde 5 kişilik hanelerin payı yüzde 37’ye çıkmaktadır. Köylerde en yaygın aile büyüklüğü tipi 5-6 kişilik ailelerdir (yüzde 29,8). Diğer taraftan, Düzce genelinde 7 ve daha fazla üyeli ailelerin payı yüzde 12,9 iken, bu pay ilçe merkezlerinde yüzde 8,2’ye, kent merkezinde yüzde 5,4’e düşmekte, köylerde ise yüzde 19,8’e kadar çıkmaktadır. Büyüklük olarak Düzce köyleri geleneksel yapıyı korumaktadır.

Benzer şekilde, Düzce kent merkezi ortalama yaşı, Düzce köyleri ortalama yaşından 0,039 anlamlılık düzeyinde düşüktür. Düzce’de de köylerde yaşlı nüfus yaşamakta, genç nüfus başka yerlere göçmektedir. 1998’e göre hane halkı büyüklükleri Türkiye geneli için 4,3’tür. Düzce araştırmasında hane büyüklüğü ortalama 4,33 kişi olarak bulunmuştur.

Düzce’nin demografik yapısı ile ilgili gösterge değerleri için beklenti, İlimizin coğrafi konumuna uygun olarak, ülkemizin gelişmiş bölgesi olan Batı Anadolu değerlerine yakın olmasıdır.

12 Kasım 1999 depremi Düzce’yi derinden sarsmıştır. Çok yüksek sosyal ve demografik hareketliliği olan İlimizin sosyal ve demografik yapısı yeni bir dengeye kavuşmak üzere hareketliliğini sürdürmektedir.

Düzce’nin nüfus artış hızı yılları arasında Türkiye nüfus artış hızına çok yakındır. 1935 yılından sonraki Genel Nüfus sayımı yıllarında Düzce nüfus artış hızı hep Türkiye Nüfus artış hızının altında kalmıştır. Özellikle 1960’dan sonra dönemi dışında, nüfus artış hızında ciddi bir yavaşlama izlenmektedir.

Düzce nüfusunun yarısı köylerde yaşamaktadır. Geri kalan yarısı da, yine birbirine yakın miktarlarda il merkezi ve ilçe merkezlerinde yaşamaktadırlar. Yerleşim yerlerinde nüfusun dağılımı cinsiyete göre farklılık göstermemektedir. İl nüfusunun kent merkezinde yığılma eğiliminde olması nüfusun kır-kent dağılımının giderek bozulması riskini taşımaktadır.

Kırsal alandan kentlere doğru bir akım vardır. Kırsal alanın boşalmasına, kentlerinde üretici olmayan bir kalabalıkla dolmasına neden olabilir. Bunun sonucu olarak, kentler plansız büyüme sürecine girerek uygur bir kent olmaktan çok, uygar hizmetlerin verilemediği çok kalabalık köylere dönüşür.

Göç, Düzce İlinde durmamakta, Düzce dışına da taşmaktadır. Genelde Düzce’ye dışardan gelenlerin Düzce’yi atlama tahtası gibi kullandıkları söylenebilir.

Yaş bağımlılık oranı büyük bir genç, üretici insan kaynağının varlığını göstermektedir.

Toplam doğurganlık hızı, çok az olmakla beraber, Türkiye değerlerinin üzerindedir. Özellikle, yaşa özel doğurganlık hızları, genç nüfusun doğurganlık hızının son yıllarda artış eğilimine girdiğini göstermektedir. Kadınların ideal çocuk ortalaması, gerçekleştiği taktirde, nüfus artış hızını sabit veya sıfıra yakın tutacak düzeydedir.

Düzce’de kadınların aile planlaması yöntemleri konusunda bilgi düzeyleri çok yüksektir. Özellikle modern ve etkili yöntem kullanımı Türkiye’dekinden daha yaygındır.

Hem bebek ölümleri, hem de yetişkin ölümleri çok düşük düzeydedir. Doğuşta beklenen ömür süresi çok uzundur.

2000 Nüfus Sayımı – Toplam Nüfus: 314.266